Sessizliğin içinden

05 Şubat 2020 Çarşamba

Besteci ve pedagog Ali Darmar ismi bana göre aynı zamanda “adanmışlık” çağrıştırır. Öncelikle çalgısı piyanoya, bestelerine, bestecilere ve öğrencilerine adanmışlık! Eğitimci olarak, öğrencisine notanın arkasında yazanı okumayı öğretir. Öğrencisini yalnız piyanist olarak değil, bir aydın olarak yetiştirir. Onda bir gelecek sezdiğinde yaşam koşullarını, hatta yaşadığı kenti bile değiştirmesi için ailesini ikna edebilir. Öğrencisinin her dönemini yakından izler. Her yaşta piyanistle müziği paylaşır: Küçüklere dikkat toplamayı, hatta piyanonun önünde oturma disiplinini öğretir. Biraz büyüklerin ergenlik sorunlarını, daha büyüklerin ilk aşkını paylaşmak için aileyle arasında bir köprü olur.  

Son derece saygılı bir insandır, onun da sayılmasını bekler. 

Bugün ülkemizde yetişmiş kimi şef ve nice piyanist Ali Darmar’ın öğretisinden geçmişlerdir. O, bu açıdan da müzik dünyamızın perde arkasındaki kahramanlarından birisidir.

Besteci olarak son derece disiplinlidir. Kimi zaman önsezileriyle bir yapıt bestelemeye başlar. Kimi zaman ulaştığı olgunluk basamaklarında yolculuk yapar. Besteleme süreci sabah, günün ilk ışıklarıyla başlar. Öğrencileri geldiğinde o artık onların dünyasına girmiştir.

Kendisiyle yıllar önce yaptığım bir söyleşide sormuştum:

. Na­sıl gel­di ilk esin, bes­te yap­ma­ya na­sıl baş­la­dın?

Duy­dum! Ku­la­ğım­da duy­dum. Beş ya­şım­dan be­ri ev­de­ki ba­zı plak­la­rı üs­t üs­te din­lediğimi ha­tır­la­rım. İçimden hep tem­po tut­mak, dan­s et­mek ya da bir şar­kı mı­rıl­dan­mak ge­lir­di. 

.  İlk de­ne­me­le­ri­ni ki­me gös­ter­din?

Hocam Fer­di Ştat­ser’e. O be­nim mut­la­ka bes­te­ci­lik yo­lun­da yü­rü­me­mi öğüt­le­di. 

Ali Darmar’ın eserleri Renan Koen’in piyanosuyla buluşarak albüm oldu.  (Emir İlgen, Renan Koen, Ali Darmar)

.  Sonra Paris’e gittin, ünlü isimlerle kompozisyon çalıştın, ar­tık bes­te­ci ol­dun de­di­ler. Ama sen yi­ne de Tür­ki­ye’ye ge­lip bir­ yan­dan ec­za­cı­lık dip­lo­ma­sı al­dın.

Evet, hem ai­le­mi tat­min et­mek için, hem de for­mal bir üni­ver­si­te eği­ti­mim ol­sun di­ye. Ama hiç ec­za­cı­lık yap­ma­dım. 

.  Da­ha son­ra mü­zik dün­ya­sın­da bes­te­ci­ olarak nasıl tanındın? 

Çevremde çok de­ğer­li mü­zis­yen­ler­ vardı. Baş­ta Ay­şe­gül Sa­rı­ca ve Gürer Aykal ol­mak üze­re, Arın Ka­ra­mür­sel, Su­na Ko­rad, Alis Ma­nuk­yan, Ver­da Er­man, hep yeni bestelerimi me­rak et­ti­ler ve ses­len­dir­di­ler.

.  Eser­le­rin­de “Türk renkleri” du­yur­mak kay­gısını gü­dü­yor mu­sun?

Mut­la­ka Türk kok­sun di­ye yap­mı­yo­rum. Amaç­lı de­ğil. Bu be­nim bi­ri­ki­mim­de var. İl­le Türk rit­mi, Türk ren­gi kul­lan­ma­ya­ca­ğım de­sem bi­le, bir yer­de ken­di­ni gös­te­ri­yor. Onun­la do­ğup bü­yü­mü­şüm.

. Yapıtların öte yanda uluslararası bir dil konuşuyor.

