Köşe Yazısı

Kapat
A+ A-

Tarihi Değiştiren Arkeolog

23 Temmuz 2014 Çarşamba

Göbeklitepe’nin şifresini çözen Klaus Schmidt öldü

Göbeklitepe kazılarının yapılmadığını ve tarihin en önemli buluntularının gün ışığına çıkmadığını bir an için düşünelim… Birisi çıkıp 10-30 metre çaplarındaki, 20 kadar çukurda, insanı betimleyen, yükseklikleri 2-6 m. arasında değişen “T” biçimli dikilitaşların olduğunu söyleseydi... Bu sütunların 40-60 ton ağırlıklara ulaştığını ekleseydi... Dikilitaşların üzerine 20’ye yakın türde hayvan kabartmasının yontulduğunu da anlatsaydı...
Anlatıcı bunları
madeni, çanak çömleği, tarımı, hayvanları evcilleştirmeyi bilmeyen insanoğlunun dinsel inançlarını yansıtan, sanatsal yapıtlar olduğunu da söyleseydi... Herhalde dinleyenler bunu bir “kurgu roman” olarak algılardı. Anlatıcı, dinleyicilerini Şanlıurfa’da Harran Ovası’na tepeden bakan bir yere götürüp tek başına yükselmiş bir karadut ağacını gösterdikten sonra, anlattıklarımın hepsi bu ağacın altında deseydi, herhalde gülüp geçilirdi.
Anlatıcı, karadut ağacının çevre halkının “dilek ağacı” olduğunu ve yanındaki yatırı gösterip işte bu “dinsel ziyaret” alanı, anlattıklarının burada filizleneceğinin işareti olduğunu söyleseydi… Dinleyenler bir ikilem içinde kalabilirler miydi?

Dilek ağacının altındaki tapınak
1970’lerin sonunda yöreden bir köylü müzeye bir heykel teslim etti. Heykel çok ilkel olduğu için müze yetkililerince ciddiye alınmadı, depoda bir köşeye atıldı. Aradan yıllar geçti. Depodaki heykel Şanlıurfa’da çeşitli kazılar yapan Türk ve yabancı arkeologların dikkatini çekti.
Bunlardan biri de Elazığ’da baraj suları altında kalan ve dünyanın en eski insan yerleşmelerinden biri olan Norşun Tepe kazılarında bulunan yapıtlar üzerine doçentlik tezini hazırlayan Alman arkeolog Klaus Schmidt idi. Bu arada Şanlıurfa’nın Hilvan ilçesindeki bir başka eski yerleşmelerden Nevali Çori kazılarına katılmıştı.
Dolayısıyla insanoğlunun mağaralardaki “avcı ve toplayıcı” konumu olan “paleolitik (yontma taş)döneminden çıkıp “tarım yapan” ve “hayvanları evcileştiren” insanın “neolitik (cilalı taş)” yerleşik düzene geçişini yakından gözlemlemişti.
1995 yılına gelindiğinde Schmidt’in bilimsel danışmanlığında, müze müdürlüğünün başkanlığında “dilek ağacının” bulunduğu Göbeklitepe’de yüzey araştırmalarına başlandı. Yüzeyde pek çok insanoğlunun ilk araçları olan taştan yonga ve delgi parçaları araştırmacılara doğru iz üzerinde olduğunu gösterdi.
Ertesi yıl yüzey araştırmalarının sonuçları doğrultusunda Alman Arkeoloji Enstitüsü’nün şemsiyesi altında, müzeyle ortak kazılara geçildi. Anlatıcının “bilimkurgusu”nun artık bir kehanet olmadığı kazılarla gerçekleşmeye başladı.
Schmidt 2007’de Bakanlar Kurulu kararı ile Göbeklitepe kazısının başkanı olarak çalışmalarını yoğunlaştırdı. Bu konuda kendisine en büyük yardımı arkeolog olan eşi Çiğdem Köksal verdi.
Dünyanın yedi harikasından biri olan piramitlerden binlerce yıl, İngiltere’nin ünlü Stonehenge adlı dikilitaşlarından da 7 bin yıl daha eski olan, bazıları oval, bazıları dikdörtgen biçimli alanlarda tapınaklar olduğu saptandı. Schmidt, şimdiye değin dünyada insanoğlunun yaptığı en eski tapınaklardan 20 kadarından altısını kazabildi.
“T” biçimli ve 2-6 metre yüksekliğindeki kireçtaşından yapılma bu dikili taşlarda “T”nin üstünün insanın kafasını; yanlardaki el ve kol kabartmalarından dolayı da altının gövdeyi simgeledikleri anlaşıldı. Bu ağırlıktaki taşların buraya nasıl getirildiği sorusuna ise henüz yanıt bulunabilmiş değil.
Dikili taşların üzerinde aslan, boğa, yaban domuzu, tilki, yılan, yaban ördekleri ve akbaba gibi kabartmalar tapınağı farklı bir gizem katıyordu. Memeli hayvanların tümü erkekti, dişilere yer verilmemişti. Ancak bir taşta bir çıplak kadın görüldü.
Şimdiye değin 100 bini aşkın hayvan kemiği bulundu. Bunların genellikle dinsel törenlerde kurban edildiği ve ayrıca tapınak yapımında çalışanlarca yenildiği düşünülüyor. Schmidt, hayvan kabartmalarının “insanların günlük yaşantılarında önemli rol oynamış olmalarının gerekmediği, yapılma amacının mitolojik bir ifadeye dayandığı” yorumunu yapmıştı.
Göbeklitepe yakınlarında bir yerleşme yoktu. Bu tapınakları yapanların “avcı ve toplayıcı” gezgin insanlarca yapıldığı belirlendi. Dinsel alanların biçimlenmesi, mimarisi, sanatı ile insanoğlunun yerleşik düzene geçişindeki ara dönemi anlaşılmasına yardımcı oluyor. “Yontma taş” ve “cilalı taş” arasında “epipaleoltik (orta taş çağı)” denilen bir geçiş evresi yaşanmıştı.
Şu ana kadar yaklaşık yüzde beşi kazıldığı söylenen Göbeklitepe’deki buluntuların dört tabakadan oluştuğu gözlendi. En üstteki tabaka İÖ 9 binli yıllara giderken en alttaki tabakanın bin yıl daha eski olduğu belirlendi. Bir anlamda bugün nasıl “Ziyaret Tepe’de dilek ağacı” kutsallığın işareti ise insanoğlu da burayı, birkaç binyıl boyunca kutsal alan olarak kullanmış, tapınaklar eklemişti.

