Köşe Yazısı

A+ A-

Simit ve hürriyet

10 Ocak 2018 Çarşamba

Bugün bu ülkede Çalışan Gazeteciler Günü.
Bugün bu ülkede “çalışan” gazetecilerin en kötü günleri.
Gazetecilik de gazeteciler de iktidarın hedefinde ve tehlikede.
İktidar, “çalışan” gazetecileri tek tek topluyor.
Her birine bir suç yakıştırıyor.
Onları süresiz zindanlara tıkıyor.
Bitmek bilmez dava süreçleri boyunca tutuklu yargılıyor.
“Çalışan” gazeteciler... Çalışmasınlar istiyor.
“Çalışan” gazeteciler, kendisi için çalışmadıkça gazeteciden sayılmıyor.
Bugün bu ülkedeki gazeteciler için önemli bir gün.
Onların yasal haklarını düzenleyen 212 sayılı yasanın kabulünün yıldönümü.
Çalışan gazetecilerin işveren karşısında sosyal güvenceleri sağlama alan bu yasa 4 Ocak 1961 yılında düzenlendi.
Yasanın kabulüyle birlikte ülkede ilk kez ve son kez gazete patronları birleşerek ayaklandılar. Ve yasayı protesto için gazetelerini üç gün kapatarak bir çeşit grev ilan ettiler.
Buna karşılık gazeteciler, dizgicisinden muhabirine bir araya geldiler ve o üç gün boyunca “Basın” adlı bağımsız ve patronsuz bir gazete çıkarttılar, kendi haklılıklarını anlattılar.
1961’de... Bundan tam 57 yıl önce...
Bambaşka bir Türkiye’de...
Bambaşka gazeteciler ve her şeye rağmen bambaşka bir hukuk devleti vardı.
Basın tarihine gazetecilerin ve hukukun zaferi olarak kazınan ve “Dokuz patron olayı” adı verilen meselenin üzerinden yıllar geçti.
Bu süreçte gazeteciler ve patronlar ve devlet ve hukuk...
Hepsi o zamanlar asla hayal edilemeyecek kadar korkunç bir noktaya geldi.
Bugün...
Bir avuç gazeteci “Patronsuz” bir gazetede “gazetecilik” yaptığı için tutuklanan arkadaşlarını iktidarın elinden kurtarmaya çalışıyor.
Onların gazeteci olmadıklarını iddia eden iktidarın ele geçirdiği ve rezil ettiği hukuku her şeye rağmen işletmeye çalışıyor.
Bugün o bir avuç gazeteci...
Sendikal haklarını, sektördeki gelir adaletsizliğini, çalışma şartlarını ya da meslek etiğini masaya yatıracaklarına...
Basın emekçilerinin aradan geçen yarım asırda neler kazanıp neler kaybettiklerini tartışacaklarına...
Hep birlikte davranıp sisteme karşı yeni başarılar kazanacaklarına...
Basın tarihine yeni zaferler yazmak için dişlerini tırnaklarına takacaklarına...
Nefeslerini tutmuş...
Gazetecilikten yargılanan arkadaşlarını, onların gazetecilikten yargılanmadığını iddia eden bir iktidarın elinden kurtarmaya çabalıyorlar.
Başka gazetecileri bu hukuksuz yargıya kurban vermemek için uğraşıyorlar.
Çalışan Gazeteciler Günü’nde...
Çalıştırılmayan gazetecilerin, tehdit edilen gazetecilerin, işsiz bırakılan gazetecilerin, susturulmaya çalışılan bir gazeteciliğin...
Yılmadan hesabını soruyorlar.
Ve kasten susan... İktidarın dediğini yapan... Meslek etiğini hiçe sayan soysuzlaşmış bir basının yasını tutuyorlar.
1961 yılında...
Patronlarına karşı sokaklara dökülen gazetecilerin ellerinde pankartlar vardı.
Pankartlardan birinde şu yazılıydı.
“Simidimiz ve hürriyetimiz için.”
Bugün hâlâ gerçekten gazetecilik yapan ve bu uğurda bildiğinden şaşmayan tüm gazetecilerin alnında, bir fazlasıyla aynı şey yazıyor.
Simidimiz ve hürriyetimiz için.
Ve...
Sizin simidiniz ve hürriyetiniz için.

Tümü Mine Söğüt - Son yazıları

Biz domuz da yeriz sizi de yeriz 19 Ocak 2018 Cum
Çaresizliğin tadı 17 Ocak 2018 Çar
Diyanet kapıyı iki kere çalar 12 Ocak 2018 Cum