Enver Aysever

Mehdi’yi beklerken

02 Ocak 2020 Perşembe

Bizi kısır çekişmelere tutsak eden ülke gündemine öfkelenmemek mümkün değil. Derin karanlıkta yön bulmaya çalışır haldeyiz. Beyaz yakalı kalabalık yaşam olağan akıyormuş gibi davranıyor. İşçi sınıfı henüz kendi çıkarının çok uzağında. Yalnız hissetmemek mümkün mü? 

Aydın, sanatçı bu durumda ne yapmalı? “Benden sonrası tufan” anlayışı pek uygun liberal tezlere. Peki, ama soluduğu havayı önemseyen, yaşadığı dünyayı anlamak isteyen kimse bu bencillikle davranabilir mi? Kişi ilkin kendiyle hesaplaşır. “Nereden geldim, nereye gidiyorum” diye sorar. Sahte kahramanlar gününde, teslimiyetle davranan kişiye olsa olsa acınır. Diyeceğim, gidilecek yol için karar vermek gerekir. Koşullar zor, sabır kalmadı ama başka da çare yok; bildiğini söyleyeceksin, yolunda ilerleyeceksin!

Mehdi’yi bekleyen ahali karşısında hangi sözün anlamı var ki? Akıldan, bilimden kopmuş, artık her şeye eyvallah eden topluluk için çabalamanın anlamı nedir, diye soruyor bazen insan kendine. En yakınında tutulan akıllara şaşkınlıkla bakıyorsun... Elbet mesele bir başkası değil, ahlaki olarak nerede duracağına karar vermektir. “Kişi kendini bilmeli” bundan ötesi yoktur! 

Her gün hukuksuzluğun en somut biçimde gözümüze sokulduğu yerde ne yapacağız? “Akıllı olan cebini düşünür” diyen çoğunluğa karşı, “hayır” demek sorumluluk değil midir? Toplumun o uyuşan haline inat, ısrarla hakikati aramak görev değil midir? Bunca suskunluğa karşı çığlık olmak gerekmez mi? Doğru, bazen yapayalnız kalırsın, buna rağmen küsmeden direnmekten başka çare yoktur! Direnç dediğim, özgürlük için, eşitlik için bıkmadan mücadele etmektir. Eğer kalem eldeyse yazmak zorundayız!

Tek adama teslim olmuş milyonlar içinde, bir başına kalmanın nedeni vardır. Artık sıkılan büyük kalabalıkla da beraber hareket edemezsin. Günlük çıkarlar, hesaplar boğar insanı. Oyunu bozmak gerekir. Karşına dikilip “Şimdi zamanı mı?” derler mesela, oysa susmaya gönül razı değildir. Diyeceğim, ne yapıyorsan, söylüyorsan ısrar edeceksin. 

Yakın gelecekten umutlu değilim. Öfkeyi diri tutmak lazım, asla unutmamak gerekli. Belli ki tuhaf hesaplaşmalar yaşanacak, belki yokluk, yoksulluk var kapıda. Yoldaşları iyi seçmeli. Bencilliğin bunca övüldüğü günlerde hayatın her alanında saldırı gelecektir. 

Estetik kaygıdan uzak, sanatsal incelikten habersiz, ezberini yineleyerek avunan yığın içinde soluk almak zor. Yine de söyleyeceksin, bu yıl da inatla kavgaya devam edeceksin. İnsanı mücadeleden bıktıran o kadar çok sebep var ki! İktidarı, muhalefeti ister ki kenara çekilelim. Oysa susmak, bildiğini söylemekten vazgeçmek sorumluluk sahibi kimseye yakışmaz! 

Kör cehaletten beslenen, varlığını buna borçlu olanlara inat, ne biliyor, görüyorsak söylemeye devam edeceğiz. İsterler ki vazgeçelim, susalım. Boş kalsın ortalık, diledikleri gibi koştursunlar. Görevdir böyle zamanlarda hakikatin peşinden koşmak, her tür gericilikle mücadele etmek.



Yazarın Son Yazıları

#Terörist 23 Mart 2020
Maske! 19 Mart 2020
Azgelişmiş... 27 Şubat 2020
Yeniden darbe sözleri... 17 Şubat 2020