Arif Kızılyalın

Korkuyu yendi

20 Ocak 2020 Pazartesi

Ligin “hüsran”la sonlanan ilk yarısındaki en az 6-7 maçın son bölümünde gol yemiş ve puan kayıpları yaşamışsanız doğal olarak strese girer, panikler hatta geriye yaslanıp “Şu 90 dakika kazasız belasız bitse” diye dua edersiniz son tahlilde. Çünkü kaybetme korkusu Demokles’in kılıcı gibi tepenizde, virüs vücudunuzdadır. Sayısız kere bu sonla karşılaşmıştı Galatasaray, taa ki dünkü Denizlispor maçına kadar. Ve bu kez rakipten çok içlerindeki “Ya gol yersem?” korkusunu yendiler. Oysa büyük kayıplar yaşadıkları 2019 sonbaharı maçlarının karbon kopyasını oynadılar. Maça iyi başlayıp önce pozisyon, sonra gol buldular, ikinci 45 dakikanın ilk bölümünde de farkı açtılar. Ardından da “olmayan” pozisyondan gol yiyip son bölüme tek fark önde girdiler. Ama bu kez korkmadılar, çekilmediler, topu ön bölgede tuttular, maçı da istedikleri sonuçla bitirdiler. O “son dakika gol yeme” virüsünü üzerlerinden attılar.

Görünen o ki bir şeyler değişiyor ve bu değişim zihinde başlamış. Gerçi 60’tan sonra yorulma, duran toplarda hatalı adam paylaşımı sürse de Denizli karşısında yenilenen bir takım izledik. Emre Akbaba’nın katılışı, orta alandaki “yönetici” zaafiyetini çözmüş. Forvetin arkasında pas dağıtıyor, baktı takım zorlanıyor, rakip ceza alanına girip şut atıyor, sonucu etkiliyor. Dün de öyle yaptı. Ön bölgedeki bu etkinlik,  sürekli yokları oynayan Seri’yi de kendine getirmiş. Dünün en “etkili” ismiydi. Falcao’nun golünde asist, Emre’nin golünde asist öncesi final pasını verdi, top kaptı, takımı hücuma çıkarttı, tempo yükseltti. Emre nasıl Seri’nin elini rahatlattıysa Seri de Lemina’ya farklı bir özgüven getirmiş olsa gerek; Gabonlu yıldız, inanılmaz ince işler yaptı. 

Peki, orta alan işledi, Falcao gol attıysa niçin G.Saray ancak 2-1 kazanabildi? İşte sorun da burada. Yeni transfer Saracchi, sol kenarı işletmeye başlamış, sağ kenarda ise Linnes, 6 aylık tribün cezasından sonra istenen çabuklukta değil. Golde topu sektirdi. Daha önemlisi Feghouli’ye boş alan yaratamadı. Yani sağ kenar felç. Savunmanın göbeği ise tam bir felaket. Çünkü Marcao, riskli oyunun karşılığını ‘dakika 1, kart 1”le gördü; hem cezalı duruma düştü hem kırmızı yememek için kontrollü oyuna geçti. Donk ise “ben stoper değilim” diye bağırıyor ama oynuyor da...

Sözün özü; G.Saray kazandı, fark da yapabilirdi. Üstelik 2 fark öne geçip kaybetme psikozunu da üzerinden attılar ama bu görüntü, vites yükseltmezlerse zirve takibine yetmeyebilir!


Yazarın Son Yazıları

‘İhtiyat akçesi’ 31 Mart 2020
Vebalini kim öder? 24 Mart 2020
‘Cambaza’ bakarken 10 Mart 2020
Futbolumuzun hali 3 Mart 2020
Ve Kadıköy fobisi bitti 23 Şubat 2020
Galatasaray bu kez VAR! 16 Şubat 2020