Köşe Yazısı

Kapat
A+ A-

Bu ülkenin tarihi nasıl yazılacak?

15 Haziran 2018 Cuma

Cumhurbaşkanının aynı zamanda iktidar partisinin başkanı da olmasının ne anlama geldiğini geçelim.
HDP’nin genel başkanının tüm aklı başında hukukçuları isyan ettirecek bir usulle hapiste tutulmasının mantığını zorlamayalım.
7 Haziran seçimlerinden sonra ardı ardına patlak veren korkunç terör eylemlerini unutalım.
Bu eylemlerin neye hizmet ettiğini okuma derdine düşmeyelim.
İktidarın yıllarca güle oynaya sürdürdüğü bir ortaklığı, sanki hiç olmamış gibi bir kalemde silmesini sineye çekelim.
Akıl almaz bir algı operasyonuna güvenerek her şeyi tersten anlatan bir dil kurmasını görmezden gelelim.
Bu dile bu ülkenin politikasının da hukukunun da katlanabiliyor olmasını hiç sorgulamayalım.
Olağanüstü Hal bahanesiyle olağanüstü bir darbe yapıldığını anlamamış gibi davranalım.
Peki...
Bu ülkenin cumhurbaşkanının bu ülkenin iktidar partisinin mahalle temsilcilerini seçim öncesi bir araya toplayıp onlara seçmenlerle ilgili nasıl bir operasyon yapmaları gerektiğini anlatmasını...
Üstelik bu toplantının hiç de gizlilik içermeyen bir yapıda olmasını...
İçeriden birinin her şeyi kaydedip sosyal medyaya yaymasını...
Bizim de bu konuşmayı avucumuzun içindeki küçücük ekranlardan dinleyip...
“HDP’den korkan AKP hikâyesi”ni, kör kör parmağım gözüne, kelimesi kelimesine en yetkili ağızdan öğrenmemizi...
Neredeyse HDP daha iyi oy alsın...
Seçmen sandıklara çok daha bilinçli sahip çıksın...
HDP barajı aşamazsa AKP’nin güçlenecek olmasını hâlâ duymadıysa sağır sultan da artık duysun diye yapılan kasıtlı bir çalışmanın şifresini çözemediğimizi bir kez daha görüp afallamamızı...
Aslında hiçbir şeyin şifresini çözemememizi...
O yüzden kendimizi “Belki de şifre mifre yoktur” diyerek olağanüstü her şeyi olağan algılamak için zorlayışımızı...
Bu arada geçmişte çözülmemiş, çözülememiş şifrelerin başımıza neler açtığını yine ama yine ve yine unutmamızı...
Bu unutuşun üzerinde durmamanın bedellerini ödeyerek bu noktaya geldiğimizi de unutmamızı...
Hep ama hep unutmamızı...
Kısa soluklu sevinçlere çabuk tav olmamızı...
İyi bir şeylere çabuk tav olmamızı...
Hep tav olmamızı...
Hep mat olmamızı...
Resmi hatta gayri resmi tarihimize nasıl yazacağız?
Sahi biz tarihimize ne yazacağız?
Sahi biz tarihimizi hiç mi doğru yazamayacağız?
İyimserlik, genellikle her düşünce ve işi iyi olarak değerlendiren bir tutum veya kişilik özelliğidir. İyimserler her şeyi en iyi yanından görürler, her durumda iyi bir çıkış yolu umarlar.
Karamsarlık, genellikle her düşünce ve işi kötü olarak değerlendiren bir tutum veya kişilik özelliğidir. Kötümserler, her şeyi en kötü yanından görürler, her durumda bir çıkmaz olduğunu düşünürler.
Şüphecilik genellikle her düşünce ve işi farklı açılardan değerlendiren bir tutum veya kişilik özelliğidir. Şüpheciler, her şeyi bir o yandan bir bu yandan görürler, her durumda belirsiz bir çıkış yolu olduğu kanısına varırlar.
Gerçekçilik, her düşünce ve işi olduğu gibi değerlendirmeye çabalayan bir tutum veya kişilik özelliğidir. Gerçekçiler, her şeyi “gerçek” yanından görürler, her durumda iyi ya da değil “gerçek” bir çıkış yolu ararlar.
Bir de...
Akıl, insanın kendine yakışanı düşünmesidir.
Aksi gibi, akılsızlık da insanın kendine yakışanı düşünmesidir.