Sen misin örgütü çökerten!

14 Haziran 2024 Cuma

Sabaha karşı 3’tü. Operasyonun 2. yıldönümüydü. Takdir beklerken, sınıra sürüldü.

Furkan Sezer’den bahsediyorum. Yani Adnan Oktar örgütünü çökerten operasyonun başındaki eski İstanbul Mali Suçlarla Mücadele şube müdüründen.

Gazeteci İpek Özbey’in sorduğu, örgütü en iyi bilen isimlerden Furkan Sezer’in ve örgütün ağına düşmüş kişilerin konuştuğu, çok çarpıcı bir kitap “Dragos”. Sayfalarını çeviriyorum ve o bölümün başlığı dikkatimi çekiyor: “Başarının Ödülü: Sürgün”

223 adet başarı, üstün başarı, takdir ve maaş taltifi sahibi bir Emniyet müdürüydü Furkan Sezer. Görevi boyunca uyarı ve kınama da dahil olmak üzere hiçbir cezası yoktu. 11 Temmuz 2018’de Adnan Oktar’a yapılan operasyonun başındaki isimdi. Haliyle hem örgütten hem de bürokrasiden ciddi baskılara maruz kaldı. 

Ve tam da operasyonun 2. yıldönümünde, adeta intikam alınır gibi sabah karşı, İstanbul’dan Kilis’e sürüldü. Sahi, kimdi polislerin bağlı olduğu o dönemki içişleri bakanı? Bingo: Süleyman Soylu

Bakın, Kilis sürgününü “Dragos” adlı kitapta nasıl anlatıyor Furkan Sezer: 

- Tayinimden sonra yasal sürem bulunmasına rağmen lojmandan çıkmam için fazlaca baskıya maruz kaldım. Bu baskının eşime ve çocuklarıma da yapılacak olduğunu bildiğimden hızlıca evimizi taşıdık. Kilis’e giderken en azından bunun rahatlığı içindeydim. Ancak bana gösterilen hassasiyet, tayini çıkan başka meslektaşlarıma gösterilmedi. Uzun süre başka ilde çalışarak İstanbul’daki lojmanlarında ailelerinin ikamet etmelerine rıza gösterildi. Onlar ve aileleri adına mutluyum.  

- Genel uygulamaya göre tayinler ağustos ayında açıklanır. Benim tayinim temmuzun ikinci haftası, gece saat 3-4 arası açıklandı. Kilis’e gönderiliyordum. İstanbul’daki görev süremde altıncı yılı doldurmuştum. İstanbul’un görev süresi 10 yıldı. Ne bir soruşturmam vardı ne de cezam. Onlarca örgüte operasyon yürütmüştüm. Haksızlığa uğradığımı biliyordum. O gecenin sabahı ilk iş bu atamanın hukuksuz şekilde yapıldığına dair dilekçemi ilgili mahkemeye bizzat götürmek ve dava açmak oldu. 11 Temmuz 2002 yılında göreve başladım. 11 Temmuz 2018 tarihinde Adnan Oktar silahlı suç örgütüne yönelik operasyon başlatıldı ve yine bir 11 Temmuz’da, yıl 2020 İstanbul’dan Kilis’e sürgün edildim. Bu tayinin ihtiyaçtan gerçekleştirildiğini, Kilis’te olan müdür ihtiyacının giderilmesi amacına yönelik olduğunu devleti biraz olsun bilen kimse söyleyemez sanırım. 

- Ülkemizde faaliyet yürüten birçok terör örgütüne yönelik soruşturma ve operasyon yaptım. Bunlardan en büyük ve önemlileri de Fethullahçı terör örgütüne karşı yürüttüklerimdi. İşte Adnan Oktar operasyonu da bunlardan biriydi. Kimin intikamı diye soruyorsunuz ya, bunlardan rahatsız olan Emniyet içindeki bir grubun intikamı diye düşünüyorum. Yine dönemin KOM Daire Başkanlığı’nda çalışan bazı üst düzey isimlerin benimle ilgili bazı rahatsızlığı olduğunu duyuyor, hatta görüyordum. 

DAVAYI KAZANDI AMA YİNE DE GERİ DÖNEMEDİ

Peki, sonuç ne mi?

Bu sürgüne karşı açtığı dava lehine sonuçlandı. Ancak o dönemki İçişleri Bakanlığı mahkeme kararını dahi uygulamadı. Bir Emniyet müdürü sürgüne mahkûm edildi. 

Ve bir silahlı suç örgütünü çökertmenin bedeli ödetilen Emniyet Müdürü Sezer istifaya karar verdi:

“Büyük kızımın okulundan arandım. Bir sabah eşime telefonla ulaşamamışlar, kızım evde okula götürmesi gereken bir malzemesini unutmuş ve bunun için ağlıyormuş. Bana bu bilgiyi ilettiler, ben de farklı iletişim kanallarıyla eşime ulaşacağımı söyleyerek telefonu kapattım. Telefonu kapattıktan sonra da kendimi, Kilis’te yaptığım işi, Kilis’te bulunma sebebimi ve kızımın gözyaşlarını düşündüm. Bir karar aldım ve o kararın da arkasında durdum.” 

Halil Cibran demiş ya, “Bir su damlasında, tüm okyanusların tüm sırları saklıdır” diye. Bu sürgünde de bir örgütün tüm sırları saklıydı. Okumayı bilene.



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Yandı, bitti, kül oldu 12 Temmuz 2024

Günün Köşe Yazıları