Ali Apaydın

Eğitimde utanç yılı

13 Haziran 2024 Perşembe

Platon’un ünlü  Symposion (Şölen) adlı eserinin başlarında, ev sahibi Agathon, öncesinde birkaç kez çağrılmasına rağmen geç bir şekilde salona gelen Sokrates’in kendi yanına oturmasını ister. Böylece filozofa temas ederek ondaki bilgilerden nasiplenebilmeyi dilemektedir. Sokrates bu sitemli ve alaycı dileğe “Bilgi, doludan boşa doğru akabilen bir şey olsaydı ne büyük mutluluk olurdu” diye karşılık verir. (Platon, Şölen, 174d–175e)

Platon’un ve Sokrates’in düşünsel evreninde pek çok anlam katmanını içeren bu söz, eğitimin ne denli zor ve birbirine bağlı ne denli çok etkeni içinde barındırdığını zarif ve titiz bir şekilde ifade eder.

Eğitim zordur, bu yüzden çok titiz bir şekilde organize edilmesi gerekir. Eğitim söz konusu olduğunda üzerinde uzun uzun düşünülüp, programlar, planlamalar, araştırmalar ve daha onlarca, hatta yüzlerce çalışma yapılması gerekir.

Okul yaşamına ne zaman başlanmalı, ilk olarak hangi şeyler öğretilmeli, hangi dersler hangi yaşlarda verilmeli, derslerin içeriği ne olmalı, dersler nasıl bir yöntemle işlenmeli, öğretmenler nasıl hareket etmeli, okul yaşantısı nasıl yönetilmeli, okullar arası ilişkiler ne şekilde yürütülmeli, bakanlık hangi sorumlulukları üstlenmeli vb gibi onlarca, yüzlerce bileşeni vardır eğitimin. Bu yüzden eğitimde bir şeyleri değiştirmek ya da yeniden düzenlemek gerektiğinde özenle hareket etmek gerekir. Çünkü eğitim sadece zor olan bir etkinlik değil; insanların birlikte, bir arada yaşama olanaklarını var etme, koruma ve geliştirme işlevleri bakımından toplumsal hayatın en önemli unsurudur da.

Eğitim, bir kişinin değil, bir toplumun ve dahası bütün bir insanlığın cehaletin birer ürünü olan kötü ve çirkin olan yerine iyi ve güzelin yeşermesini sağlayan etkinliktir.

Gelgelelim ülkemizde tam da bunun aksini yaşıyoruz! Varoluş amacı cehalete karşı mücadele etmek olan eğitim sistemimiz, cumhuriyetimizin yüzüncü yılında cehaletin kalkanına dönüştürülmeye çalışılıyor. Ve yarın tamamlayacağımız bu ders yılı yüz yıllık cumhuriyet tarihimizin en utanç verici yılı olarak tarihe geçiyor.

Öğrencilerimizin, öğretmenlerimizin canına kıyılıyor. Gerçekten daha ötesi var mı; okullarımızda öğrencilerimizin, öğretmenlerimizin canına kıyılıyor ve bu cümlenin ifade ettiği anlamda hiçbir mecaz bulunmuyor. Çünkü gerçekten öğretmenlerimizin, öğrencilerimizin canına kıyılıyor!

Evet, bu ders yılımız, eğitim tarihimizde en utanç verici, en karanlık yıllardan biri olarak yerini alacak. Ancak bundan daha ürkütücü olan gelecek ders yıllarının bu yıldan çok daha utanç verici ve çok daha karanlık olmaya aday olması.

Politikleştirilen eğitim sistemimiz, cehaletle mücadele etmek için değil, cehalet üretmek için kullanılıyor artık. Eğitim kurumlarımız karşıdevrim güçlerinin elinde can çekişiyor. Hatta politik unsurları bir yana bırakın, görevi, sorumluluğu ve varoluş amacı öğrencileri cehaletten kurtarmak olan Millî Eğitim Bakanlığı cahiller tarafından yönetiliyor. Bakan, eğitim nedir bilmiyor; bakanlıkta çalışan, adı uzman olan kişiler eğitim nedir bilmiyor! ÇEDES ve Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli diye ortaya atılan saçmalıklara, yobazlıklara ve ihanete karşı okullarımızdaki öğretmenlerin büyük çoğunluğu tepki vermiyor, çünkü okullarımız öğretmen sıfatını taşıyan ama öğretmen olmayan insanlarla dolup taşmış durumda çoktan ve onlar da eğitim nedir bilmiyor!

***

Son yıllarda bazı politikacılar sık sık beka kavramını kullanıyor. Bir eğitimci olarak net bir şekilde belirteyim, bir ülkenin bekası demek eğitimi demektir. Çünkü bir ülkenin geleceğini eğitimle güvence altına alırsınız. Sözgelimi ülkenizde bir deprem olursa ne olacak diye korkmazsınız artık, çünkü bilirsiniz ki depremlerde çocuklara, gençlere, yaşlılara, kadınlara, erkeklere, hayvanlara mezar olmayan, yıkılmayan binalar, yıkılmayan kentler inşa etmiştir eğitim sayesinde var ettiğiniz mimarlarınız, mühendisleriniz. Bir salgın çıkarsa ne olur diye korkmazsınız artık, çünkü bilirsiniz ki, gecesini gündüzüne katıp tedaviyi bulacak, insanların hayatını kurtaracak bilim insanlarınız, doktorlarınız, hemşireleriniz, sağlık çalışanlarınız vardır eğitim sayesinde. Bu ülkeye saldırırlarsa ne olacak diye korkmazsınız artık, çünkü bilirsiniz ki, sizi koruyacak askerleriniz, subaylarınız vardır eğitim sayesinde. Bir felaket yaşanırsa ne olur diye de korkmazsınız artık, çünkü bilirsiniz ki, birbirlerine yardım etmek için koşa koşa hareket edecek yurttaşlarınız da vardır eğitim sayesinde!

İşte şimdi, eğitim sayesinde elde ettiklerimizi eğitim için kullanma zamanı! Çünkü karşıdevrim karşısında her şeyden önce eğitimimizi kurtarmalıyız!



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Kırksekiz ve Duygu 11 Temmuz 2024
Cehalet ve tehdit 27 Haziran 2024
Eğitimde utanç yılı 13 Haziran 2024

Günün Köşe Yazıları