Mahalle bekçisi mahalle baskısı

04 Şubat 2020 Salı

İlk çocukluk anılarımdan biri de yağmurlu, fırtınalı bir geceyi yırtan bir düdük sesi üzerine korkarak uyanıp ağlamaya başlamamdır. Anneannem gelip, öpüp okşayarak ne olduğunu sorunca, dehşetimin nedeni düdük sesini söylediğimde şu yanıtı almıştım:

- Korkma evladım, o bekçi amca “Ben buradayım, hırsızdan, uğursuzdan sizi uzak tutuyorum. Rahat rahat uyuyun korkmayın!” diyor bize düdüğüyle, korkma uyu hadi!

O geceden sonra bekçi amcanın düdüğü bana hep ninni gibi geldi.

O günlere yetişmiş olanlar için, mahalle bekçisi olmayan bir düzen düşünülemezdi. Cumhuriyet, polise yardımcı silahlı güç olan “mahalle  bekçisini” Osmanlı’nın mirası olarak devraldı. 1967 yılına kadar da onu mahallenin rüknü haline getiren statüsü de (müesses örf ve âdete göre bekçinin ücreti halktan toplanırdı) 1303 tarihli (1914) kanunla belirtildiği şekliyle sürdü.

Zamanla mahalle kavramı, güvenlik ile birlikte değişime uğrarken çarşı ve mahalle bekçileri de durumdan nasiplerini aldılar.

Geçen hafta iktidarın oylarıyla TBMM İçişleri Komisyonu’ndan geçen, 772 sayılı yasayı değiştiren 18 maddelik Çarşı ve Mahalle Bekçileri Yasa Tasarısı’nın bekçilerin yetkilerini belirleyen maddeleri tartışmalara neden oldu.

***

Yine polise yardımcı silahlı güç statüsünü koruyan çarşı ve mahalle bekçilerince, kimlik sorma yetkisi verileceği ve üst aramanın vücudun elbise üzerinden sıvazlanma yöntemiyle yapılacağını belirtilen maddedeki ifadeye gelince sıra, kıyamet koptu. Neyse, tartışmalar sonrasında “sıvazlama” tabiri çıkarıldı da ortalık yatıştı.

Ama önümüzdeki günlerde genel kurulda görüşülecek yasanın, bekçilere kimlik sorma ve üst arama yetkisi de vermesi, kimi uzmanlarca eleştirildi ve bekçilerin yeni bir kolluk haline gelmesi anlamını taşıyacak bu durumun sıkıntıya yol açacağı ileri sürüldü.

Doğrusu, AKP’nin, yurttaşın yaşamının, beşikten mezara kadar her anını denetim altında tutmak isteyen totaliter yaklaşımını bilenlerin bu endişelere katılmalarını yadırgamamak gerek. Eğitimi imam hatipleştirerek, işin fidanlarının yetiştirilmesi yanını MEB - tarikatlar işbirliği ile çözme yolunu tutmuş olan iktidarın, icazetini büyük âlim Hayrettin Karaman’dan çoktan almış olduğu mahalle baskısı etkenini etkin biçimde etkileyip denetlemek üzere, muhtarlardan sonra mahalle bekçilerini devreye sokmasına şaşırmak anlamsızdır.

Lise mezunu adayların yazılı sınav ve mülakkattan (ne anlama geldiğini belirtmeye gerek var mı?) geçtikten sonra 1.5 - 3 aylık, bir eğitim alarak göreve başladıkları zaman, yetkilerini kullanırken zaman zaman durumdan vazife çıkararak sivil mahalle baskısına, karınca kaderince kendi katkılarını da koyarak işin resmi ayağını da tamamlamalarına, kısa eğitim dönemlerinde görecekleri insan hakları konusundaki kursların engel olacağını sanmak safdilliktir.

***

Bu açıdan, çarşı ve mahalle bekçilerinin, kimlik sorma ve üst arama yetkilerinin, bu tasarının genel kurulda görüşülmesi sırasında bir kez daha gözden geçirilmesinde sayısız yarar vardır.

Eğer yapılmak istenen, polise (jandarmanın olduğu yerde jandarmaya bağlanıyor) bağlı yardımcı bir güç oluşturmak ise bu kimlik denetimi ve arama yetkisine gerek yoktur. Unutumamak gerekir ki gelişmiş demokrasilerde, hatta ABD’de bile değil yardımcı gücün, polisin bile makul bir gerekçesi olmadan bir vatandaşı durdurup kimlik sorma ya da üstünü arama yetkisi yoktur.

Yeni düzenleme ile sayıları (halen 70’i kadın olmak üzere 21 bin 318) 30 bine çıkacak olan çarşı ve mahalle bekçilerini, “bekçi amca” döneminde olduğu gibi, mahallenin gece güvenliğinin simgesi olarak tutmak istiyorsak, mahalle bekçilerini, mahalle baskısının resmi uzantısı haline sokma olanağını sağlayacak yetkilerle donatmamak gerek.

Bırakın “bekçi amca”nın düdüğü, rahat uykularımızın simgesi olarak kalsın!


Yazarın Son Yazıları

Covid-19 ve OHAL 20 Mart 2020
8 Mart mektubu 10 Mart 2020
Futbola dikkat! 28 Şubat 2020
Amaç ne? 7 Şubat 2020