Köşe Yazısı

Kapat
A+ A-

Yasaklı bir şarkı açın; televizyonu da camdan atın

02 Mart 2018 Cuma

Terör marifetiyle altı üstüne gelmiş bir ülkede yaşıyorsunuz.
Olağanüstü hal bahanesiyle demokratik tüm haklarınız gasp edildi. Sağınız solunuz neden tutuklandığı meçhul insanlarla dolu.
Hukuk sisteminiz yerle bir.
Haber alma özgürlüğünüz bitmek üzere.
Tuhaf bir darbenin gölgesi kâbus gibi üzerinizde.
Can güvenliğiniz yok.
Her an biri sizi yerli yersiz ihbar edebilir.
Cumhurbaşkanına hakaret ettiğiniz bahanesiyle ya da terör örgütüne yardım ve yataklık yaptığınız ya da halkı savaştan soğuttuğunuz gerekçesiyle içeri alınabilirsiniz.
Sizi uzun süre gözaltında tutabilirler.
İsterlerse aylarca tutuklu alıkoyabilirler.
Yargısız infaz edebilirler.
Tanıdıkları tek kanun kanunsuzluk.
Hesap soramazsınız. Hakkınızı arayamazsınız.
Böyle bir ülkede yaşıyorsunuz...
Ve televizyonda, yoksul bir mahallede geçen, kabadayıların bol çatışmalı mafyatik hayatını anlatan bir dizi izliyorsunuz.
Dizide tabancalara, tüfeklere övgüler düzülüyor.
İyi kalpli” gangsterlerin silah kaçakçılığı yapması vaka-i adiye sayılıyor.
Onca silahın nereden gelip nereye gittiği; hangi işlerde kullanıldığı üzerine hiçbir hikâye kurulmuyor.
Terör yüzünden altı üstüne gelmiş bir ülkede yaşıyorsunuz.
Severek seyrettiğiniz dizide silah kaçakçılığının korkunç trafiğinde kan gövdeyi götürüyor, siz dizinin müziklerine bayılıyorsunuz.
Her saniyede onar beşer adam ölüyor,
o ayrı ayrı beğendiğiniz kahramanlar cesetlerin üzerinden atlaya atlaya duygusal sahnelere yürüyor.
Ve RTÜK... O dizide... Bir kadınla adam öpüştü diye... Bir kadınla adam öpüştü diye... Bir kadınla adam öpüştü diye...
Ceza kesiyor.

***

Kadınların kapanarak özgürleşeceğine ikna olarak düşülen bir tuzağın dibinde çırpınırken...
Çocukların kaç yaşında evleneceğini tartışan...
Otobüslerden hastanelere, okullardan düğünlere kadınlarla erkekleri bir arada görmeye dayanamayan...
Erkeklerin kadınlardan hangi koşullarda tahrik olacağı konusunda ahkâm keserken ne aile ne de çocuk tanıyan...
Ahlak dendiğinde her türlü ahlaksızlığı hatırlayan cahil bir güruhun aklıyla kendini ifade eden bu sistemin pençesinde...
Televizyondan savaşı naklen seyrettiğiniz...
Şarkı sözlerine kadar inen bir sansürle yaşamaya boyun eğdiğiniz..
Ve size sunulan her şeyi hiç sorgulamadan “severek” izlediğiniz sürece...
Yaşadığınız ülke asla “iyi” bir yer olmayacak.
Bir şeylerin değişmesini istiyorsanız önce kendinizi değiştirin.
Mesela...
Şimdi müzik sisteminizi açın ve TRT’de yasaklanan şarkıların içinden rastgele birkaç tanesini seçip dinlemeye başlayın.
Aşktan, şaraptan, sigaradan bahseden
o şarkıları dinlerken içiyorsanız bir sigara yakın, seviyorsanız kendinize bir içki koyun, varsa sevgilinize iyice sokulun.
Ve o televizyonu...
Salonunuzun ortasındaki, yatak odanızdaki, mutfağınızdaki, çocuğunuzun odasındaki, beyninizin içindeki, kalbinizin üstündeki, böğrünüzdeki, ensenizdeki televizyonu...
O televizyonu...
O televizyonu kaldırıp camdan atın.
Terör marifetiyle altı üstüne gelmiş bir ülkede, hatta bir dünyada yaşıyorsunuz.
Terörün gerçekte ne olduğunun, ne işe yaradığının, hayatınıza nereden sızdığının farkına bir zahmet artık varın.