Köşe Yazısı

Kapat
A+ A-

Diriliş?

02 Nisan 2018 Pazartesi

Geçen hafta CHS ve AKP Başkanı Erdoğan, partisinin Doğu Karadeniz’deki il kongrelerinde Afrin zaferiyle birlikte AKP’nin metal yorgunluğunu arkada bıraktığını ve bir diriliş dönemine girdiğini açıkladı.
Ancak AKP’nin kullandığı birçok kavram, örneğin, Kutlu Yürüyüş gibi, dirilişin de içeriği kamuoyuna açıklanmadı.
Oysa kavramın siyasal İslamda özel ve önemli bir yeri var.
Bu konuda ilk başvurulması gereken kaynak, adı neredeyse diriliş ile özdeşleşen İslamcı şair, düşünür ve yazar Sezai Karakoç’tur. 1950’lerden başlayarak fırsat buldukça Necip Fazıl Kısakürek ile birlikte çalışan, 1968’de, şimdiki TBMM Başkanı İsmail Kahraman’ın o yıllarda yöneticisi olduğu Milli Türk Talebe Birliği tarafından “Milli Hizmet Madalyası” ile ödüllendirilen; 2006’da Kültür Bakanlığı Özel Ödülü alan, Diriliş adlı bir dergi çıkaran ve aynı adlı parti kuran Karakoç’un, İslam’ın Dirilişi adlı bir kitabı var (aşağıdaki alıntılar, ilk basımı 1967 olan kitabın 2. baskısından (Diriliş Yayınları: 1975’te yapılmıştır.)
Karakoç’a göre:
“…Avrupa aklını tekniğe taktığı için gerçek bir hümanizmden yoksundur… Avrupa’yı bağışlayıp kurtaracak olan İslamdır. II. Dünya Savaşı sonrasında siyasal bağımsızlığını kazanan İslam ülkeleri için ekonomik kalkınma dönemi başlamıştır. İslam tezi doğmuştur; Pakistan’da Mevdudi Hareketi, Mısır’da Müslüman Kardeşler, Türkiye’de Nurculuk ve Büyük Doğuculuk İslam dirilişinin düşünce, inanç ve aksiyon akımlarıdır (s.17-18).
İlginçtir, Karakoç siyasal İslamın diğer ülkelerdeki akımlarından söz ederken, o yılların güçlü siyasal akımı Baas hareketine -ki Arapçada diriliş demektir- hiç değinmiyor.
Alıntı yapmayı sürdürelim. Karakoç’a göre ilk önce, “düşüncede diriliş” gerekir. Oysa, “Türkiye’de üniversiteler tarihi köklerden bağlarını koparmış; eğitim ve öğretim bütününde ne tarihçi ne de deneyci bir metot vardır. Aktarmacılıktır temel olan (s.21) … Kendi geleneksel yazısını atarak Latin harflerinden yeni bir alfabe düzen Türkiye, bu yazı durumuyla köklü bir düşünce dirilişine gidemez (s.25).”
Ne dersiniz? AKP’nin elinde genel olarak eğitimin ve özellikle de üniversitelerin içine sürüklendiği ilkelleşme sürecinde bu görüşlerin etkisi yok mu? Bu arada Nurcuların, Latin alfabesi-Arap alfabesi kavgası yaparak ikiye ayrıldığı da biliniyor.
İkinci olarak, “İnanışta diriliş, İslam ülkelerinin üstünden batılıların ve batıcıların baskısı kalktıkça halkta örtük ve gizli bir şekilde yaşayan inançlar ortaya çıkacak(tır). İslam insanı oluşmaya başlamıştır... Edebiyat ve sanatta diriliş, şiir, resim, tiyatro, sinema metafizik bir temele oturmalıdır.” (s.35).
Metafizik temel üzerine yorum yapamam, ancak, geçen hafta TBMM’de 18 Mart ile ilgili bir tiyatro gösterisinde TBMM Başkanı Kahraman’ın isteğiyle kadın sanatçıların dışlanması, ülkenin erkek- fizik yönünde ne kadar çok ilerlediğini gösteriyor.
Üçüncü aşamada “…şehitliğe gönül vermiş cihat erlerinin aksiyonu başlayacak ” diyen Karakoç şöyle sürdürüyor: “Düşünce, inanış ve duyuş aksiyonlarımız tamamlanır tamamlanmaz davranış aksiyonumuz başlayacak ve bütün inanmışlar bir Baş etrafında toplanacaktır (s.39). Kendini Müslüman bilen bir kişi… insanın en büyük eğitici, öğretmeni ve önderi olan cihattan nasıl geri durabilir? (s.40).”
Bu görüşler derinlemesine incelemeyi gerektiriyor. Yalnız, Karakoç’un bir “Baş” etrafında toplanılacağı imgelemi Kısakürek’in aynı yıllarda kullanıma soktuğu “Başyüce” kavramı ile örtüşüyor. Reis ise aşırı milliyetçi hareketten geliyor.
Kısaca, AKP’nin geçen hafta girdiği diriliş evresinin anlamını öğrenmek bu toplumun en doğal hakkı olmalı!

Tümü Yakup Kepenek - Son yazıları

‘He For She’ 19 Kasım 2018 Pzt
Geleceğe bakılmalı 12 Kasım 2018 Pzt
Açılışla gelen ve giden 5 Kasım 2018 Pzt

Cumhuriyet Arşivi Gazete Kupürlerinde:

Necip Fazıl Kısakürek, İsmail Kahraman