Hüseyin Baş

‘Halkı İkna Et, Santralı Kur!’

02 Ocak 2012 Pazartesi
\n

\n

Bir yanda doğru söze ne denir, öbür yanda nükleercilere Fukuşima faciası ardından tüm dünyada yaşanan gelişmelerden sonra bu aşırı özgüven nereden gelmektedir? Dahası Rus şirketine çok daha önce sorulması gereken Nükleer atık konusunu nasıl çözeceksiniz? gibi garip bir soru sorulmasıdır. Bu önemli soruyu şimdiye kadar neden sormadınız?

\n

Nükleer santrallara karşı Türkiyedeki direniş, Batılı ülkeler ve kuşkusuz 11 Mart Fukuşima faciasından sonra Japonyadaki direnişle kıyaslanmayacak ölçüde güçsüz görünüyor. Ancak Fukuşima faciasından sonra ülkemizdeki direnç, özellikle de kimi çevre kuruluşlarının hukuk yoluna başvurmalarıyla kuvvet kazanmıştır. Nitekim doğa ve çevre korumasının önde gelen saygın sivil toplum örgütlerinden TEMA Vakfı, Mersin Akkuyuda yapılması planlanan nükleer santralı engellemek ve yapımını durdurmak için dava açmış bulunmaktadır.

\n

Japonyada Fukuşimadan sonra yüz binlerce insan Bir daha asla diyerek sokaklara dökülmüş, Avrupadaki direnişçiler nükleer atıkların nakli sırasında kentlerin yakınlarından geçmesini engellemek için özel trenleri engellemişti. Almanya büyük paralara mal olmasını göze alarak zaman içinde nükleerden vazgeçme kararı almıştır. İsviçredeki durum da aynıdır. İtalya referandumla nükleer santralların yolunu kesmiştir. OECD üyesi Avusturya yeni inşa edilen santralı devre dışı bırakmış, şu sıralarda müze gibi meraklısına küçük bir para karşılığında gezdirmektedir. Buna karşılık ABD dahil çok sayıda ülkede yenilenebilir yeşil enerji kaynaklarına yönelimler giderek artmaktadır. Fukuşima felaketi bir bakıma nükleerden enerji sağlamanın da sonunu getirmektedir. Facia sonrası Japonyada yapılan son araştırmalara bakılırsa Fukuşima faciasının kaynağında, 1951de kabul edilen bir yasaya göre nükleerden elektrik üretiminin kamudan ayrılarak özel sektöre verilmesi yer almaktadır. Zira son faciada elektrik devi Tepconun facianın oluşumundaki zaraların devasa ölçülere ulaşmasında bağışlanmaz ihmallari ve yetersizlikleri birbiri ardından su yüzüne çıkmaktadır. Özetle Tepco, kâr aşkına güvenliği kurban etmiştir. Bu konudaki ayrıntılı raporun tamamı, önümüzdeki yaz yayımlanacaktır. Tepconun reaktörü sular altında bırakan tsunami dalgasının ne ölçüde kabaracağı tahminleri yetersiz kalmıştır. Oysa başka uzmanlar kabarmanın Tepconun tahminlerini aşacağı, bu yüzden koruyucu duvarların yüksekliğinin yetersiz kalarak faciaya neden oluşturabileceğini çok önceden ortaya koymuşlardı. Ne ki Tepconun, maliyeti arttırarak kârı düşüren bu önlemleri dikkate almadığı ve bir kez daha güvenliği ranta kurban ettiği ileri sürülmektedir. Oysa bir zamanlar burnundan kıl aldırmayan Tepco, şimdilerde kurban yakınlarına vermek zorunda olduğu tazminatlar yükü gündeme gelince kamunun kapısını çalmak üzeredir.

\n

Gerçek şu ki, Çernobil değilse de Fukuşima, nükleer enerjiyle elektrik üretmenin temizliği, ucuzluğu tezinin de birer efsane olduğunu açık ve net biçimde ortaya koymuş, başta Japonya ve Avrupa ülkeleri olmak üzere tüm dünya nükleerden elektrik üretmekten yavaş yavaş vazgeçmenin yolunu tutmuştur. Bu son derece ciddi bir gelişmedir. Zira santralların sökümü, neredeyse yapımından çok para gerektirmektedir. Örneğin Fukuşimanın sökümü, kırk yıl gibi ciddi bir zamana ve milyonlarca dolara mal olacaktır. Almanya nükleerden ayrılmak için 250 milyar Avroyu gözden çıkartmıştır. Nükleerden sağlanan elektriğin temizliğine gelince; bu da ucuzluk gibi bir efsanedir. Zira santralın kurulma aşamasındaki ve nükleer atıkların özel depolarda güven altına alınmasıyla ilgili yapıların inşaatlarındaki karbondioksit salınımları düşünüldüğünde temizlik avantajı sıfırlanmakta. Aslında her şeyin yolunda gittiği bir ortamda nükleerden sağlanan elektrik, güneş ve rüzgârdan elde edilen elektrikten net bir biçimde daha ucuzdur. Kilovatsaati sadece altı yendir. Ne ki buna, son derecede pahalı nükleer atıkların güvenli bir biçimde saklanması gideri ve beklenmeyen doğa felaketlerinin vereceği muazzam zararlar eklendiğinde nükleerden sağlanan elektrik, dünyanın en pahalı elektriği haline gelmektedir. Bakanlığın Rus şirketten talep ettiği birim, sivil toplum örgütlerine, bölge halkına ve tüm kurumlara nükleer santrallar konusunda bilgilendirme yapacaktır.

\n

Halkı ikna et, santralı kur toplantılarına umarız Türkiye Yeşil Barış (Greenpeace) temsilcileri, gerektiğinde merkezde görev alan uluslararası nükleer uzmanların da katılımını sağlayarak katılacaklardır. Son bir anımsatmamız ise şu: Ülkemizi yaşamsal önemde ilgilendirmesi gereken böylesi bir olayda muhalefetin sesi neden çıkmamaktadır?

\n\n

Yazarın Son Yazıları

Tunus Nereye?.. 12 Mart 2012