Köşe Yazısı

A+ A-

Kiraz ve Pasta!

13 Eylül 2008 Cumartesi
Kafam karıştı! Artık hangisi doğru hangisi yanlış ayırt edemiyorum. Basketbolcularımızı Fransa yı perişan ederken izliyorum. Gurur duyuyorum çocuklarımızla; yürekten alkışlamak istiyorum Tanjevic i ama içimden bir ses Bu işte bir yanlışlık var diyor. Biz mi iyiyiz yoksa Fransa mı dağılmış? Anlayamıyorum... Takımımız çok fazla dış şuta dayanarak oynuyor. Ya şemsiye tersine dönerse? Ya kaçırmaya başlarsak? diye düşünüp kaygılanıyorum ama galiba kimsenin umurunda değil bu durum. Kazandık ya... Yerden yere attık ya kendimizi. Takım olduk ya... Alkış, alkış, alkış !

Takım olmak iyi de.. Ne bileyim işte. Yıldız arıyor gözlerim. Sonra.. Tony Parkerın Fransaya ettiklerini görüyorum. Tanjevice hak veriyorum. Olmaz olsun böyle yıldız! diyorum. Bizim maçta 32 sayı atmasına karşın koçu bile yakınıyor bu durumdan: Parker pastanın üzerindeki kiraz değil pastanın ta kendisi oldu diyor. Doğrudur! Biz de görmüştük bu filmi: Memolu, İbolu, Mirsadlı ulusal takımımız da aynen böyleydi. Kiraz yoktu ama pasta çoktu! Şimdi ise... Neyse! Bekleyip göreceğiz...

Futbol için de aynen böyle düşünüyoruz: Biz bu işten bir şey anlamadık. Bekleyip göreceğiz Belçika karşısında koştuk, koştuk, koştuk.. İyi de.. Keçiboynuzu gibiydi oyunumuz. Bu konuda otorite değiliz ama iyiyle kötüyü ayırt edebilecek kadar spordan anlarız: Beğenmedik biz oynanan futbolu! Ayrıca.. Ne sanıyoruz biz futbolumuzu? Neresindeyiz biz dünyanın? Bence, ballı Avrupa dördüncülüğümüz bizi gerçekten büyük takım yapmaz. Eğer gerçekten iyi takımsan kendi sahanda Belçika ile berabere kalmayacaksın kardeşim! Ne maç sonrasındaki küfürleşme ne de Terimin basın toplantısındaki stand up komedisi bu gerçeği gözlerden saklayamaz: Bu futbolla Dünya Kupasına gidemeyiz beyler!

Dedik ya: Kafamız karıştı! İyi ile kötüyü ayırt edemiyoruz. İbrahim Kutluaya Fransa maçı öncesi bir plaket veriliyor ama bu iyi bir şey mi yoksa kötü bir şey mi anlayamıyoruz. Gündemin bu kadar dolu olduğu bir günde, aceleye getirilmiş bu ödül, bize göre, İboya verilen Ulusal takıma bir daha dönemeyeceksin mesajından başka bir şey değildi. Ayıptır Turgay! Çirkin bir oyun oynadın İboya. 2010da İstanbulda yapılacak şampiyonada forma giymeyi düşlüyor bu çocuk. Oynar veya oynayamaz. Takıma alınır veya alınmaz. Bunlar o gün geldiğinde düşünülecek şeyler. Bugünden yolunu kesmek yakıştı mı sana? Üstelik bu oyuna sayın Bakanımız Başesgioğlunu da ortak ettin. Ona verdirdin tasdiknameyi... Ayıp!

e-posta: [email protected]

Tümü Ahmet Kurt - Son yazıları

Ergin-Larkin 18 Mayıs 2019 Cmt
Bileğinin hakkıyla... 22 Mayıs 2017 Pzt
İstatistik ve istek 20 Mayıs 2017 Cmt