Hüseyin Baş

Bir Bardak Suda Fırtına...

26 Aralık 2011 Pazartesi
\n

Bir bardak suda koparılan fırtınayı gereğinden fazla ciddiye almak, dahası paniğe kapılmak her şeyden önce Fransızların La Turquie Moderneya da La Turquie Kemaliste olarak nitelendirme alışkanlığında oldukları genç Türkiye Cumhuriyetinin her şeyden önce serinkanlı, kendine güvenli ve deneyimli geleneksel dış politikasıyla çelişmektedir. Ne ki Sarkozy Fransasının her fırsatta aklı zorlayan cezayı cezalandıran saçma sapan yasalar çıkararak Türkiyeye haksız olduğu kadar hasmane politikalar izlemekte ipin ucunu iyice kaçırması, ne yazık ki ülkemizi yönetenleri olduğu gibi halkımızı da dost saydığımız Fransayla karşı karşıya getirmesi, kuşkusuz neresinden bakılırsa bakılsın üzücüdür.

\n

Sarkozy yönetiminin Türkiyeye karşı sistematik hasmane politika izlemekte ısrarı, yönetimi ve halkımızı haklı olarak öfkelendirmekte, yaratılan atmosferde abartmalar, haklı haksız suçlamalar gerginliği arttırmakta, giderek kalıcı olma riskini de beraberinde getirmektedir. Cumhurbaşkanlığı ve yasama seçimlerine aylar kala görünen o ki, Bay Sarkozynin günleri sayılıdır. Ermeni soykırımının inkârını cezalandıran yasanın ise 577 sandalyeli mecliste 40 dolayında sefil bir katılımla kabul edilmesi, Sarkozy yönetiminin en açık ve net şekliyle aczini göstermektedir. Zira böylesine önem verdiği bir yasanın görüşülmesi ve kabulü için meclise yeterli sayıda vekilini bile getirememiştir.

\n

Birkaç ay önce senatoda çoğunluğu kazanan Sosyalist Partinin adayı ve müstakbel cumhurbaşkanı olarak görülen François Hollandeda her ne kadar bir sosyalist olarak Ermeni oylarına göz kırpması yakışmasa da soykırımın inkârını cezalandıran yasanın görüşülmesinin yasama süresinin bitimine az bir süre kalan senatoda görüşülmesinin olanak dışı olduğunu açıklaması, yasanın görüşülmesinin yeni senatoya kalacağını, yani bir başka bahara ertelenebileceğinden söz etmesi, Sarkozynin cezayı cezalandıran yasasının bir kez daha kursağında kalacağının işareti olarak görünmektedir.

\n

***

\n

Sefil çoğunlukla kabul edilen soykırımı inkârı cezalandıran yasanın, Ermeni diyasporası ve Erivanda alkışlarla karşılanması hayret vericidir. Aslında daha çok Pirüs zaferini andıran ve mecliste kısıtlı bir çoğunlukla kabul edilmesinin, özellikle de soykırım pazarlayıcısı diyasporada ve Erivanda düş kırıklığı yaratması daha akla yakın olurdu. Zira bu sözde zafer diyasporanın istediklerini Fransanın, yüksek çıkarları söz konusu olduğunda seçim hesabıyla da olsa, yerine getirmesi mümkün değildir. Aynı durum Azerbaycanın yeni keşfedilen zengin petrol ve doğalgaz zenginliklerine Fransız petrol devi Totalin yüzde kırk gibi önemli bir oranda ortak olması, bu ülkenin toprağı Yukarı Karabağı hâlâ işgal altında tutan Erivanı barışa zorlaması, söz konusu ortaklığın olmazsa olmazları arasındadır ve bu konuda bir ilerleme kaydedilmiş değildir.

\n

***

\n

Bay Sarkozynin ikide bir Türkiyeyi geçmişiyle yüzleşmeye çağırması abesle iştigaldir. Zira başından bu yana Türkiyenin 1915teki tatsız, çoğu zaman da tehcir, ölüm gibi acı verici olayların ardındaki gerçeklerin, tarihçilerden oluşan uluslararası bir komisyonda konuyla ilgili belgelerin ve arşivlerin tümünün incelenmesiyle ortaya çıkarılmasını istediği bilinmektedir. Ama dayanılması zor olan ABD, Fransa, Hollanda gibi insanlık ayıbı köle ticaretinden sabıkalı ulusların Türkiyeyi tarihiyle yüzleşmeye çağırmalarıdır. Bu konuda ne Sarkozynin babasının tanıklığına ne de Sultan Süleyman’ın Fransa Kralı Françoisya gönderdiği fermana ihtiyaç vardır. Ayıpları bizzat kendi kaynaklarında ayrıntılarıyla yazılıdır.

\n

***

\n

Çoğunlukla geçiştirilen ya da görmezlikten gelinen malum soykırım pazarlamacılarının yüzyıllarca süren sömürgecilik ve yeni sömürgecilik dönemleriyle ilgili karanlık geçmişleridir. Söz konusu ülkelerin insan hakları ihlalleri, işkence, talan, soygun, köle ticareti ve sayısız soykırım suçlarından oluşan sabıka dosyaları oldukça kabarıktır. ABD Amerikanın yerli halkının soyunu kurutmaktan, köle ticareti ve yüz kızartıcı ırk ayrımından, Latin Amerikada toplu kıyım, talan ve soygundan sabıkalıdır.

\n

2. Dünya Savaşı sonunda hiç gerek yokken Dresdeni bombayla yerle yeksan etmiş, yine hiç gerek yokken Hiroşima ve Nagazakiye attığı nükleer bombalarla yüz binlerce insanı yok ederek tarihin ilknükleer soykırımınıgerçekleştirmiştir. Yakın tarihin yeni sömürgecilik döneminde Vietnam, Irak, Afganistan dahil tüm dünyada milyonlarca insanın yaşamına mal olan kundaklamadık savaş, soymadık ülke bırakmamıştır. Ermeni soykırımının ateşli savunucusu Fransa, köle ticaretinden mağrip ülkesi Cezayire, Madagaskardan Çin Hindine uzanan coğrafyada birden fazla katliamdan ve soykırımdan sabıkalıdır.

\n

Bu konuda son sabıkası, 1994’te etnik azınlık Tutsilerle Hutuların katledilmesine bizzat katıldığının belge ve kanıtları Elysee Sarayının kasalarındadır. (Le Monde, 3 Temmuz ‘07)

\n

Dinime küfreden bari Müslüman olsa!

\n\n

Yazarın Son Yazıları

Tunus Nereye?.. 12 Mart 2012