Eyvah, yine çaktık!

28 Ocak 2020 Salı

Görüntüler gerçeği bütün çıplaklığıyla gözler önüne seriyor. Deprem bölgesinden gelen fotoğraflarda dimdik ayakta duran binaların hemen yanı başında, kâğıt gibi yırtılıp çökmüş yapılar görünüyor.

Yan yana iki bina, biri sapasağlam ayakta, biri un ufak olmuş. Aynı yerdeki iki binanın ikisini de aynı şiddette deprem vurmuş, biri ayakta, biri çökmüş. Neden yalnızca deprem olsa, ikisinin de akıbeti aynı olamalıydı. Ama öyle olmadığına göre, bu durumun binaların kendilerinden kaynaklanan başka bir nedeni olması gerek. Nitekim, herkes biliyor depremin etkilerini büyütüp binaları yıkanın, hırs, tamah, aldırmazlık ve hamakat olduğunu.

İktidar da durumun farkında, ama aynı zamanda oyunun içinde, avanta- yağma-talan düzeninin başında olduğundan “Bu bir imtihandır, sabrımız sınanıyor” diyor. Ortada bir sınav olduğu kesin, ama sınavda neyin sınandığı üzerinde durmak gerek. Aslında sınanan yapıların ne kadarının yapılması gerektiği şekilde yapıldığı, ne kadarının avanta-talan-yağma düzeninin ölçütlerine göre yapılmış olduğudur. Sloganları “idare et abi!” ve “bi şiyy olmaz abi” olan avanta-talan- yağma düzeninin savunucuları, sabır tavsiye ederek her şeyi kadere bağlamaktalar. 

***

Yalana, talana yakınmaksızın katlanmak, “idare et bir şiyyy olmaz canım abcim”cinin pis sırıtışı karşısında tevekülle susmak kader midir acaba?

İktidarın kaderi, vatandaşın bu soruya vereceği cevaba bağlı.

Vatandaşın bu sorunun yanıtının hayır olduğunu anlaması ise şimdiye dek deprem parası olarak toplanan 63 milyar liranın nereye gittiği sorusunu ısrarla yinelemesine ve peşini bırakmamasına bağlı.

Malumdur, 7.4 büyüklüğündeki Marmara depremi ertesinde 26 Kasım 1999’da, 4481 sayılı yasa ile deprem vergisi getirildi. O zamandan bu yana 63 milyar liradan fazla para toplandı.

Ama o zamandan bu yana toplanan 63 milyarı aşkın paranın nereye gittiği bir türlü açıklanamıyor.

Şimdi şöyle garip durumla karşı karşıyayız:

Vatandaş: 

- Deprem için topladığın 63 milyarı ne yaptın, hesap ver!

İktidar:

- Deprem imtihandır, iyi Müslüman ol, tevekkül göster, sabret, soru sorma!

Büyük bir deprem felaketiyle karşı karşıya bulunan ve tüm Türkiye’yi de peşi sıra sürükleyerek batma tehlikesiyle burun buruna olan İstanbul’da vakit geçirmeden bütün kaynaklar, depremin etkilerini azaltacak, kentsel dönüşüme harcanacak yerde, megapol ile birlikte kendisi de yok olmaya mahkûm bir Kanal İstanbul hayali peşinde koşan bir iktidara karşı hiç vakit geçirmeden, deprem tehdidi ve alınacak önlemleri gündeme getirmek gerekir.

Muhaleffetin her gün, bıkmadan usanmadan bu hususu gündemde tutmak ve iktidarı zorlamak birinci görevi olmalı.

***

Bir toplumun başına gelebilecek olan en büyük felaket, aklın ve sağduyunun çizgisinden sapmasıdır.

İstanbul’un yerle bir olma tehlikesiyle karşı karşıya bulunduğu bir ortamda, kaynakları yıkımı azaltmak için kullanmak yerine kanala akıtmak, bu toplumun aklın çizgisinden iyice sapması ve hamakatın doğrultusuna girmesi anlamını taşır.

Hepimizi yasa boğan Elazığ depremini ders almak için bunu fırsat bilerek, kaynakların depremin yıkıcı etkileriyle mücadeleye hasredilmesi kampanyasını desteklemek için kullanmalıyız.

Deprem önlenemez, ama sonuçta vereceği zararlar azaltılabilir.

Bu sonucun sağlanması ise depremin kader olmadığı, depremin karşısında tevekkülle el bağlayıp oturmak olmayıp, önlem almakla mümkün olduğunu anlamalıyız.

Evet, deprem bir sınavdır, ama iktidarın söylediği cinsten bir imtihan  değil, toplumun aklının neden sonuç ilişkisini kavrayabilecek düzeye gelip gelmediğini gösterecek bir sınavdır.

Korkarım iktidar bu sınavdan da çaktı.

Bari biz geri kalanlar ona uymayalım!  


Yazarın Son Yazıları

Covid-19 ve OHAL 20 Mart 2020
8 Mart mektubu 10 Mart 2020
Futbola dikkat! 28 Şubat 2020
Amaç ne? 7 Şubat 2020