Olgu ve algı

31 Ocak 2020 Cuma

Ne olduğunun değil, olanın nasıl algılandığının önemli olduğu bir ortamda yaşıyoruz. Bu durumda, deprem bölgesindeki hasarı aktarması gerekirken Elazığ Valisi Çetin Oktay’ın İçişleri Bakanı’na “toplumda iyi bir algı var” muştusunu vermesinde şaşacak bir yön yok.

Artık amansız bir kendi lehine algı oluşturmak savaşının hedefi halinde toplum. Devlet kuruluşu AA (Anadolu Ajansı yazılır, ama Algı Ajansı olarak okunur) iktidar yararına algı oluşturma işlevini Elazığ-Malatya depreminde de kusursuz yerine getirdi ve kamuoyuna Suriyeli Mahmut’u sundu.

AA’nın bulup lanse ettiği, Suriyeli Mahmut veya Mahmut Osman iki yıl önce, Humus’tan Hatay’a geliyor, üç ay önce de eğitim için Elazığ’a yerleşiyor ve deprem sonrası kurtarma operasyonu sırasında Sürsürlü Mahallesi’nde çöken apartmanın enkazı altından Dürdane Aydın ile kocası Zülküf Aydın’ı elleriyle çekip çıkarıyor.

Anadolu Ajansı’nın bir anda bulduğu Mahmut Osman’ın görüntüleri “Suriyeli Mahmut” olarak Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tarafından bir kez daha düzenlenerek kamuoyuna servis ediliyor ve Suriyeli kahraman sığınmacı bir anda günün yıldızı oluveriyor. İçişleri Bakanı, “aynı kıbleye yönelerek ibadet ettiğimiz” Suriyeli Mahmut’un fedakârlığını övüyor, daha sonra Cumhurbaşkanı’nın da paylaştığı bir müjdeyi de esirgemiyor: Suriyeli Mahmut’a vatandaşlık verilebilir.

***

İktidarın algı yaratmadaki ustalığı, yüzlerce binanın hasar gördüğü, onlarca insanın öldüğü, yüzlercesinin yaralandığı her zamanki gibi aymazlığımızı, avantacılığımızı yüzümüze vuran deprem olgusundan kahraman din kardeşi “Suriyeli Mahmut” algısını yaratmayı becererek sosyal bir tehlikeyi bir efsaneye dönüştürmeyi başarmıştır.

Neyin ne olduğunun değil, nasıl algılandığının önemli olduğu bir toplumda böyle bir durumun yadırganacak bir yanı yoktur. Kuşkunuz olmasın ki, Elazığ’daki depremden toplumun belleğine kazınacak, yarınlara kalacak olan sapasağlam binaların yanında yerle bir olmuş yapılardaki cinayetler değil, kahraman din kardeşi “Suriyeli Mahmut”un görüntüleri olacaktır.

Tabii olgu, algıya ram olunca, olaylardaki neden sonuç ilişkisi de kaybolmakta, bir musibet ile karşılaşıldığında, işe gelmeyen sebep sonuç ilişkileri geri itilerek, musibeti nimet gibi gösterecek veya efsane yaratacak, algılar oluşturulmaya çalışılmaktadır. Olgu, yanlış algıyla saptırılınca, artık ondan doğru dürüst ders çıkarmak da mümkün olmamakta, aynı yanlışların art arda yinelendiği bir süreç yaşanırken, gerçekle ilgisi olmayan algı olgusunun yarattığı kısırdöngü eğitim eksikliğiyle malul toplum tarafından “tarihin tekerrürü” olarak kabul edilmektedir.

***

İçeride bunlar olurken, Cenevre’de Birleşmiş Milletler merkezinde ise Türkiye’nin insan hakları karnesi üzerinde görüşmeler yapıldığı sırada “Cumartesi Anneleri” konusu gündeme gelmekteydi.

Bilindiği üzere, 776 haftadan beri yakınları kaybolan, faili meçhul cinayete kurban giden kadınlar, cumartesi günleri Galatasaray Lisesi önündeki küçücük meydanda toplanmaktaydılar. Polis, bu sessiz gösteriyi 76 haftadır engelleyerek Cumartesi Anneleri’nin Galatasaray’a girmelerini yasaklamış bulunmakta ve göstericilerle birlikte kimseyi lise önündeki alana sokmamaktadır. Cumartesi Anneleri de, her cumartesi sabahı Beyoğlu’nda İHD’nin bulunduğu Çukurçeşme Sokağı’nda oturma eylemlerini yapmaktadırlar.

Cenevre’de Türkiye’nin insan hakları karnesi görüşülürken, bu konu gündeme gelmiş ve Cumartesi Anneleri’nin Galatasaray Meydanı’ndaki oturma eylemlerinin neden yasaklandığı sorusuna Dışişleri Bakan Yardımcısı Faruk Kaymakçı şu garip gerekçeyle yanıt vermiş: 

- Turistleri rahatsız ettikleri için!

Buyurun biraz da buradan yakın!” dışında ne diyelim?

Bu da bir başka tür algı operasyonu olsa gerek.

Benim asıl merak ettiğim, sorunun sahibinin bu yanıttan tatmin olup olmadığı.


Yazarın Son Yazıları

Covid-19 ve OHAL 20 Mart 2020
8 Mart mektubu 10 Mart 2020
Futbola dikkat! 28 Şubat 2020
Amaç ne? 7 Şubat 2020