150 bin lira para cezası ödedi
Schmidt’i son dört yılda iki olay çok üzmüştü. Birincisi 2010 yılındaki kazıda 40-50 cm. yüksekliğinde bir insan başı ve üzerinde bir yırtıcı hayvan (kartal olabilir) bulunan 11 bin yıllık bir yapıta ulaştılar. Heykelin tümünü bulmak ve ortamını algılamak için kazıyı ertesi güne bıraktılar. Ancak ne var ki ertesi günü geldiklerinde heykel çalınmıştı!
Durum jandarmaya ve valiliğe bildirildi. Soruşturmadan sonra bazı işçiler gözaltına alındı. Olayın kazı alanında çalışan işçiler arasındaki husumetten kaynaklandığı ve orada çalışanlar aleyhine çalışmayanların bir düzenlemesi olduğu belirlendi.
Heykel bugüne değin bulunamadı. O yıl kazıya ara verildi. Kültür Bakanlığı sorumluluğu Schmidt’e yükledi. Sonrasında Schmidt, Bakanlığa 150 bin lira para cezası ödedi. Kazıya bir süre ara verildi. Bu arada Schmidt’in ne denli üzüldüğünü yakından biliyorum.
İkincisi ise bu yılbaşında bir TV sunucusu hanımın Göbeklitepe’yi tanıtacağı savı ile ortaya çıkıp, kazı heyetini dışlamasıydı. Sonuçta sunucu hanım, dediğini değil de demediğini yaparak bir fotoğraf sergisi ile yetinmek zorunda kaldı.

Dünya için büyük kayıp
Klaus Schmidt’in (61) ölümü yalnızca arkeoloji dünyası için değil, Göbeklitepe için de büyük bir kayıptır. Kültür Bakanlığı Göbeklitepe’yi öksüz bırakmamak için en azından Schmidt kadar alçakgönüllü, çeşitli dillerde kitaplar, makaleler yazabilecek ve TV belgesellerini de başarabilecek birisini kolay kolay bulamayacaktır. Unutmayalım ki en azından daha 14 alan kazılmayı ve gün ışığına çıkarılmayı bekliyor!

Göbeklitepe yüzey araştırmalarının sonuçları doğrultusunda Alman Arkeoloji Enstitüsü’nün şemsiyesi altında, müzeyle ortak kazılara geçildi. Anlatıcının “bilimkurgusu”nun artık bir kehanet olmadığı kazılarla gerçekleşmeye başladı. Schmidt 2007’de Bakanlar Kurulu kararı ile Göbeklitepe kazısının başkanı olarak çalışmalarını yoğunlaştırdı. Bu konuda kendisine en büyük yardımı arkeolog olan eşi Çiğdem Köksal verdi. Dünyanın yedi harikasından biri olan piramitlerden binlerce yıl, İngiltere’nin ünlü Stonehenge adlı dikilitaşlarından da 7 bin yıl daha eski olan, bazıları oval, bazıları dikdörtgen biçimli alanlarda tapınaklar olduğu saptandı. Schmidt, şimdiye değin dünyada insanoğlunun yaptığı en eski tapınaklardan 20 kadarından altısını kazabildi.

Tümü Özgen Acar - Son yazıları

Cak... Cek... Cuk! 16 Nisan 2019 Sal
Asıl ‘Metal Yorgunu’ Kim? 9 Nisan 2019 Sal
Yerel Seçimin Düşündürdükleri! 2 Nisan 2019 Sal