Çiğdem Toker

Cumhur = AKP+MHP seçmeni

14 Mart 2018 Çarşamba

Mühürsüz oy pusulasını legal çerçeveye oturtan (böylece şaibeli 16 Nisan referandumundaki şaibeyi zımnen teyit eden), aynı apartman sakinlerini farklı sandıklara dağıtma yetkisi veren, seçim çevresi kavramını sandığın konulduğu odaya dek daraltan, sandık kurullarında siyasi parti temsilcisini kaldırıp tamamını atanmış memurlardan oluşturan, yalnızca sandık kurulu yetkilisine değil vatandaşa da ihbar yoluyla polis çağırma hakkı veren “Cumhur İttifakı” TBMM Genel Kurulu’nda yasalaştı.

***

Haklı çıkmanın insanın keyfini ziyadesiyle kaçırdığı durumlar vardır.
İki hafta önce, teklif Komisyon’a geldiğinde, bu köşedeki yazıda şöyle bir paragraf yer aldı:
“Olağanüstü bir durum yaşanmazsa, bugün görüşülmeye başlanacak kanun teklifi, CHP ile HDP temsilcileri ne kadar itiraz ederlerse etsinler, ne kadar aleyhte konuşurlarsa konuşsunlar, ne kadar süreci uzatmaya çalışırlarsa çalışsınlar ve bunların neticesinde ne kadar gerilimli ortamlar yaşanırsa yaşansın, aritmetik üstünlükle Meclis’te yasalaşacak. (...) Meclis çatısı altında ne kadar büyük kavgalar, tartışmalar, laf atmalar, bu laf atmalardan kaynaklı molalar, ara vermeler, ertelemeler yaşanırsa yaşansın, en nihayetinde bu metin iktidar partisinin aritmetik üstünlüğü ve hiyerarşik yapısıyla yasalaşacak. Oyları ‘hayır’ bile olsa, ana muhalefet partisinin Meclis’teki varlığı, gelinen noktada anayasaya aykırı bu kanun teklifinin yasalaşmasında araçsal bir işlevi kendiliğinden üstlenmiş olacak.”

***

Tam olarak böyle oldu. Cumhur’u “eşittir AKP+MHP seçmeni” olarak tarif etmiş olan bu teklif, takvim/saat taktiği gözetilerek cumhurdan kaçırıldı. Aksine karar alınmadıkça pazartesi günleri çalışmayan, (Meclis TV’nin de yayın yapmadığı gün) TBMM Genel Kurulu emrivakiyle çalıştırıldı. Milletvekilleri doğru düzgün bilgilendirilmeden, aralıksız 20 saat çalışmaya zorlandı. İtirazlar işe yaramadı.
Salı günü görüşülse, Meclis TV’den Türkiye’nin her yerindeki vatandaşların, gerekirse internetten de izleyebileceği bu oturumu, canlı olarak izleme imkânı ortadan kaldırıldı.
İzmir Milletvekili Musa Çam’ın, “Cumhur ittifakını” eleştirirken Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Erdoğan’ın vaktiyle MHP Genel Başkanı Bahçeli hakkında telaffuz etmiş olduğu ağır ve nezaket dışı ifadeleri -Bahçeli’ye “bizim hiçbir zaman saygıda kusur etmediğimiz” ifadesini kullanmasına rağmen- hatırlatması, fiziksel şiddete ramak kalan olaylara yol açtı. Herkesin hatırlayacağı kadar kısa bir zaman önce, birbirleri hakkında demediklerini bırakmayan yeni ortakların, bu sözlerden birinin kürsüden hatırlatılması karşısında, itiş kakışlara varan tahammülsüzlüğü, ittifakın nasıl bir zeminde durduğu konusunda çok şey anlatıyor.

***

12 Eylül darbe rejiminin getirdiği yüzde 10 barajına dokunulmaması, “Cumhur ittifakı” formülünde geometrik çarpan etkisi yapıyor.
Malum yasa, seçimlere ittifak ederek giren bir partinin, o seçimde aldığı oy oranına bakılmadan, diğer partinin barajı geçmesi halinde onun da baraj üstü sayılmasını sağlıyor. Böylece yüzde 6 oy oranıyla barajı aşamayacak bir parti, ittifak yoluyla temsil hakkı kazanabilecek. Buna karşılık yüzde 9.9 alan bir parti, eğer ittifak yapmaz ise Parlamento dışında kalacak.
AKP’ye ve onun temsil ettiği her şeye, sonsuz saltanat bahşetmek üzere planlanmış bu kanun, milyonlarca seçmenin iradesini ayaklar altına alıp çiğneyecek, kaldırıp çöpe atacak hükümlerle doludur. Hazin olansa, bu yasanın, bir yıl sonra erişilmek istenen sonuçla tamamen devre dışı bırakılacak TBMM aracılığıyla çıkmış olmasıdır.



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Hoşça kalın 9 Eylül 2018

Günün Köşe Yazıları