Köşe Yazısı

Kapat
A+ A-

Karpuz Seçmek...

21 Temmuz 2014 Pazartesi

Karpuz seçmeyi bilir misiniz? Ben bilmem. Ama bakın, başımdan geçen bir olayı anlatayım. Bir gün, karpuz reyonunda durmuş, karpuzlara bakıyordum. Elimle yoklayıp seçmeye çalışıyordum. Aslında bildiğim bir şey değil ama duyduklarım var. Karpuzu iki elimle tutup kaldırıyor, biraz sıkıp kulağıma götürüyorum. Kütürtü var mı diye dinliyorum. İşte, sapı kurumuş olacak, yoklayıp şap şap vuruyorum. Baktım, bir kadın yaklaştı:
- Beyefendi, karpuz mu seçiyorsunuz?
- Yani, pek anlamam da bakıyorum, dedim. Kadın anlayışla gülümsedi, alçakgönüllülük sanıyor.
- Zahmet olmazsa benim için de seçer misiniz?
- Bakın, kabak çıkarsa karışmam, dedim.
- Olsun efendim. Sağ olun, dedi.
Şimdi böyle seçimlerin inandırıcı olması için hemen elinize geleni beğenmeyeceksiniz. Elinize alıp tartar gibi yapıp yüzünüzü buruşturacak, kimine de “çık çık” gibi sesler çıkarıp yerine koyacaksınız. Yavaş yavaş gelenler çoğaldı, rica edenler arttı. Beş altı karpuz seçtikten sonra izin alıp ayrıldım. Birden fark ettim ki, grup tarafından “karpuz seçme uzmanı” kabul edilmişim.
Bu olay üzerinde sonradan çok düşündüm. İşte, popüler davranış böyle bir şeydi. Pırıltılı reklamlar, gösterişli jestler, havalı söylemler sıradan birini “uzman”, “lider”, “kanaat önderi”, “pazarlama gurusu” yapıyordu. Çevrenize bakın, günümüzün kaç uzmanını, kaç yeni meslek sahibini göreceksiniz. Astrologlar, medyumlar, biyoenerji uzmanları gibi pek çok marifetli unvan insanları etkiliyor, çekiyor, inandırıyor.

***

Öteki seçimlerimizin de “karpuz seçmek”ten pek farkı yokmuş. Prof. İsa Eşme’nin yeni kitabını okuyorum.
“Türkiye’de Yüksek Öğretime Geçiş Sistemi” adını taşıyan çok değerli kitabında üniversiteye giriş hakkını sınavla kazanan öğrencilerin seçimlerini nasıl yaptıklarını açıklıyor:
865.482 adayın;
yüzde 15’i (131.956 aday) ilk tercihine,
yüzde 18’i (231.305 aday) ilk üç tercihine,
yüzde 35’i (300.997 aday) ilk beş tercihine, girebilmiş, geriye kalan yüzde 65’lik büyük kitle (564.485 aday) ilk beş tercihinde yer vermedikleri alanlara kaydolmuşlardır.
İsteğin, yeteneğin olmadığı alanlarda yapılan verimsiz yüksek eğitim, diplomalı işsizler ordusuna yeni eklemeler yapmaktan öteye gidememektedir.
Gençlerimizin geleceği böyle heba edilmektedir.
Aslında, karpuz sergisinde karpuz seçmekten pek de farklı görünmüyor.

***

Cumhurbaşkanlığı seçiminden artık söz etmek istemiyorum.
Ekmel Bey’in her şeyi inceden inceye irdeleniyor. Elbette irdelenmelidir. Geçmişi, yaptıkları, söyledikleri elekten geçiriliyor. Doğrudur, geçirilmelidir. Ama bunlar yapılırken de nesnel (objektif) olmaya özen gösterilmelidir.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ise artık biliniyor olmalıdır.
Fakirlikten dünya zenginliğine geçmiştir.
Yandaşlarının her yolsuzluğunu örtmüştür.
Çelişkili beyanlarından hiç rahatsız olmamıştır.
Demokrat söylemden otokrat uygulamalara geçmiştir.
Ülkenin bütün geçmişini inkâr etmiştir.
Atatürk’ü doğrudan hedef alamadığı için İsmet İnönü üzerinden veryansın etmektedir.
Aslında “iki sarhoş” dediği de Atatürk ile İnönü’dür.
Bütün yolsuzlukları yasa çıkararak, yargıyı, polisi tarumar ederek örtmeye çalışmaktadır.
Kendi yaptıklarının ortağı olan Gülen hareketini şimdi suçlayarak kendini kurtarmaya çalışmaktadır.
Bütün bunlarda bilinmeyen bir şey yok.
Şimdi ne yapacaksınız?
Ekmeleddin Bey sizin adayınız değil. Oy vermeyeceksiniz. Erdoğan’a iki oy vermiş olacaksınız.
Selahattin Demirtaş’a oy vereceksiniz. R.T. Erdoğan kazanacak.
Sonuçta, R.T. Erdoğan sizin yardımınızla birinci turda b
aşkan seçilmiş olacak.
Dikkat buyurun, cumhurbaşkanı değil, kendinin başkanı.
Siz gerçekten de “karpuz seçme uzmanı” olmuşsunuz...