Biz tarihin yüzüne bu fotoğrafla bakacağız

25 Nisan 2018 Çarşamba

Cumhuriyet davası, bir gözdağı operasyonuydu.

Direncimizi, inancımızı, inadımızı sınadılar.
Sadece dışarıdan yüklenmekle kalmayıp kaleyi içeriden çökertmeye çalıştılar, içimizi deştiler!..

Karşılık bulmadılar da değil... Adeta “Tanrım sen beni dostlarımdan koru; düşmanlarımla ben başa çıkarım” diyen Voltaire için rahmet okuttular bize!..
31 Ekim 2016’da sabah karanlığında düzenlenen operasyonla başlayan süreçte akan zaman içinde toplam 15 gazete çalışanımızın; yazarından karikatüristine, muhasebecisinden çay ocağındaki emektarına kadar özgürlükleri çalındı.
Geri kalanlara, “Aklınızı başınıza devşirin; bırakın bu işleri, çekilin minderden, evinize gidin” mesajı verildi.

Günler, haftalar, aylar geçti. Bir yılı devirdik, ikinci yılın ortasına dayandık, ama teslim olmadık.

Direncimizi kıramadılar, inancımızı sarsamadılar, inadımızdan vazgeçiremediler.
Zindana aldıkları arkadaşlarımıza içtenlikle bağlı ve tek yürek, teslimiyete, yılgınlığa, yancılığa düşmeksizin dinbaz iktidardan ne sözümüzü, ne tepkimizi, ne eleştirimizi sakındık bunca zaman...

Gazetemizi ayakta tuttuk.

Çektiğimiz acıyı bal, koparıldığımız arkadaşlarımızı yâr, Çağlayan’ı sıla, Silivri’yi vuslat eyledik.

Gurbet”i içimize attık!..

Aylar ayları kovaladı.

Tek tek söktük aldık arkadaşlarımızı; ortaya belge, kanıt, tanık diye sürülen bir dolu ahlâksız, vicdansız, insanlık adına yüz karası, tarih adına utanç vesikası malzemenin bataklığından!..

Bir tek Akın kaldı ki bu da son derece anlamlı! Mahkeme başkanı bile teslim etmedi mi bunu; “Kaptanlar en son terk eder” diyerek!..

Akın Atalay, Cumhuriyet gemisinin gözbebeği bir grup “tayfa”sıyla birlikte kendisini de içine çeken “bataklık”tan arkadaşlarını çıkardı; şimdi kendisi de o bataklıktan alnının akıyla en son çıkan olma yolunda uğraş veriyor ve verecek dünden bugüne yarına... Arkasında dev gibi bir onurlu “hukuk ordusu” ile birlikte...

Dün başlayan karar duruşması izlendiğinde söylenebilecek belli: Bu, bizim Cumhuriyet olarak mahkemenin başından beri “Yeniden mihenge vurdum inandığım şeyleri / Çoğu katıksız çıktı çok şükür” diyen şair gibi ve hukukun namusunu kurtarırcasına yaptığımız savunmaları tamamlayıcı mahiyette son yadigârımız iktidar yargısına!..

Birkaç satırbaşı düşelim dünden: “Savcının mütalaasında da açık seçik belirtildiği üzere, bir bütün olarak yayın faaliyetimiz ile suçlanmaktayız; yani gazetecilik yaptığımız için suçlanıyoruz” dedi Akın Atalay…

“Hem komik, hem de geveze mi geveze bir esas hakkında mütalaa; hukuk ise pinti mi pinti onda” diye ekledi Bülent Utku. “Suç olmayan fiilde kast aramak, hukukun katlidir ki bu da cesaret ister; ancak sırtını iktidara dayamaktan alınabilecek bir cesaret” demeyi de ihmal etmeyerek…

“Gazetecilik aşk mesleğidir, onurumuzla başımız dik girdik, karar ne olursa olsun başımız dik çıkacağız” kararlılığı sergiledi Murat Sabuncu

“Devletten hukuku çıkardığınızda ortada kalan devlet olmaz çete olur” şeklinde, hep olduğu gibi yine sözünü esirgemedi Ahmet Şık.

“Savcının ortada hiçbir delil yokken böyle bir mütalaa hazırlaması içimi acıttı. Suç ve cezaların şahsiliği ilkesi açıkça çiğnendi; suç ve cezada kolektif sorumluluk ancak faşist rejimlerde olur” diyerek hukuk adına bir “cesur yürek” oldu avukat ve “sanık” kardeşimiz Mustafa Kemal Güngör...

Ve daha neler neler!..

Nihayetinde bir diğer büyük şairin, “Ben sende bütün aşklarımı temize çektim” demesine benzer şekilde biz de Cumhuriyet’e sevgimizi, bağlılığımızı, güvenimizi, ümidimizi, inancımızı ve aşkımızı temize çekerek Akın’ı da kolumuza takıp döneceğiz Silivri’den!..

Ceza mı?.. Cezayı kim takar!..

Muktedirin iltifat ve ülfetine mazhar olmak bize zül, cezasına uğramak şereftir!

Yoksa tarihin yüzüne nasıl bakarız?!

***

Aşağıdaki fotoğraf, 17 Nisan 2018 Salı günü, Kadıköy/Fenerbahçe’de okurumuz Sema Yurdum’un evinin önünde tesadüfen yakaladığı bir görüntüyü sunuyor bize… Eşi ve kendisi, bu anlamlı “Türkiye manzarası”nı bizimle paylaşma inceliği gösterdi.

Kendilerine teşekkür ediyorum!..

Fark edileceği üzere çöp toplayıcı delikanlı, çöp bidonunun içine bırakılmış 16 Nisan 2018 Pazartesi günkü Cumhuriyet gazetesini açmış ve dalıp gitmiş gazetemizin spor sayfasındaki habere... Dinbaz iktidar sahiplerinin spora da nasıl müdahil olduklarını inceden sorgulayan başlık seçiliyor: “Saray değil Galatasaray”.

İşte biz tarihin yüzüne bu fotoğrafla bakacağız!..



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları


Günün Köşe Yazıları