Adnan Dinçer

Futbol kimin?

19 Şubat 2020 Çarşamba

Günümüzde futbol el değiştirdi. Halkın oyunu olarak düşünülen futbolumuz adeta iş organizasyonuna dönüştü! Bu anlamda futbola bakın, kazananlarla kazandıranları ve arada geçinenleri düşünün. Serbest piyasa ve ulusal rekabet bir anda futbol ile ona endeksli metaryallerin de bu ekonomide etkin olmasına yol açmıştır. 1980’den sonraki bu değişime ayak uyduramadığımız ve sisteme karşı duygusal bakışımız sonucu bugünkü gelinen noktada iflas eden sonuçlar karşısındaki tehlikeye geldik! Geçmişte ulusal rekabet ve aidiyet duygusal kimlikte sürdürülürken bugün neredeyse 3-4 ayda bir değişen kadro yapıları, gelen ile gidenin takip edilemediği hızı sağlıksız pazar yarattı. İki açıdan işin içinde olmak vardı: 1 - Kulüplerin yönetim biçimlerinin değişimi ve endüstriyel kazanımcı zihniyetteki yönetim profesyonelliği, 2 - Serbest piyasa ekonomisine uyan eğitim ve özkaynak çağdaşlığı.

Biz sadece forma aşkına takıntılı ve gurur adına sahadaki takımı sahiplenirken karşı taraf ulusal seçimlerle parayı bastırıp alıpsatma ticaret anlayışıyla kasasını hem reklam, hem de uluslararası arenada söz sahibi olacak futbolcuları aldı, sattı. Bir yandan da kâr amaçlı yetiştirdi, daha da ileri giderek tarama ve tespitlerle geleceğin yeteneklerini dünya boyutunda eğiterek piyasaya sürdü. Bu endüstriyel süreçte çok hantal kaldık! Hâlâ da öyleyiz. Seyircimiz, hakemimiz, federasyonumuz ve kulüplerimizle gerçeği görmek yerine çatışmalardayız! Ülkemizde kulüp yönetimleri, sahada alınan başarı veya olumsuzluklarla paralel olma sıkıntısını aşamadı. Amatör dernekler biçimiyle “sözde” şirketleşen uygulama açık verdi! Kulüpler, birkaç mostra sayılacak futbolcu veya kendilerine uyan talepkâr destekli teknik adam ve menajerlerle, medyayı da kullanma becerisi gösterenler tarafından kuşatıldı! Bir zamanlar futbol sevgisi, forma aşkıyla gözlemlediğimiz, duygusal yanımızı dolduran yapı sürecinde, eksik tesislerde futbol adına çağdaş eğitimin örneğini veren, bu uğurda kendini feda eden yapıma karşın ben ve benim gibi büyük yıldızlarımızın, teknik adamlarının başarıları yutuldu! Tarih yazan, mutluluk veren, işin içine sadece akıtılan ter ve başarıyı sokmaya çalışan futbolun kendisi, bilimsellik anlamında ihtiyaç olarak öne alınmışken; hatta takdir, alkış toplarken alakasız kişilerin endüstriyel adına yaptığı hataların bedelini iflas ederek ödeyen kulüplerin futbolun temel yapıları olduğunu unuttuk! Her alanda olduğu gibi kendini ilah sanan dokunulmazlar ve toplum üstü naylon “futbol adamları!” yarattık!

Özetlersek: Futbol artık yeniden yukarıdan aşağıya sevgimiz kadar emek verilen ve dünya piyasasında kendi çocuklarımızla sabırlı bir eğitimle kendimiz olma sürecine girdi. Bunun için yabancı teknik adam veya futbolcu aramaya gerek yok. Yetenekli aday gençler ve onlara sahip eğitimci teknik adamlarla kendi rekabetimizi kendimiz yaratıp geçici olsa da futbolu rahat bırakmalıyız. Yoksa bir gün bir anda daha da kötü olan yasaklarla karşılaşabilir ve işte o zaman batık, solgun lige döneriz!


Yazarın Son Yazıları

Koronadan korunmaya 16 Mart 2020
Kime emanet? 11 Mart 2020
Yan cebime 3 puan 7 Mart 2020
Neyin derbisi? 26 Şubat 2020
Sörloth’un başarısı 23 Şubat 2020
Futbol kimin? 19 Şubat 2020
Yeni lider Başakşehir 15 Şubat 2020
Herkes komedyen olmuş! 12 Şubat 2020
Sıkıntı yok 9 Şubat 2020
Acılı kömür! 5 Şubat 2020
Batı cephesi aynı 2 Şubat 2020
Başlıksız! 29 Ocak 2020