Barış Doster

Suriye sorununda çözüm yolu ne?

12 Şubat 2020 Çarşamba

Son iki hafta, pazartesi günleri, İdlib’den gelen şehit haberleri, Türkiye’yi yasa boğdu. Rusya’yla yapılan görüşmelerden de sonuç çıkmadı. Rusya’nın Suriye’deki nüfuzu ve Suriye rejiminin, Rusya’nın desteği olmadan Türk askerine saldıramayacağı bilindiğine göre, sorunun çözümü daha da zorlaşıyor. Zoru başarmak için akıl, bilgi, deneyim şart. İç siyasetteki hiddet, hamaset ve hakaret yerine, diplomasideki ölçü, denge ve istikrarı devreye sokmakta yarar var. Nedenlerini sıralayalım…      

Birincisi, Rusya, Suriye rejiminin Türkiye’ye saldırmasına destek vererek, Türkiye’ye mesaj veriyor. “Suriye’de asıl muhatabın benim” diyor. Suriye ordusunu eğiten, donatan, destekleyen ve sahada pek çok yerde yöneten, Suriye’nin hava savunma sistemini kuran Rusya, her konuda, Suriye’de rejime tam anlamıyla arka çıktığını sıklıkla anımsatıyor. Kendi adına ve Şam adına, çözüme bir an önce ulaşmak istiyor.

İkincisi, Fırat Nehri’nin doğusunda ABD, batısında Rusya ile muhatap olmak, onlarla rekabet etmek, Türkiye için yüksek maliyetli bir durum. Türkiye de bunun farkında. Çünkü Türkiye uluslararası ilişkiler disiplininde, orta büyüklükte bir devlet olarak tanımlanıyor. Güç unsurlarının (siyasi, iktisadi, askeri, yumuşak güç) hacmi belli. Sahada kullanabildiği araçların, vekil güçlerin çapı sınırlı. Bugünden yarına kapasite artırması, ölçek büyütmesi olanaksız olan Türkiye, o nedenle, hedeflerine ulaşmak için bir büyük müttefikin desteğine ihtiyaç duyuyor. Suriye sahasındaki büyük güçler de belli: Rusya ve ABD. Ayrıca, bölgesel bir güç olan İran’ı da hesaba katmalı. 

Suriye’de neyin olamayacağı görüldü

Üçüncüsü, Türkiye tek başına oyun kurabilen bir güç değil. Ancak oyun bozabiliyor. Oyun kurmak isteyen büyük güçler de, Türkiye’nin desteğine gereksinim duyuyorlar. Aksi halde, Türkiye’ye rağmen attıkları adımlarda, ya başarı şansı düşüyor, ya süre uzuyor, ya maliyet artıyor. Irak’tan sonra Suriye’de de bu görüldü. ABD’den sonra Rusya da bu gerçeği anladı. O nedenle öncelikle Türkiye’yi yanlarına almak, bunu başaramazlarsa, Türkiye’nin karşı tarafla birlikte hareket etmesini önlemek istiyorlar.

Dördüncüsü, Türkiye, diplomasi masasında Rusya’yı ikna edemezse, Türk askerine yönelik saldırıların devam edeceği görülüyor. Türkiye’nin hem yeni bir sığınmacı akını hem de terör örgütleri konusundaki hassasiyetini Rusya’ya anlatırken, bu konuda Rusya’yı taviz vermeye zorlarken, Rusya’ya hangi konularda, ne kadar ödün vereceğini önümüzdeki günler gösterecek. Diplomasi müzakerelerinde pazarlık öne çıktığından, azami kazançla ve asgari ödünle masadan kalkan taraf, başarılı sayılacak. 

Beşincisi, Rusya’nın Türkiye’nin dış ticaretindeki yeri; enerji tedarikindeki ağırlığı; savunma sanayisindeki artan önemi gözetildiğinde, Rusya’yla bir konuda yaşanan gerilimin, diğer alanlarda da Türkiye’nin önüne ağır bir fatura çıkarabileceğini unutmamak lazım. Moskova ve Ankara’nın Libya meselesinde karşıt konumda olduğunu da anımsatmakta yarar var. 

Sonuçta, Suriye’de tarafların konumları, hedefleri, kırmızı çizgileri belli. Türkiye, sorunun ekonomik, demografik, politik yönlerini de hesaba katarak adım atmalı. Her konuda olduğu gibi, dış politikada da Cumhuriyetin kurucu kodlarına dönmeli.


Yazarın Son Yazıları