Arif Kızılyalın

Vebalini kim öder?

24 Mart 2020 Salı

“Bir mağara adamından daha aciz olurdum; ama sonra, hatıra denen şey kendi başıma içinden çıkamayacağım bu boşluktan beni çekip almak üzere gökyüzünden uzatılmış bir yardım eli gibi, bana geri dönerdi” der Kayıp Zamanın İzinde adlı yapıtında Marcel Proust. “Uyku ile uyanıklık arasındaki o bulanık zihin durumu” tanımlaması ile tam da 2020’yi tarif etmiş ünlü yazar, 107 yıl önce. Hangimizin zihni açık ve net ki, koronavirüsle mücadele ettiğimiz şu günlerde? Özellikle de spor dünyasında ortam o kadar bulanık ki, herkes kâbusun bitmesini bekliyor. Spor da tıpkı sanal petrol piyasası gibi kafa üstü çakıldı. Tahmini gelir kavramı salgın ile bitti. Reel ekonomiye endeksli gelirler dibi gördüğü için kepenk indirmek üzereyiz spor dünyası olarak. Bunun ilk sinyallerini M.United’dan aldık: “Maaş ödemesinde öncelik geçici çalışanlarla hizmetli kadronun” açıklamasıyla liglerin başlayacağına dair bir umut kırıntısı bile vermediler. Uluslararası Olimpiyat Komitesi, “Yapacağız” dese de Japonya hükümeti ile Tokyo yerel yönetimi olimpiyat için erteleme kararını almış bile. FIFA ile UEFA, majör liglerin başkanları ile telekonferans yapıp koronavirüsün yarattığı kaybın çaresini arıyor. Kimse işin üçünde, beşinde değil! Gönül isterdi ki Türkiye için de benzeri senaryolar söz konusu olsun. 18 kulüp başkanı ile federasyon temsilcisinin katıldığı telekonferansta, “8 maç kaldı oynayalım” diyen de olmuş, play-off sistemini pazarlık masasına atan da. Yani bizim mahalle hâlâ işin para tarafındaydı..

Taa ki dün gece saatlerine kadar. Ancak, “Çoluğumuz, çocuğumuz var, sizde Allah korkusu yok mu, maçları nasıl oynatırsınız, birimiz hasta olsak bunun vebalini kim öder” diyen Galatasaray Teknik Direktörü Fatih Terim’in koronavirüs testi pozitif çıkınca iş değişti, daha doğrusu değişecek. Çünkü, sırf iddaacılarla, yayıncıların gönlünü hoş tutmak için seyircisiz oynama kararı alanlar, Türkiye’nin son 50 yıldaki en büyük hocasını ölümle burun buruna getirmişlerdir. Sadece Terim de risk altında değil üstelik, hastalığı kesinleşen Abdurrahim Albayrak, iki takımın Terim ve Albayrak’la aynı havayı soluyan futbolcuları ve o gün o stattaki 850 kişi ile aile yakınları sırf birilerinin keyfi olsun diye koronavirüs tehlikesi ile karşı karşıyalar.

Ticari ve şahsi menfaatleri önde tutup, insan sağlığını hiçe sayanlara yazıklar olsun. Hastalığın ötesindeki tüm istenmeyen gelişmelerin vebali, bu saatten sonra Türk futbolu ile Türk sporunu yönetenlerde ve onlara bu cesareti veren Bilim Kurulu’ndadır.


Yazarın Son Yazıları

Vebalini kim öder? 24 Mart 2020
‘Cambaza’ bakarken 10 Mart 2020
Futbolumuzun hali 3 Mart 2020
Ve Kadıköy fobisi bitti 23 Şubat 2020
Galatasaray bu kez VAR! 16 Şubat 2020
Bakanlar, damatlar ve... 11 Şubat 2020