Barış Doster

Peyderpey asker yollamak ve iç savaşta taraf olmak

08 Ocak 2020 Çarşamba

Türkiye, Libya’ya peyderpey asker yolluyor. Bunu da meşru iktidarı desteklemek, istikrara katkı sağlamak, Türkiye’nin hak ve çıkarlarını korumak için yaptığını açıklıyor. Fakat bu adımı atarken, aynı zamanda Libya’daki iç savaşta da taraf oluyor. Bir başka devletin iç siyasetinde taraf olmanın, Mısır’da ve Suriye’deki sonuçlarından ders çıkarmadığı için de aynı adımı atıp farklı netice beklemek mümkün görünmüyor. Nedenlerini tartışalım.

 

Öncelikle belirtelim. Türkiye’nin gecikmeli de olsa, doğru, haklı, meşru bir adım atarak Libya’yla deniz yetki alanları konusunda mutabakat muhtırası imzalaması yerinde bir hamledir. Libya’daki iç savaşta taraf olması yanlıştır. Çünkü yurttaş kimliğinin, ulus bilincinin değil, etnik aidiyetlerin, mezhepsel mensubiyetlerin öne çıktığı bir coğrafyada, alt kimlikler üzerinden saflaşmanın, aşiret ve kabile boyutuna indiği bir ülkede, iç çatışmalarda saf tutmak, Türkiye için olumsuz sonuçlar doğurur.  

 

ABD’nin planlarında üçe bölünen, şimdiki halde ikiye bölünmüş olan Libya’da, Türkiye açısından doğru olan, hiçbir tarafa açıktan bağlanmamaktır. Tüm taraflarla ilişki kurmaktır. Çatışan tarafları uzlaştırmaya, barıştırmaya çalışmaktır. Libya’da ABD de, Rusya da, Fransa da, çatışan tüm taraflarla ilişki içindeler. Kimiyle açıktan, kimiyle gizli temas halindeler. Türkiye ise bir tarafın karşısında, diğer tarafın yanında. Bu yanlıştır.

 

Türkiye’nin sonraki adımı ne?

 

Türkiye, Ulusal Uzlaşı Hükümeti’ni ve Başbakan Fayez el Sarraj’ı desteklerken, karşı taraftaki Halife Hafter’i Rusya, Fransa, Mısır, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri desteklemektedir. Rusya’nın Türkiye’nin enerji tedarikinde, dış ticaretinde, S - 400 hava savunma sisteminin alımıyla birlikte (ki doğru bir hamledir) savunma ve güvenlik politikalarında artan ağırlığı dikkate alınırsa, Rusya’yla Libya nedeniyle yaşanabilecek bir gerilimin, Türkiye’ye maliyetinin ağır olacağı görülür.

 

Libya, Türkiye açısından sınır ötesi bir ülke değildir. Denizaşırı bir ülkedir. O nedenle askeri açıdan lojistik, tedarik, ikmal, cephe gerisi anlamında, Suriye’ye, Irak’a benzemez. Sıkıntılıdır. Suriye’de, Irak’ta cephe gerisi Türkiye’nin kendi topraklarıdır. Libya’da böyle değildir. Acaba sonraki adım Türkiye’nin Libya’da üs kurması mıdır?

 

Gönderilecek askeri gücün sınırı, kapsamı, miktarı, zamanı, cumhurbaşkanı tarafından belirleneceği gibi, içerik açısından da tezkere, son dönemde TBMM’den geçen en kapsamlı tezkerelerden biridir. Libya, Türkiye’nin asker yolladığı 13. ülkedir. BM ve NATO kapsamında değil, Türkiye’nin tek başına aldığı kararla asker yollaması açısından ise ilktir, önemlidir.     

 

Almanya’nın başkenti Berlin’de, önümüzdeki haftalarda Libya zirvesi toplanacak, çatışan tüm taraflar masada olacaktır. Böyle bir zirveye Libya’yla olan tarihsel, siyasal, toplumsal bağları nedeniyle Türkiye’nin öncülük etmesi, ev sahipliği yapması gerekirken, Türkiye, iç savaşta taraf olarak, bu fırsatı kaçırmıştır.  

 

Kısacası, Mısır ve Suriye’deki hatalardan ders çıkarmamak, Libya’da Türkiye için olumsuz sonuçlar doğurabilir. Atatürk’ün dediği gibi, “Tarih, ihtiyatsızlar için, merhametsizdir”.


Yazarın Son Yazıları