Köşe Yazısı

Kapat
A+ A-
Hakan Kara

Plastiğe boğulmak…

03 Haziran 2018 Pazar

Bir denizatı, kuyruğuyla plastik kulak çubuğuna öyle bir sarılmış ki… Denizatları genelde deniz çayırlarına, yosunlara tutunurlar, akıntılarla birlikte yol alabilmek için. Bizimki bir su bitkisi bulamamış belli ki, plastik kulak çubuğu bulmuş…
Diğer fotoğrafta bir deniz kaplumbağası, eski bir balıkçı ağına dolanmış, öldü ölecek.
Bir leylek, çöplükte plastik torbaya yakalanmış. Torba onu öylesine sarmış ki, tek başına kurtulması olanaksız. Ne kaçabilir ne uçabilir…
Okinawa Adası’ndaki keşiş yengecin sırtında ise plastik bir kavanoz kapağı var. Kabuğunu turistler almışlar.
Bunlar, National Geographic dergisinin haziran sayısında yayımlanan fotoğraflardan bazıları… İnternette yer alan bu fotoğraflar plastik atıkların doğal yaşamı nasıl tehdit ettiğini gösteriyor… Baktıkça hüzünleniyor insan.
Ne hale getirdik doğayı.
4.5 milyar yaşındaki dünyayı 70 yılda plastiğe boğduk. Denizler, denizde yaşayan canlılar plastik tehdidi altında.
Her yıl 8 milyon ton plastik karışıyor okyanuslara. 2025 yılında denizlerdeki plastik miktarının 250 milyon tona ulaşacağı hesaplanıyor. Yani denizlerdeki plastik miktarı, var olan balık stoklarının üçte biri seviyesine ulaşacak. Dünya Ekonomik Forumu’na sunulan rapora göre 2050 yılında ise denizlerde balıktan çok plastik olacak.
Pasifik Okyanusu’nda akıntılar nedeniyle plastiğin toplandığı dev alanlar oluşmuş. Spiegel dergisinin haberine göre; bu alanların en büyüğünün yüzölçümü Almanya’nın dört katına ulaşmış. Dünyanın en derin noktası Mariana Çukuru yaklaşık 11 bin metre derinliğinde. En yüksek dağ olan 8 bin 848 metrelik Everest ile karşılaştırıldığında Mariana’nın ne denli derin olduğu daha iyi anlaşılıyor. Orada bile plastik torbalar çıktı. “Sciencedirect.com” sitesinde yayımlanan rapora göre bulunan atıkların üçte biri plastik.
Önceki ay İspanya’da Murcia’da 10 metre uzunluğunda, altı ton ağırlığında bir erkek ispermeçet balinası kıyıya vurdu. Midesinden 29 kilo plastik poşet, su şişesi, konserve kutusu, balık ağı gibi maddeler çıkarıldı. Çevreciler balinanın midesinden çıkan plastikleri kumsala dizmişler. İnternette yayımlanan fotoğraflara bakıyorum. Ürkütücü. Şöyle bir başlık dikkatimi çekiyor:
“Yuttukları plastikler onları ölüme götürüyor.”
Geçen yıl benzeri bir olay Bergen yakınındaki Sotra adasında yaşanmıştı. Bergen Üniversitesi zoologlarından Terje Lislevand, “Balinanın midesinde hiçbir yiyecek yoktu. Muhtemelen plastikleri yiyecek sanarak yuttu. Plastiklerin sindirim sistemini tıkaması sonucu duyduğu acıdan dolayı da karaya vurdu” diyordu.
Binlerce albatrosun plastiği yiyecek sanarak yediği ve açlıktan öldüğü o belgeseldeki görüntüler geliyor aklıma. Her yıl yüz binlerce deniz canlısı, deniz kaplumbağası, su kuşu ve balığı plastik yüzünden can veriyor. Balinalar intihar ediyor.
Ne olacak bu işin sonu? Nereye doğru gidiyoruz?
Greenpeace’in “Plastik kirliliğine dur de” kampanyasına bakıyorum, bugüne kadar Türkiye’den sadece 6 bin 32 kişi imza atmış.
Oysa insanlar Greenpeace’in “Plastik ayak izi hesaplayıcısı”na bakıp oradaki sorulara yanıt verseler belki de sorunun ne denli ciddi olduğunu daha işi kavrayacaklar. Program, farkında olmadan dünyaya ne kadar plastik bıraktığımızı hesaplıyor.
Buradaki “farkında olmadan” ifadesi boşuna değil. Bir dakikanızı ayırıp internette yer alan basit birkaç soruya yanıt verdikten sonra karşınıza öyle sayısal veriler çıkıyor ki… Eğer sıkı bir çevreci değilseniz ve plastik kullanmamak yönünde özel bir çabanız yoksa, “Eğer Türkiye’de yaşayan herkes sizin kadar plastik tüketseydi...” ifadesinden sonra karşınıza çıkacak sayı sizi şaşırtacaktır.
Gerçi uzmanlar, plastikle ilgili soruna ilişkin olarak, “Çözümünün ne olduğunu bilmediğimiz bir sorun değil” diyorlar:
“Çöpü nasıl toplayacağımızı biliyoruz. Nasıl yok edeceğimizi biliyoruz. Nasıl geri dönüştüreceğimizi biliyoruz.”
İnsanın sorası geliyor: Madem bu kadar çok şey biliyoruz, o zaman sorunu niye çözemiyoruz?
Umarız, Avrupa Birliği Komisyonu’nun tek kullanımlık plastik ürünlerin yasaklanmasına ilişkin geçen hafta sunduğu tasarı hızla yasalaşır ve diğer ülkelere de örnek olur.

Tümü Hakan Kara - Son yazıları

Önce Cumhuriyet! 9 Eylül 2018 Paz
İklim için ses ver! 2 Eylül 2018 Paz
Özel yaşamın sonu mu? 26 Ağustos 2018 Paz