Hüseyin Baş

Taksim Gezi’nin Ağaçlarına Sahip Çıkmak Doğaya Sahip Çıkmaktır

05 Mart 2012 Pazartesi
\n

Uygarlığın şaşmaz göstergeleri arasında doğayı, çevreyi, bioçeşitliliği korumak önemli bir yere sahiptir. Bir ay kadar önce tarihi Taksim Meydanı insansızlaştırma tasarısına, Gezi Parkının ağaçlıkları da dahil edilmiştir. Kentin sayıları giderek azalan akciğerlerinden biri daha yok edilmenin eşiğindedir. Bereket, bu ülkede doğaya duyarlı insanların soyu tükenmiş değildir. Haberin basında yer almasından hemen sonra, başta gençler olmak üzere kentin doğaya duyarlı insanları seferber olmuşlar, her biri bir ya da birkaç ağacı korumak üzere Gezinin ağaçlarını sahiplenmişlerdir. Bu olay bana, zamanın belediyesinin zabıtalarının, Mısır Çarşısının bitişiğindeki derme çatma barakalarda küçük evcil hayvanlar satan esnafa yapılan baskın sırasında küçük sakaları, güzelim kanaryaları, sevimli konuşkan papağanları hırpalamasını hatırlattı.

\n

Bu tuhaf olduğu kadar trajik olay, doğaya ve hayvan haklarına duyarlı çevreler tarafından şiddetle kınanmış, dahası bununla da yetinilmemiş, müessif olay BMnin ilgili mercilerine ulaştırılmıştı. BM, bu eşine benzerine zor rastlanan Vandalizm için belediyeye yazı yazarak olayı şiddetle kınamıştı. Ne ki o gün bugün doğaya karşı Vandalizme varan duyarsızlığın önü kesilememiştir. Taksim Gezinin çok uzun zamandan bu yana alıştığımız ağaçlarının tehlikede olması, Amsterdamda Nazi zulmünden kaçan küçük Anne Frankın bugün müze olan, saklandığı deponun avlusundaki kestane ağacıyla ilgili olarak kaleme aldığı yazıyı da hatırlattı. Ne zaman bir orman kıyımı gündeme gelse anımsamadan edemiyorum. Kestane ağacı yaşlı ve hastaydı. İlgililer bu güzel ağacın kesilmesine karar vermişlerdi. Ancak çevreciler buna karşı çıktılar ve ağacın tedavi edilerek kurtarılması seçeneğinin karar altına alınmasını başardılar. Zira kestane ağacı salt güzel, görkemli bir ağaç olmanın ötesinde, küçük Anne Frankın o karanlık günlerinin tanığı, küçük kızın bir bakıma mutluluğuydu. Anne Frankın saklandığı dönemde kaleme aldığı anılarında ağaç her zaman kötü günlerinin yoldaşı olmuş, yaşama tutunmasını sağlamıştı. Anne Frankın saklı yaşamının ayrılmaz bir parçası olan kestane ağacı aslında tek bir ağaç değil, uçsuz bucaksız bir ormandı sanki. Bu arada yazar Laurent Greilsammerin konuyla ilgili olarak 9 Ekim 2007 tarihli Le Monde gazetesinde yayımlanan yazısını kesip saklamıştım.Ağaçlar da Ağlarbaşlığını taşıyan yazının çevirisinin bir bölümünü bir kez daha anımsatmak istiyorum: Nedir bir ağaç? Bunu tam olarak bilemeyiz. Bakışımız çoğunca kayar, çaprazdaki ağaçtan habersiz. Oysa ağaçlar bir bütünün parçasıdır. Onları görmezden geliriz, önlerinden geçip gideriz. Tam olarak onları görünüm içinde eritiriz. Ama bazan bir ağacın dikkatimizi çektiği de olur. Elimiz bir atın boynunu okşar gibi ağacın gövdesinin üzerindedir. Bir ağaca hayranlık duyulabilir, dahası âşık olunabilir. Ağaç enerjinin, yaşamın ve güzelliğin kaynağıdır. Durağan bir kitleden çok daha fazlasıdır ağaç. Bir mıknatıstır, bir aynadır. Tarihin ve umudun bir parçasıdır. Yaşlı çınar bir bilgedir. Akasya narin, kavak zariftir. Selvi ağırbaşlıdır. Ağaç bir soluktur, yaşamdır.

\n

NTVnin Yeşil Ekranının verilerine göre son elli yılda 48 gökçeada büyüklüğünde ormanın yanıp kül olduğu yetmiyormuş gibi bugün B2 adıyla anılan ve -ne demekse- orman vasfını kaybetmiş arazilerin haraç mezat satılmasının ardından, sıra bugün kentlerdeki ve kent çevresindeki ormanların ve ağaçlıkların talanına gelmiştir.

\n

B2 yasasıyla orman arazilerinin haraç mezat satıldığı, kıyımın çevre ormanların ardından şurda burda nasılsa ayakta kalmış kentin parmakla sayılacak kadar az ağaçlıklarının talanına geldiği bir sırada, BM Tarım ve Gıda Örgütü FAOnun geçen 3 Ekim 2007de yayımladığı konuyla ilgili bir bilgilendirme yazısı şu başlığı taşıyordu: Ağaçlar kentte yaşayanların mutluluğu için elzemdir.” FAO, üye ülkelere kentsel ya da kentlere yakın alanlardaki orman ve ağaçlıkların korunması yönünde çağrıda bulunmaktadır. Temmuzda konuyla ilgili yasaların neler olabileceğiyle ilgili öneriler üye ülkelere sunulacaktır. Kentlerdeki ağaçlıklar ve kentlerin yakın çevresindeki ormanlar iklim değişikliklerinin neden olduğu zararları hafifletmekte, ayrıca karbon stoklayarak da yaşamsal hizmet vermektedirler. Ayrıca kentlerdeki ağaçlıklar ve çevre ormanlar bioçeşitliğinin de olmazsa olmazları arasındadır ve kentlerin paha biçilmez akciğerleridir. Dünyada, 2007den bu yana, kentlerde kırsaldan çok insanın yaşadığı gerçeğini unutmadan, kent ağaçlıklarının ve kentlerin yakın çevresindeki ormanların yok edilmesi düşüncesinden acilen vazgeçilmelidir.

\n\n

Yazarın Son Yazıları

Tunus Nereye?.. 12 Mart 2012