Deprem.. Ecevitler

26 Ocak 2020 Pazar

Dört yıl önce. Yine ocak ayı. (06.01.2016)

Yer TBMM.

Elazığlı işadamı, CHP milletvekili Y.İnşaat Mühendisi Ali Özcan kürsüde:

“Elazığ ilimiz İstanbul’dan sonra, deprem riski en büyük 2. ilimiz. İnsanımızı deprem değil, binalar öldürüyor. Elazığ fay üzerinde yaşıyor. Tedbirleri görüşelim.”

Diye yalvar yakar bir konuşma yapıyor.

Ama nafile.

Olası Elazığ depremi için 24 CHP’li ile birlikte verdiği TBMM araştırma önergesi, AKP’nin oylarıyla reddediliyor.

Elazığlı 4 AKP’liden hiçbiri oylamaya katılmıyor.

Bir iftar programına gittikleri anlaşılıyor.

İyi de yapıyorlar.

Önceki gece Elazığ’ın yaşadığı felakette fazla can kaybı olmayışı, belki de tuttukları oruçlar, iftardaki duaları sayesindedir.

***

Rahşan, Farsça parlak, pırıltılı demek.

İlk kez Robert Kolej’de okul piyesi sahnelenmesi sırasında karşılaştılar.

O, oyunun dekorlarını hazırlıyordu.

Ecevit’in rolü de Mehmet Akif’ten şiirler okumaktı.

Ama gözlerini ondan alamamıştı.

Belki ismi yüzündendi.

Zihni o sıralarda kitap olarak çevirisini yaptığı Hintli ve Nobelli ozan Tagor’un, Gitanjali (Ruhun Sunumu) adlı uzun şiirinin mısraları ile meşguldü.

İstemeden ona ait mısralar döküldü dudaklarından:

“Türlü türlü ahenklerle gel/ kokularla türkülerle renklerle gel/ vücudumda duyayım gel seni/ büyülü renklerle gel/ türlü türlü ahenklerle gel/ gel pırıl pırıl duru ve güzel/ inceliğinle sessizliğinle gel.”

***

İlk buluşmada bu mısraları fısıldadı.

Bir süre sonra da evlenme teklifini.

Okul biter bitmez de ressam Nazlı Ecevit ile CHP milletvekili Prof. Fahri Ecevit kız istemeye gittiler.

Baba dönemin ünlü maliyecisi, Mülkiye profesörlerinden N. Zeki Aral ile anne Zahide Hanım’dı.

Arallar, “Davul bile dengi dengine” diye iki kolejlinin evliliğine olur verdiler.

Yine de kayınpeder olarak N. Zeki Bey, makam odasına çağırarak damat adayını sıkı bir mülakattan geçirdi.

Çok dürüst ve mütevazı bir delikanlı olduğuna dair bir kanaat uyandı.

Aradığı belki de tek ve en önemli özellik bu idi.

Kendisi de çevresinde böyle biliniyordu.. Yurtdışındaki bir arkadaşına elden mektup gönderdiğinde bile sonra postaneye gidip bir posta pulu satın alarak yırtıp atmasıyla tanınıyordu.

Çünkü Posta Kanunu mektup göndermek için posta pulu şartı öngörüyordu.

Maliyeci olarak elden gönderilen mektupların da bu kapsama girdiğine inanıyordu.

***

Şiir ne kadar edebi ise siyaset de o kadar dünyevi.

Ecevit’e hayranlığı biraz da bundandı.

Siyaseti sevmediğini, arada açıklayıp dururdu.

“Milletvekili olmayı hiçbir zaman düşünmedim. Siyaseti sevmeyen nasıl milletvekili olurdu ki?”

Milletvekili olmadı .

Ama, güvercin simgeli partinin kurucu genel başkanı oldu.

Çünkü ülkesini de, eşini de çok seviyordu.

12 Eylül 1980 darbesi ülkeyi siyasi yasaklara boğarken Ecevit de hapse atılmıştı.

Erkeğinin başarısı için çalışmak onu yeterince mutlu ediyordu.

Partisi içinden dışından Ecevit’e yönelen saldırıları paratoner gibi üstüne çekip durdu. Bir gazetede sadece baklava çalan iki çocuğa verilen hapis cezasını eleştirmişti. Ama koalisyon hükümetinin çıkardığı şartlı salıverme yasası (Rahşan Affı) diye üstüne yapışıp kaldı. Buna ses çıkarmadı. Yoksa başbakan olarak Ecevit çok yıpratılacaktı. (22 Aralık 2000)

***

Anne olmamış müstesna eşler, bu duygularıyla kocalarına çocuğu imişçesine bir şefkat ve sevgiyle bağlanırlar.

Onlar için kullanılan “ruh ikizi” deyimi çok yerindedir.

Ecevitler için ileride kitaplar, incelemeler yazılacaktır.

Rahşan Hanım üzerine yazılmış ise bir tek kitap var.

Gazeteci Mehmet Çetingüleç’in yirmi yıl önce yazdığı “Rahşan” adlı kitap, hem son elli yılın siyaseti hem de benzersiz bir beraberliğin belgeseli olacak değerdedir.

O belgeselde, bu benzersiz beraberliğin benzersiz fırtınalara, tehlikelere maruz kaldığı da yer alacaktır.

Sadece birini bile burada zikretmek yeterli olacaktır.

İznini almadığımız için adı lazım değil, genel başkanlık da yapmış bir ünlü siyasetçi anlatmıştı:

1970’li yılların başı. Yaşı iyice ilerlemiş CHP lideri İsmet Paşa’nın yerine “lider adayı” aranıyor. Partinin birçok önde geleni “Bülent Ecevit” üzerinde duruyor.

Ancak hatırı sayılır birkaç partili, “Ama Rahşan faktörü var. O olmaz!” diye itiraz ediyorlar.

Bunun üzerine “Söz konusu olan CHP ve Türkiye’nin geleceğidir.

Boşanmalarını sağlarız!”

Çok şükür bu yola gerek olmuyor. Kurultayda listesi delinen İsmet Paşa istifa ediyor.

Ecevit’e de yuvası yıkılmadan CHP’ye liderlik yolu açılıyor.


Yazarın Son Yazıları

VIP kişi niyetine.. 29 Mart 2020
Virüs muamelesi... 22 Mart 2020
Koronanın hayrı! 15 Mart 2020
Tepeleme.. 23 Şubat 2020
‘Avukatız biz!..’ 16 Şubat 2020
Patlıcanlama... 9 Şubat 2020
Bir sonraki seviye 2 Şubat 2020
Deprem.. Ecevitler 26 Ocak 2020
Coğrafi şahsiyet.. 5 Ocak 2020
Meşguliyetle tedavi 29 Aralık 2019
Siyaset tespih ister! 22 Aralık 2019
Süksesiz masal 15 Aralık 2019