İktidar ve toplumsal saldırganlık

28 Şubat 2020 Cuma

Son zamanlarda hemen hemen herkes, toplumsal saldırganlık eğilimlerinin arttığından, insanların birbirlerine karşı daha kaba, daha öfkeli, daha hoşgörüsüz, daha terbiyesiz, daha kavgacı davrandığından şikâyet eder oldu.

Gerçekten de adeta, herkesin öfkesi burnunda:

Toplumda işbirliği ve dayanışma duygusu yerine, rekabet ve kavga eğilimi ağır basmaya başladı.

Bu durumun birinci derecede sorumlusu hiç kuşkusuz siyasal iktidardır!

***

Siyasal iktidarlar, toplumsal tutum ve davranışları üç yolla etkiler.

Bu yolların hepsi aynı doğrultuda etki yapıyorsa, (ki genellikle öyledir) o zaman toplum da tümüyle siyasal iktidarın çizgisinde davranmaya başlar.

1) İktidara gelmek ve iktidara geldikten sonra ülkeyi yönetmek için uyguladığı genel stratejiyle:

İktidarın genel stratejisi, barış, dayanışma, sevgi eksenindeyse toplum daha sakin bir çizgide gelişir...

Yok, iktidarın genel stratejisi, kavga, ayrıştırma, öfke eksenindeyse, toplum daha çatışmacı, daha öfkeli tutum ve davranışları benimser.

2) Liderin tutum ve davranışlarıyla:

İnsanlar tutum ve davranışlarını, içgüdülerine, aldıkları aile ve okul eğitimine ek olarak, ünlülerin tutum ve davranışlarına özenerek de biçimlendirir.

Ünlü sanatçıların, sporcuların giyim kuşamlarının taklit edilmesi buna en güzel örnektir.

Siyasal iktidarın lideri, tutum ve davranışlar açısından bütün topluma bir örnektir:

Lider, nazik, uzlaşmacı, barışçı ve sakin bir tavır içindeyse, toplum daha uzlaşmacı, sakin ve barışçı olur...

Yok lider, çatışmacı, dışlayıcı, çatışmacı, kaba bir tutum ve davranış biçimi sergiliyorsa, toplum da bundan derhal etkilenir, daha kavgacı, çatışmacı ve kaba olur.

3) Günlük yaşam sorunları açısından, devletin ve devlet görevlilerinin, özellikle de güvenlik ve adalet mensuplarının, halkla ilişkilerindeki tutum ve davranışlarıyla:

Devletin kuralları ne kadar şeffafsa, ne kadar biliniyorsa, ne kadar adil ve ne kadar herkese eşitse, insanlar da o kadar sakin olur.

Devletin kuralları ne kadar bilinmiyorsa, ne kadar eşitsizse, ne kadar adaletten uzaksa, ne kadar “adamına göre muamele” yapılıyorsa, insanlar o derece huysuz, kavgacı ve saldırgan olur.

Elbette bu etki, güvenlik ve adalet mensupları açısından en üst derecede insanların tutum ve davranışlarını etkiler:

Polisin, savcının, yargıcın, nazik, terbiyeli, kurallara uygun, herkese eşit ve adil davrandığı bir toplumda, insanlar da hem devlete hem de birbirlerine karşı, daha nazik, daha terbiyeli, yasalara ve kurallara daha uygun, daha barışçı ve daha sakin davranır.

Devletin ve devleti temsil eden özellikle güvenlik ve adalet mensuplarının, halka nezaketsiz, kaba, kuralsız, eşitsiz ve adaletsiz davrandığı bir toplumda, insanların da hem devlete hem de birbirlerine karşı tutum ve davranışları saygısız, terbiyesiz, kaba, dışlayıcı, çatışmacı ve kavgacı olur.

***

Elbette, nezaketsiz, terbiyesiz, kaba, kavgacı, dışlayıcı, çatışmacı bir siyasal iktidarın bu üç yolla birden aynı doğrultuda biçimlendirdiği bir devlette ve “eğittiği”(!) bir toplumda bir insanın:

Ne kadar eğitimli, ne kadar nazik ve terbiyeli olursa olsun...

Kurallara, yasalara, eşitliğe, adalete ne kadar inanırsa inansın...

Kendine ve sinirlerine ne kadar hâkim olursa olsun...

Sükûnetini, nezaketini ve terbiyesini koruması, kurallara ve yasalara uygun davranması çok zordur!

Ama ben iflah olmaz romantik bir iyimser olarak:

Bütün okurlarımın ve izleyenlerimin “zor işlerin insanları olduğuna”...

Ve böyle ortamlarda bile, nezaketleri, terbiyeleri, sükûnetleri ve kurallara uygun davranışları ile, en azından kendi aileleri içinde ve yakın çevrelerinde, örnek tutum ve davranışlar sergileyeceklerine inanıyorum!


Yazarın Son Yazıları

COVID-19 affı 22 Mart 2020