Gezi’ye ağırlaştırılmış beraat

19 Şubat 2020 Çarşamba

Evet, hepimiz Gezi’deydik... 

Sonra hastanelerdeydik.

Sonra mezarlıklardaydık. 

Sonra hapishanelerdeydik. 

Sonra mahkemelerdeydik.

Evlerimizdeydik, endişede içindeydik, öfke içindeydik.

Peki, şimdi neredeyiz? Tüm sanıklarının beraat ettiği, tutukluluğun kaldırıldığı, Gezi’nin suç olmaktan çıkarıldığı bir davanın ardından neye üzülmeli, neye sevinmeliyiz?

Bu davadan neyi öğrenmeliyiz?

Gezi’nin suç olmadığını mı?

Gezi’yi suç saymanın suç olması gerektiğini mi?

Hukukun bir çöp olduğunu mu?

Çöpün sürprizlerle dolu olduğunu mu?

Bunca zamandır yaşananların hesabını kimden soracağımızı ya da hesabı nasıl ve neye göre yapacağımızı mı?

***

Belki de sormamız gereken asıl soru şu:

Şehrin ortasında, iktidarın vahşetinden kurtardığımız küçücük bir park için attığımız o ortak çığlığın çarpıp çarpıp döndüğü duvarı biz mi yıktık?

Yoksa kendi mi yıkıldı?

Evet, hepimiz oradaydık. Ama iktidar da oradaydı. Hem de en suçlu haliyle.

Gezi’yi bir silah gibi halkın üzerine doğrultan ve o barışçıl eylemden organize bir terör yalanı çıkaran iktidar, sadece yargıladığı insanlara değil, tüm ülkeye büyük zarar verdi. 

Bugün, gerçekten yargılanması gerekenlerin masumları dilediği gibi yargıladığı bu ülkede;

Gezi davasının açılması, o iddianamelerin hazırlanması, o insanların suçlanması, Kavala’nın hapse atılması ve lidersiz, barışçıl bir sokak hareketinin silahlı bir terör eylemi olarak etiketlenmesi sürecinde insanlar sokaktan korkmayı öğrendiler.

Herhangi bir “örgüte” mensup zannedilme kaygısı taşımadan konuşmaktan, hatta düşünmekten korkmayı öğrendiler.

Devamlı kaybedecekleri şeylerin hesabını yapmayı öğrendiler. 

Kendi seslerine ve kalplerine bile sağır olmayı öğrendiler.

Şimdi hepsini unutup başka şeyleri, gerçekleri yeniden hatırlamaları gerekiyor.

Sokağı, isyanı, barışı, birlikte güçlü olmayı ve hayal kurmayı...

Silivri’de görülen bu davada binlerce insanı kendiliğinden sokağa döken ve barışçıl bir sokak eyleminin büyüsüyle birkaç haftalığına da olsa birbirine kenetleyen küçük ama güçlü bir eylemin içeriği değil, aslında gerçekliği yargılandı.

Olduğu gibi görünmesin diye, Gezi’ye katılanlar bile kendilerinden şüphe etsin diye, tarihe lidersiz ve güçlü ve barışçıl bir eylem olduğu gerçekliğiyle geçmesin diye...

İyi şeyler gölgelensin, kötü şeyler güçlensin diye...

15 Temmuz şaibeli kalkışmasının darbeden beter sonuçlarından nemalanan bir iktidarın kontrolsüz şehvetiyle...

Olmayacak iddianameler hazırlandı.

Koca bir ülke düne kadar hukukun iktidarın elinde oyuncak oluşunu izledi.

Evet, herkes Gezi’deydi. 

Ve iktidar da Gezi’deydi.

Olan biteni o da gördü.

Ve belki de bugüne kadar olanlar olsun diye, o gün olanları bir süre uzaktan sessizce izledi.

O gün kurgulanan organize bir suç varsa, muhtemelen onu da diğer suçlar gibi bizzat iktidar bile bile işledi.

Gezi’ye verilen bu ağırlaştırılmış beraat belki de bir gün asıl suçluların yargılanacağının habercisi. 


Yazarın Son Yazıları

Korona dersleri 2 18 Mart 2020
Korona dersleri 13 Mart 2020
Sansürle eğitilmek 6 Mart 2020
Bekçiler ve vatandaşlar 28 Şubat 2020
En az üç çocuk 21 Şubat 2020
Bu ülkenin felaketi 7 Şubat 2020