Ayşe Yıldırım

Çocuğun gördüğü düştür, barış...

25 Ocak 2018 Perşembe

Yunanistan diktatörü Metaksas’ın Atina’daki Zeus Tapınağı’nda törenle yaktığı kitaplardan biri de ona aitti.
O yüzden inanır, hapishanelerin onarılıp kitaplıklar yapılması anlamına geldiğine “barış”ın.
Şairdi ama İkinci Dünya Savaşı’nda Alman işgalcilerine karşı yurdunu savunmak için mücadele etmişti. Havan toplarının açtığı çukurlara ağaçlar dikildiğinde “barış”ı beklemesi bundandır.
Yunanistan iç savaşında faşistlere karşı özgürlük ve demokrasi cephesinde yer almıştı.
Bu nedenle çok iyi bilir akşamüstü eve dönen bir babanın “barış” demek olduğunu.
Yenildikleri için yıllarca Limni, Makronisos ve Ayios Stratis adalarındaki hapishanelerde tutsak olarak yaşadı. Belki de bundan dolayı bilir saat başında pencereyi ancak “barış”ta açmanın mümkün olduğunu. Bütün bir yaşamıyla öylesine derinden öğrenmiştir ki ünlü Yunanlı şair Yannis Ritsos “barış”ın “dünyanın masasındaki ekmek” olduğunu...
Gözlerini kan bürümüş insanların savaşa, ölüme methiyeler düzdüğü... Çocukların düş görmek yerine bomba uğultularıyla uykularının bölündüğü gecelere terk edildiği, annelerinin gülümsemesinin solduğu bir coğrafyada... Hem de “barış” demenin “vatan hainliği”, “terör destekçiliği” sayıldığı bugünlerde, içiniz biraz ısınsın diye sizleri, Özdemir İnce’nin tanımıyla “Yunanlıların Nâzım Hikmeti Yannis Ritsos’un “Barış” şiiriyle baş başa bırakıyorum.

Çocuğun gördüğü düştür barış.
Ananın gördüğü düştür barış.
Ağaçlar altında sevdalıların sevda sözleridir
barış.
Gözlerinin içinde uçsuz bucaksız bir gülümseme
elinde yemiş dolu bir zembil
ve alnında ter tomurcukları
-pencerede suyu soğutan testideki damlalar gibiakşamüstü
eve dönen babadır
barış.
Dünyanın yüzünde yara izleri kapanırken
ağaçlar diktiğimizde havan mermilerinin kazdığı
çukurlara
yangının kavurduğu yüreklerde ilk tomurcuklarını
açarken umut
ve ölüler kanlarının boşa gitmediğini bilerek
yana dönüp içerlemeksizin uyuyabildiklerindedir
barış.
Barış yemek kokusudur tüten akşamleyin
arabanın yolda durmasının korkutmadığı
kapı çalınmasının dost demek olduğu
ve pencereyi saat başı açmanın,
renklerinin uzaktaki çanlarıyla
gözlerimizin bayram etmesini sağlayan
gökyüzü demek olduğu zamandır
barış.
Barış bir bardak sıcak süt ve bir kitaptır uyanan çocuk
önünde.
Başaklar birbirlerine eğilip “İşte, ışık, ışık, ışık!” dedikleri
ve ufuk çemberi ışıkla dolup taştığı zamandır
barış.
Hapisaneler onarılıp kitaplıklar yapıldığı zaman
eşikten eşiğe bir türkü yükseldiği zaman geceleyin,
cumartesi akşamları mahalle berberinden çıkan yeni
tıraş olmuş
bir işçi gibi baharda ay buluttan çıktığı zamandır
barış.
Geçmiş gün
yitirilmiş bir gün olmadığı
sevinç yapraklarını akşamın içine salan bir kök
ve kazanılmış bir gün, hak edilen bir uyku olduğu
zaman
acıyı kovmak için zamanın dört bir bucağından
güneşin hemen ayakkabılarını bağladığını duyduğun
zamandır
barış.
Barış ışınlar demetidir yaz ovalarında
iyilik alfabesidir tanın dizlerinde.
“Kardeşim” dediğin – “Yarın kuracağız” dediğin
zaman
kuracağız dediğimizi kurunca türkü çağırdığımız
zamandır
barış.
Ölüm yüreklerde az yer kapladığı
ve güvenli parmaklarla mutluluğu gösterdiği zaman
bacalar,
ikindi vaktinin büyük karanfilini
ozan ve proleter aynı şekilde kokladığı zamandır
barış.
İnsanların sıkışan elleridir barış
dünyanın masasındaki ekmektir
gülümsemesidir annenin.
Budur yalnızca.
Başka bir şey değildir barış.
Ve toprakta derin yarıklar açan sabahlar
tek bir sözcük yazarlar:
Barış. Başka bir şey değil. Barış.
Dizelerimin rayları üzerinde
buğday ve güller yüklenmiş
geleceğe doğru yol alan trendir barış.
Kardeşlerim,
barış içinde derin derin soluk alıyor
tüm dünya bütün düşleriyle.
Verin elinizi kardeşlerim,
işte budur barış.



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Son bir soru ve veda 13 Eylül 2018
Siyasal yangın 30 Ağustos 2018

Günün Köşe Yazıları