Libya’da karşımızda Rusya, Mısır olacak!

01 Ocak 2020 Çarşamba

2020’ye Libya gündemi ile giriyoruz. Yarın TBMM’de Libya’ya asker göndermeye ilişkin tezkere oylanacak.

Yakın tarihimizde “tezkere” deyince akla gelen ilk tarih, 1 Mart 2003. O gün, yaklaşık 70 bin Amerikan askerinin topraklarımızda konuşlanmasına, başta İskenderun-Diyarbakır hattı olmak üzere pek çok havaalanı ve limanın ABD üssü olarak kullanılmasına ilişkin tezkere Meclis’te oylandı, reddedildi. Ve Türkiye işgalden kurtuldu.

O günden bu güne çok şey değişti. 

Sonuç olarak Meclis’in 1 Mart tezkeresinde olduğu gibi gerçekçi bir karar vermesini, askerimizin Fizan çöllerinde belirsizliğe sürüklenmemesini diliyoruz.

***

Libya’ya asker gönderme gerekçelerini 7 gün 24 saat canlı yayınlar eşliğinde anlatmaya çalışan Erdoğan’ın öne sürdüğü maddelerin hiçbirinde haklılık ve akılcılık yok.

Ana hatlarıyla sıralayalım...

1- Erdoğan, BM’nin Türkiye’nin de desteklediği Serrac hükümetini meşru muhatap aldığını söylüyor. İyi ya... O zaman Türkiye olarak doğrudan müdahil olmaya ne gerek var? Çal BM’nin kapısını. De ki:

Eyyy BM, tanıdığın hükümet zor durumda. Meşru olmayan güçler onu devirmeye çalışıyor. Neden sessiz kalıyorsun? Sen, dünyanın uluslararası hukuka göre düzen tutmasını istemiyor musun?

Eğer BM, sorumluluğunu yerine getirmezse, o zaman da başta İslam İşbirliği Örgütü olmak üzere, dünya kurumlarını ayağa kaldır.

2- Libya’ya bu adımı atmasaydık, Akdeniz’de sahile bile çıkamazdık tezi, hem suçlu hem güçlü denecek türden. Akdeniz’i bu hale kim getirdi?

Akdeniz’de Türkiye’yi dışlayan ilk işbirliği 2003’te başladı. Önce Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ile İsrail, sonra Mısır ikili-üçlü anlaşmalar yaptı. 2013’te Lübnan’ı aralarına aldılar. Bütün bu anlaşmalar her aşamasında BM tarafından onaylandı. 2017’den itibaren Doğu Akdeniz Gaz Forumu adı altında platform oluşturdular. 

Bütün bunlar olurken ülkede kim iktidardaydı?

Bir de, yavuz hırsız ev sahibini bastırır örneği, “CHP’ye kalsa Akdeniz’i kaybederdik” diyorsunuz. Zaten kaybettirdiniz, Libya ile ucundan yakalamaya çalışıyorsunuz. Bu sefer yanlış yerinden tutuyorsunuz.

3- Rusya ve Mısır Hafter’i tutuyor. Bunu açıkça ilan ettiler. Bunu yaparken yanlarına Suudi Arabistan ve çevresindeki ülkeleri de aldılar. Türkiye, bölgede sıcak temasla karşı karşıya kalırsa, muhatap Hafter güçlerinin yanı sıra bu ülkelerin olması da muhtemel. Mısır’ın kendi gerekçesi şu:

Libya’da İhvan kazanırsa bu benim güvenliğimi tehdit eder. En büyük İhvan gücü Mısır’da.

Bu teze dayalı olarak Mısır tanklarının Hafter güçlerini desteklemek üzere Libya’ya girdiği bilgisi var. Karşımızda birbiriyle bağlantılı bir koalisyon dikkati çekiyor.

Türkiye kiminle?

4- Libya’da birbirine düşmanlaşan gruplardan hangisi ilerlese olan öncelikle halka olacak. Çevre ülkelere gitmek sorun olduğunda, onların can güvenliği için gemilere doldurup Türkiye’ye mi getireceğiz? Böyle bir olasılığın olmadığını kim garanti edebilir?

***

Türkiye, özellikle birinci maddede altını çizdiğimiz diplomatik yolu mutlaka denemeli, öncelik vermeli...

Dikkat çeken bir nokta var: Türkiye, Suriye’de sınır ötesine bir atım atınca nasırına basılmış gibi bağıran devletler Libya’da niye sessiz?

Bir bildikleri mi var?

Türkiye hele bir çöle gelsin, sonra bakarız mı diyorlar?

Yarın TBMM’ye çok büyük sorumluluk düşüyor.

AKP’nin tek ilacı kutuplaşma... Olabildiğince buna meydan vermeden kamuoyuna, AKP-MHP milletvekillerine anlatmak gerekiyor:

Fizan çölünde ne işimiz var?


Yazarın Son Yazıları

Tıp bilimi... 29 Mart 2020
Hem ABD hem Rusya! 11 Mart 2020