Köşe Yazısı

Kapat
A+ A-

ABD’de ücret eşitsizliği

10 Ocak 2018 Çarşamba

Amerikan ekonomisinde açık işsizlik oranı tarihsel olarak en düşük düzeye indi. Almanya’da da benzer şekilde işsizlik oranının yüzde 4.5’e değin gerilemesi, küresel ekonomide durgunluğun geride kaldığı ve kapitalist metropollerin yeniden yapılanma sürecini tamamlamakta olduğu yorumlarını da beraberinde getirdi.
Bu süreçte Amerikan ekonomisinde işgücüne katılım oranının son on yılda yaklaşık 10 puan gerilemiş olması ve dolayısıyla işsizlik oranının aşağıya çekmesi şu aşamada teknik bir detay olarak değerlendirilir. Kanımca bu aşamada sorulması gereken soru şudur: hangi istihdam ve hangi ücret düzeyinde?
Amerika’da reel ücretlerin artış hızının son çeyrek yüzyıl boyunca üretkenlik kazanımlarının gerisinde kaldığını ve Amerikan milli gelirinden emeğin aldığı payın süratle gerilemekte olduğunu biliyoruz. Esnekleştirilmiş ve güvencesizleştirilmiş istihdam biçimleriyle Amerikan işgücü piyasaları, ücret maliyetlerinin baskılandırıldığı bir ortamda kapitalizmin gereği yüksek kârlılığı koruma altına alabilmiştir.
Ancak sorun sadece ücretlerin geriletilmesiyle sınırlı değil. Bunun da ötesinde, işgücü piyasalarında emekçiler arasında cinsiyete ve etnik ayırımcılığa dayalı sömürü biçimlerinin de derinleşerek sürdürüldüğü görülmekte. Örneğin, Merkezi Vaşington’da olan ve emek yanlısı çalışmalarıyla tanınan Economic Policy Institute, Amerikan ekonomisindeki esnekleştirilmiş istihdam biçimleri ve ücret eşitsizliğiyle ilgili önemli bir veri seti yayımladı.
EPI verileri, ortalama olarak bakıldığında, siyahi kadın emekçilerin beyaz erkek çalışanlara görece her bir dolarlık ücret geliri başına sadece 67 cent kazandıklarını; yani ortalama yüzde 33 daha düşük ücretle çalıştıklarını belgeliyor. Dikkat edelim, söz konusu hesaplama “güvenceli – formel işler” için geçerli olup çoğunlukla göçmen ve alt sınıflara mensup kadın emekçilerin yoğun olarak istihdam edildikleri yarızamanlı, esnekleştirilmiş ve çoğu zaman da kayıt dışı, geçici istihdam biçimlerini kapsamamaktadır. Bu farklılık Amerikan siyahi kadın emekçilerin karşı karşıya kaldıkları iki yapısal eşitsizliği bir arada dile getiriyor: Bir yanda cinsiyet ayırımcılığı, diğer yanda ise etnik kökenli ırk ayırımcılığı. Aşağıdaki grafik siyahi kadın ve beyaz erkek çalışanların formel işleri arasında dahi, cinsiyete ve ırk ayırımcılığına dayalı çok belirgin farklılıkların söz konusu olduğunu belgeliyor.

[Haber görseli]

Grafikte geçen veriler en “yüksek” ücretli (avukatlar, cerrahlar, finansal danışmanlar gibi) meslekler dahil, siyahi kadınların uğradığı ayırımcılığın hemen her alanda yaygın olarak gözlemlendiğini belgeliyor.

***

Sözlerimizi daha genel bir tespit ile tamamlayalım. Kapitalizmin küresel tarihi kapitalist birikim rejiminin başlıca iki kısıt tarafından engellenebileceğini gösteriyor: emek arzının daralması ve talep yetersizliği. Emek arzının yüksek tempoda sürdürülmesi sadece ücretlerin bastırılması yoluyla artık değer yaratılmasını sağlamakla kalmıyor, aynı zamanda işsizlik tehdidi ile emekçi sınıfların güvencesizleştirilmesini ve sınıfsal tepkilerinin disipline edilmesini kolaylaştırıyor. Kapitalizm tarih boyunca emek arzı temposunu yükselterek, “işsizler ordusunu” yedekte hazır tutacak mekanizmaları devreye sokabildi. Kapitalizmin ilkel birikim aşamalarında sömürgecilik ve sömürgelerden aktarılan esir emeği; İkinci Dünya Savaşı sonrasında kadın emeğinin işgücüne katılmasının önünün açılması; günümüzde de artan göç dalgaları sayesinde elde edilen işgücü fazlası, kapitalist metropollerde yedek işsizler ordusunu oluşturmakta ve esnekleştirilmiş hazır kıta emekçilere güvencesiz istihdam ve düşük ücret koşullarını dayatabilmekte.
Ücret gelirlerinin düşürülmesinin yol açabileceği talep yetersizliği sorunu ise şimdiye kadar “borçlanma” olanaklarının devreye sokulması ve emekçilerin gelirlerinin üzerinde tüketim yapabilecekleri finansal ürünlerin geliştirilmesi sayesinde olası kılındı. İşgücü piyasalarında esnekleştirme ve tüketici piyasalarında da finansallaştırma mekanizmaları sayesinde kapitalizm kaçınılmaz krizlerini şimdilik bir kez daha erteleme fırsatını kullanıyor, –yükselen toplumsal dışlanma ve şiddet pahasına.

Tümü Erinç Yeldan - Son yazıları

Her şey borçla başladı… 19 Eylül 2018 Çar
İki büyüme öyküsü: ABD ve Türkiye 12 Eylül 2018 Çar
SEKA gerçeği, yıllar eskitemeden 5 Eylül 2018 Çar