Bu ka­çı­nıl­maz: Kol­tu­ğu­mun al­tı­na par­tis­yo­nu­mu alıp ulus­la­ra­ra­sı bir mü­zik çev­re­si­ne gittiğimde on­lar­la ay­nı di­li ko­nu­şu­mam ge­re­kir. (Kapris Dergisi, Temmuz 1992)

Renan Koen’den hocasına teşekkür

Geçen hafta Ali Darmar’ın bir CD’si Lila Müzik tarafından basılıp piyasaya sürüldü. Piyanist, besteci, soprano ve müzik terapisti Renan Koen, 35 yıllık hocası Ali Darmar’ın piyano için bestelediği bütün yapıtlarını özenle çalıp bu albümde toplamış. Her bir yapıtı besteciyle birlikte çalışmanın sonucunda içselleştirdiği bir anlatım kazanmış. Sekiz yaşında müziğe başlayan Renan, MSGSÜ Konservatuvarı’nın flüt bölümünde Nazım Acar’ın ve piyano bölümünde Judith Uluğ’un sınıfından diploma almış. Sonra modern müziğe ilgi duymuş ve Peter Snapper ile elektronik kompozisyon teknikleri çalışmış. Müzik terapi çalışmaları, dünya müziğindeki etkileşim araştırmaları ve 2. Dünya Savaşı’nda Terezin Toplama Kampı’ndaki müzikçilerin bestelerini araştıran “Holokost’u Anma” başlıklı albümü, Avrupa ve Amerika’da büyük ilgi görmüştü.  

Ortak payda gizemsellik

CD’nin kaydı çok dengeli, kitapçığı da çok özenli. Söyleşiler, derli toplu özgeçmişler, nitelikli  ve tarihi fotoğraflarla bezenmiş. CD’de Renan Koen’in yanı sıra Ali Darmar’ın yakın dostları olan iki dev müzikçimizi de dinliyoruz: Ayşegül Sarıca ve Ayla Erduran. “Sessizliğin İçinden” adlı keman piyano yapıtını çalıyorlar. Bir de son zamanların çok yetenekli genç piyanisti, yine Darmar’ın öğrencisi olan Emir İlgen “İki Piyano için Fantezi”yi Koen ile birlikte seslendiriyor. 

Ali Darmar’ın bütün çalışmalarında olduğu gibi, bu CD’deki yapıtlarının da ortak paydası “gizemsellik”. Bestelerin karakteri onun tekniğine özgü, puslu bir ortam yansıtıyor. Orkestra için “Sümela” başlıklı senfonik şiirinden tutun, metamorfozlarına, liedlerine, tüm piyano yapıtlarına hatta “Metroda” adlı bale yapıtına kadar yayılan bir mistisizm. Bu CD’nin en coşkulu ve somut eseri olan iki piyano için fantezide kullandığı Üsküdar türküsü bile folklorik neşesinin yanı sıra gizemli bir rüzgârla sona eriyor. Bu Fantezi, iki-piyanodaki eser dağarcığını zenginleştirecek bir çalışma. CD, “Sessizliğin İçinden” başlıklı keman-piyano parçasıyla, dinleyeni ruhani bir ortamda bırakarak sona eriyor. Darmar’ın annesini yitirdiği sırada bestelediği bu çalışmanın içindeki kimi ışıklı ve coşkulu pasajlar, belli ki annesinin yaşamından anılar sunuyor, sonra ölüm sessizliği içinde kayboluyor. Baştan sona yayılan bir sis perdesi, müzik sustuktan sonra da bir zaman daha aklımızda buğulu ortam yaratmaya devam ediyor.

Ali Darmar Kimdir?

13 Mayıs 1946’da İstanbul’da dünyaya gelmiş. Babası Girit Türklerinden Hüseyin Bey, Frankfurt Üniversitesi İktisat Fakültesi’nde eğitim görmüş. Ali, babasını dört yaşında yitirmiş. İstanbul Belediye Konservatuvarı’nda Verda Ün ve Ferdi Ştatzer ile piyano çalışmış, ayrıca Popi Mihailides’in özel öğrencisi olmuş. Bu arada Eczacılık Yüksek Okulu’nu da bitirmiş. 1974’te Paris’e giderek Nadia Boulanger ve Annette Dieudonne ile özel olarak çalışmış; aynı zamanda Ecole Normale de Musique’de Germaine Mounier’nin öğrencisi olmuş. 1981’de Fransız hükümeti bursuyla Rueil Malmaison Konservatuvarı’nda Francine Aubin’in öğrencisi olarak kompozisyon bölümünü bitirip, Ecole Normale de Musique’de Jacques Casterede’in sınıfından yüksek kompozisyon diploması almış. İlk kompozisyonları 1964’te piyano öğretmeni Ferdi Ştatzer’in özendirmesiyle ortaya çıkmış. 



Yazarın Son Yazıları

Sessizliğin içinden 5 Şubat 2020
Uğur Mumcu anısına 29 Ocak 2020
Bir zamanlar İstanbul 15 Ocak 2020
Onu sahnede yitirmiştik 25 Aralık 2019
İki Altın Madalya 6 Kasım 2019