‘Bize bir şey olmaz’ ile ‘rafları boşaltmak’ arasında!

15 Mart 2020 Pazar

Koronavirüs, doğanın dengesinin ne kadar kırılgan olduğunu bir kez daha gösterdi. Bu tip kendisini yeni koşullara uyduran virüslerin gösterdiği bir gerçek daha var: Evrim teorisi! Doğada canlıların daha uzun hayatta kalmak ve çoğalmak için karşılaştığı engelleri aşmak üzere evrimleşmesi. 

Konunu bu yanını bilim insanlarına bırakalım...

Salgına önce “bize bir şey olmaz” mantığıyla baktık. Çevremizdeki ülkeleri sardı, en önemlisi İran’ı altüst etti, iktidar hâlâ “bizim önlemlerimiz virüsten daha güçlüdür” nakaratını söylüyordu. Sonra birden “bizde deeee” haykırışı, halkın rafları boşaltma harekâtı!

Konu çok ciddi. O yüzden de yanlışı mutlak vurgulayıp doğruya yöneltmek sorumluluğundayız. Birinci konu: Bilgilendirme. 

Kanserle ilgili en kabul gören “ilk bilgi” şu: Kanserden korkma, geç kalmaktan kork.

Depremdeki de şu: Deprem öldürmez, çürük yapı öldürür.

Koronavirüs için de uzmanların verdiği bilgiler ışığında şu söylenebilir: Panik yapma, önlem al!

***

Önlemin de mutlak bilinçli olması gerekiyor. Halkın anlayacağı dilde anlatılması, halkın ulaşabileceği olanaklar dikkate alınarak önerilmesi gerekiyor.

Devamında da iktidarın sadece “önlem aldım, önerdim” demekle kalmaması, temel gıda ve temizlik konusunda sosyal devletin gereklerini sağlaması kaçınılmazdır. En baştan başlayalım: Temizlik için birinci koşul, temiz su. Resmi rakamlara göre, Türkiye’de evlerin yüzde 95’ine su ulaştırılıyor. Ya içme suyu olarak kalitesi? Su Politikaları Derneği Başkanı, eski DSİ yöneticisi Dursun Yıldız, kırsal alandan başlamak üzere bu konuda soru işaretleri olduğunu vurguluyor.

Temizlik ürünleri kullanımında Avrupa ortalamasının çok altındayız. Kozmetik ve Temizlik Ürünleri Sanayicileri Derneği’nin verilerine göre, Türkiye’de kişi başına yılda bir diş fırçası ve 125 gram (bir tüp) diş macunu düşüyor. Hileli ve sahte üretimin en yaygın olduğu alanların başında temizlik malzemeleri geliyor. 

Önümüzdeki günlerde en çok eğitim konuşulacak. Tatille birlikte uzaktan eğitim tartışılıyor. Önceki gün bir rektörle konuyu konuşurken şu bilgiyi verdi:

“Biz YÖK’teki toplantıda tatilin çözüm olmayacağını, iyi önlem alınarak daha kontrollü bir yaşamın mümkün olduğunu söyledik. Çoğu rektör bu görüşü savundu...”

Alınan önlemlerin ille doğrusu şu demek zor, ama iki gündür büyük kentlerin otogarı miting alanı gibi. 

Önceki gün bir yurttaş orta büyüklüğün üstündeki bir Anadolu kentinde bir apartmanın girişinde çekilmiş fotoğraf gönderdi. Aynen şu yazıyordu:

“Apartman sakinlerinin dikkatine,

Apartmanımızı koronavirüse karşı nefesi kuvvetli hocaya üflettirdik. Daire başı 300 TL’dir. Not: Her ay düzenli üflettirilecektir. Yönetim.” 

Fotoğrafı gönderen kişiyi aradım. Çektiği yeri söyledi.

Bu çağda, cehaletin bu kadarı olur mu?

***

Doğru bilgiye ulaşmanın zorluğu nedeniyle derinden konuşulan bir başka konu da şu:

Biyolojik silah olma olasılığı var mı?

Emperyalizmin önceki yüzyıllarda özellikle Amerika kıtasında, Avustralya’da, Afrika’nın kimi bölgelerinde yerli nüfusun toplu ölümüne neden olan mikropları da devreye soktuğu bir gerçek...

Jared Diamond’un 1997’de kaleme aldığı “Tüfek, Mikrop ve Çelik” başlıklı kitapta, Avrupalıların öteki kıtalardaki insanları azaltmak, etkisizleştirmek için mikrop kullanmayı da seçtiklerini vurguluyor. Avrupa insanının bağışıklık kazandığı kimi mikroplar, yeni kıtalarda “yayılınca” oraları birden beyazlamıştı!

Biyolojik silah bir yanıyla şöyle tarif edilebilir:

Bir ülkeye karşı kullanırsan, o da hiç ek çaba harcamadan, aynen bir başka ülkeye karşı da kullanabilir!


Yazarın Son Yazıları

Tıp bilimi... 29 Mart 2020