Suriye’deki açmaz!

06 Şubat 2020 Perşembe

Yazıya başlarken üç temel soru soralım.

1) Bir iktidar, dünyaya tek bir ırk veya milliyet, ya da tek bir din veya mezhep merceğinden bakarsa başarılı olabilir mi?

- İçinde yaşadığı dünyanın gerçeklerini doğru algılayabilir mi?

- Dış politikasını gerçekçi temellere oturtarak başarılı olabilir mi?

2) Bir iktidarın dış politikadaki temel amacı ve hedefleri nelerdir?

- Ülkenin bağımsızlığını ve milli güvenliğini sağlamak mıdır?

- Yayılmacılık mıdır?

- Dış politika aracılığıyla, içerideki iktidarını güçlendirmek midir?

- Dışarıdaki dostlarına, müttefiklerine, efendilerine yaranmak mıdır?

3) Bir iktidarın dış politikası bağımsız mıdır?

- İktidarın, ülke çıkarlarına tamamen uygun, bağımsız bir dış politika yürütme isteği ve gücü var mıdır; yoksa varlığını zaten dış güçlere mi borçludur?

- Bir ittifak içindeyse bile, ittifak liderinin kendi milli menfaatlarına ters düşen politikalarına karşı çıkabilecek gücü ve isteği var mıdır?

Somut açmazlar

Şimdi bu kuramsal soruları akılda tutalım ve Erdoğan/AKP iktidarının Suriye’deki somut açmazına bakalım:

1) ABD ile birlikte hareket ederse, ABD’nin Suriye’de müttefik olarak kabul ettiği Kürt güçlerine terörist dediği ve Kürtlerin sınır boyuna yerleşmelerine karşı çıktığı için, hem sınır güvenliği hem de milli güvenlik açısından kendi politikalarıyla çelişecektir!

2) Rusya ile birlikte hareket ederse, baştan beri iktidardan düşürmeye çalıştığı Esad’ı kabul etmiş olacak ve “Emevi Camii’nde namaz kılmak” hayalleri ile belirlenen Suriye politikası çizgisiyle çelişecektir.

Yani ödenen bütün bedellere rağmen, her iki seçenekte de başarısızlık ve yenilgi görünüyor.

Yanlış nerede yapıldı?

Büyük yanlış, komşumuz Suriye’deki mevcut meşru rejime karşı saldırıya geçmekle ve işgal hareketine girişmekle yapıldı.

1) ABD’nin “Arap Baharı” sloganıyla başlattığı işgalci ve bölgeyi istikrarsızlaştırıcı “Ilımlı (Amerikancı) İslam” projesine (üstelik de mezhep nedenleriyle) destek verilmeyecek, “Esad gitsin” denilmeyecekti.

2) Esad’a karşı oldukları için, çapulcu nitelik taşıyan Radikal Siyasal İslam örgütlerine “Öfkeli gençler” denilerek yumuşak davranılmayacak, destek verilmeyecekti.

3) İran ve Rusya ile başlatılan ve nihai olarak Esad’ı tanımaya gidecek olan “Astana Süreci” doğru bir adımdı; bundan vazgeçilmeyecekti.

4) İdlib’de yerine getirilemeyecek ağır sorumlulukların altına girilmeyecekti.

5) Hem ABD hem de Rusya ile ilişkiler, “ikisini de birbirine karşı kullanırız, idare ederiz” anlayışı ile götürülmeye çalışılmayacaktı.

Çözüm nerede?

Çözüm yolu açık:

Hem sınır güvenliği, hem milli güvenlik hem de ülke içi istikrar açılarından, Suriye’nin toprak bütünlüğünü tanımak, meşru rejim yani Esad ile müzakereye oturmak ve bugüne kadar yapılmış olan hataların acı sonuçlarını telafi edecek çözümler üretmek gerekiyor.

İktidara küçük bir uyarı

İktidarı güçlendirmek için giriştiği dış maceralar, tam tersi sonuçlar verdi ve Erdoğan/AKP yönetimi sırf bu nedenle içeride de çok ama çok yıprandı.

Beni dinleyeceklerini hiç sanmıyorum ama dış serüvenlere derhal son vermeleri ve bunların olumsuz sonuçlarını gidermeye çalışmaları hem kendileri hem de ülke açısından çok hayırlı olacaktır:

YURTA SULH, CİHANDA SULH:

KAHROLSUN EMPERYALİZM!


Yazarın Son Yazıları

COVID-19 affı 22 Mart 2020