Ali Apaydın

Devrimi kurtarmak

30 Mayıs 2024 Perşembe

Kavramlarımız ölüyor, toplumsal ve kültürel dinamiklerimizde değerli olan şeyleri koruyamıyoruz ve yeni değerler üretmekte çok zorlanıyoruz. Üç çeyrek asırdır dünyamızı tüm insanlığın yok olabileceği topyekûn bir katliamdan neyin alıkoyduğu sorusunu hiç de yanıtlamış değiliz oysa. Hal böyleyken gelecek yüzyılları bir kenara koyun, gelecek on yıllarımız hakkında bile tahminde bulunmak hiç kolay değil. Her an yok olabileceğimiz bir dünyada yaşıyoruz. 

Peki neden böyle?

Böyle, çünkü savaşların, sosyoekonomik adaletsizliğin ve yüzlerce insani krizin yıkıcı etkilerine boyun eğmeyen, onların ortaya çıkış nedenlerini araştırıp bu nedenlerin üstesinden gelme yollarını düşünen bir sol kültürden çok uzaklaştık. İnsanlık olarak dünyada olup bitenlere cesurca bakabilecek gözlerimizi kaybettik sanki ve çağımızın en büyük umut ışığı olan veganizm ve feminizm gibi yeni sol sesleri işitebilecek cesur kulaklarımızı da tıkıyoruz gün be gün. Solun unutulduğu bir dünyadayız. Solcuların seslerinin en kısık olduğu zamanlardayız.

Karl Marx’ın deyimiyle insanlık tarihinin lokomotifi olan devrimler çağımızda tam bir tehdit altında artık. Ki on yıllardır Türkiye’de de yaşadığımız bu. Devrimimiz tehdit altında, yani kurtarmamız gereken bir devrim var. Çünkü karşıdevrim hâlâ devam ediyor!

***

Bir seçim sonrasında ülkemizdeki sosyopolitik iklimin birden yumuşayıvereceğini zannedenler oldu. Evet, alınan seçim sonuçları kuşkusuz ki bir umut doğurmuştu, ancak yerel seçimlerden bugüne haftalar geçti ve görüyoruz ki ülkemizin sosyopolitik ikliminde yumuşayan hiçbir şey yok. Aksine bu iklim gün be gün daha da sertleşiyor.

Ancak, böyle bir yumuşamanın olmasını beklemek doğru muydu? Elbette hayır! Bizzat AKP tarafından var edilen bir iklimin bizzat AKP eliyle değişeceğini zannetme ahmaklığına nasıl yeniden düşebildik o halde? Toplumsal hafızamızda unutulanların internet sayesinde bu denli rahat hatırlanabildiği bir çağda bu denli ahmakça davranma hakkımız var mı sahiden?

1 Mayıs’ta yasaklanan Taksim Meydanı, tüm itirazlara rağmen geçirilen yeni öğretim programları, sokak hayvanlarının yaşam hakkını gasp eden düzenlemeler açık bir şekilde gösteriyor ki, karşıdevrim odakları karşıdevrimi gerçekleştirmekte halen çok kararlı! Çünkü devrim ve karşıdevrim mücadelesinde asla zamanaşımı diye bir şey olmaz!

Evet, oldukça tedirginler artık, zannettikleri kadar güçlü olmadıklarını gördüler, Anadolu Devriminin hiç de öyle birden yok edilebilecek bir şey olmadığını da fark ettiler. Ancak halen vazgeçmediler. Doğru, artık devrimin kurumlarına saldırmıyorlar, çünkü o kurumları çoktan ele geçirmiş haldeler zaten! Birkaç hafta içinde olup bitenlere bakın; eğitimde istediklerini yapıyorlar, hukukta istediklerini yapıyorlar, 1 Mayıs’ta gördüğümüz gibi sokakta da istediklerini yapıyorlar.

Peki karşıdevrimle nasıl mücadele edilir? Onu muhatap alarak mı? Elbette hayır, karşıdevrim genleriyle var edilen bir parti olan AKP’yi muhatap almak, devrim adına, devrimi kurtarmak adına asla kabul edilebilir bir şey değildir! Çünkü ülkemizin içinde bulunduğu sorunlar bugün birden ortaya çıkmadı, bizzat AKP ve destekçileri marifetiyle, karşıdevrim adına inşa edildi.

Umut kavramı kendini fena halde çarpıtabilen bir kavramdır. Bu noktada belirtmek gerekir ki, yerel seçimlerden sonra ifade edilen umut kavramı, anlam içeriğini sosyopolitik iklimin yumuşamasında değil karşıdevrim güçlerine karşı mücadele olanaklarının artmasında bulan bir kavramdır. Nitekim AKP bu çarpıklığı çok iyi bir şekilde kullanarak, her yapıp etmesinde kendisinin halen iktidarda olduğunu ve halen karşıdevrim için hareket ettiğini gösteriyor bizlere. Bu yüzden bizler de her yapıp etmemizde devrim için varolduğumuzu ve devrimi kurtarmakta çok kararlı olduğumuzu en açık şekliyle göstermeliyiz. Bu yüzden hem devrimi var eden hem de son seçimlerde birinci seçilen CHP’ye devrim için ve devrimi kurtarmak için hareket etmesi gerektiğini sık sık ve daha fazla hatırlatmak zorundayız.

***

Ülkemizin yeniden yasalarla yönetilen bir yere dönüşmesi için ilk önceliğimizin iktidarın değişmesi olduğu su getirmez bir gerçektir. Bunun için meşruiyetini yitirmiş mevcut iktidarı meşruymuş gibi gösterecek her hamleden kaçınmalıyız. Kurtarmamız gereken bir devrim var ve onu kurtarmak için kaynağımıza, yani annelik felsefemize başvurmak fazlasıyla yeterli olacaktır…



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Kırksekiz ve Duygu 11 Temmuz 2024
Cehalet ve tehdit 27 Haziran 2024
Eğitimde utanç yılı 13 Haziran 2024

Günün Köşe Yazıları