Erdal Sağlam

Talepler büyüyor, ek tedbirler kaçınılmaz

24 Mart 2020 Salı

Korona salgınının ekonomiye etkilerini azaltmak için hükümetin açıkladığı tedbirler paketinin yetersizliği, daha ilk haftasını doldurmadan ortaya çıkmaya başladı. Salgının etkileri arttıkça, doğal olarak çeşitli kesimlerden gelen talepler de büyüyor ve ek tedbirler kaçınılmaz hale geliyor.

Bu arada açıklanan bazı tedbirlerin uygulanması için gerekli çalışmaların da uzadığı görülüyor. İşverenlerin büyük bel bağladığı kısa çalışma ödeneğinden yararlanmak isteyen şirketlerin başvuruda bulunması istendi ama uygulama için gereken esneklikler henüz açıklanmadı. Mevzuata göre, ancak son 3 yılda 600 gün çalışmış olanlar bu haktan yararlanabiliyor. Hem bu tür çalışma şartları hem bürokratik işlemler değişmediği takdirde bu tedbirin amacına ulaşması neredeyse imkânsız. Şirketlerin açıklanan tedbirlerden yararlanması için başka alanlarda da esneklik düzenlemeleri gerekiyor ama kamu kurumları koordinasyonunda görülen eksikler nedeniyle bu konularda da gerekli adımlar henüz atılabilmiş değil.

Ancak bunların ötesinde açıklanan tedbirlerin özellikle dar gelirli, çalışan ve emekliler açısından büyük eksiklikleri bulunuyor ve bu konudaki taleplerin giderek artmaya başladığı gözleniyor. DİSK Başkanı Arzu Çerkezoğlu somut taleplerini açıklarken, ücretsiz izin yerine ücretli izin verilmesi, bu süreçte işten çıkarmaların yasaklanması, emekli maaşlarının en az asgari ücret düzeyine çıkarılması, kredi kartları ve tüketici kredileri ödemeler ile doğalgaz, elektrik gibi zorunlu ödemelerin ötelenmesi taleplerinde bulundu. CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu da dün açıkladığı 13 maddelik talep listesiyle dar gelirli, emekli ve mevcut çalışanların durumlarını düzeltecek tedbirler ve sicil affı istedi.

İktidarla ters düşmemeye azami özen gösteren meslek kuruluşlarından TESK bile, açıklanan tedbirlerin esnaf için yetmeyeceğini belirtip ek tedbirler istedi.

Bu taleplere karşılık hükümet ise bankalar üzerinden ek imkânların sunulmasına ağırlık vermiş gözüküyor. Kamu bankalarının tüketici kredileri ödemelerini 3 ay ötelemesinin ardından hükümetin isteğiyle bazı özel bankalar da bu uygulamaya katılmaya başladı. Ancak sadece borç alıp-verme üzerine kurulu bankaların tüm yükü üstlenmesinin mümkün olamayacağı açık. O nedenle de hükümetin ya yeni ek paketlerle ya da uygulamada gideceği değişikliklerle özellikle dar gelirli kesimlere doğrudan kaynak aktarması bence kaçınılmaz hale gelecek.

Artık herkes ‘Para basılmak zorunda’ diyor

Korona salgınının küresel boyutta geldiği nokta ekonomistleri ve uygulamacıları da şaşırtmış durumda. İlk kez yaşanan bu kriz, bence ilerisi için önemli dersler çıkarılacak bir laboratuvar olacak.

Hem dünya iktisatçıları hem bizim iktisatçılarımızın hemen hemen tümü, artık “böyle dönemde para basılmak zorunda” noktasına geldiler. Tıkanmanın büyüklüğü, nasıl aşılacağının belirsizliği, parasal tedbirlerin krize yetmeyeceği görüldü. Kaldı ki bunun ileriye dönük olası etkileri de belirsizliğini koruyor.

Bu salgının küresel sistemdeki zaten gerekli olan değişimi hızlandıracağı, teknolojik, sağlık ve çalışma hayatı kadar ekonomik değişimi de beraberinde getirmek zorunda kalacağı konuşulmaya başladı.

Herkesin hemfikir gözüktüğü başka bir konu da “Ülkelerin karşılıksız para basmalarının zorunlu olacağı ama bunun sonunda iyi yönetim olmadığı takdirde, bazı ülkelerin çok daha ağır hasarla bu süreçten çıkacağı” yönünde. Tabii ki tersi de söz konusu; akılcı yönetime sahip ülkeler de kârlı çıkacak.

Türkiye’de de karşılıksız para basımı kaçınılmaz gözüküyor. Ancak ekonomik dengeleri zaten bozulmuş olan ülkede, salgın öncesi gelinen noktanın büyük ölçüde kötü yönetimden kaynaklandığı açık. Bu nedenle hem iktisatçılarda, hem piyasalarda “gerekenin yapılacağı” konusunda mevcut yönetime güven yok.

İşte bu nedenle Cumhurbaşkanı ve bakanların tedbirleri açıklarken başvurduğu “Bu krizden ülke olarak kârlı ve güçlü çıkılacağı” söylemi, inandırıcı olmadı. İktisatçılar ve piyasa uzmanları, şimdi para basma dahil acil ek önlemler istiyorlar ama krizden çok daha fazla hasarla çıkılacağı konusunda endişeliler.


Yazarın Son Yazıları