Medya gücü yok... Güçlerin medyası var!

11 Şubat 2020 Salı

1995 yılı... ABD Başkanı Bill Clinton... Afrika’nın acılı ülkesi Ruanda’da iç savaş var. Ölü sayısının yüz binlerle ifade edildiği bir dönem. Gazeteciler, Clinton’a soruyor:

- Ruanda’daki iç savaşla ilgili düşünceniz nedir?

Clinton şu yanıtı veriyor:

- Ne oldu orada?

Gazeteci biraz şaşkın ama görevini yapma ciddiyetiyle sorunu açıyor:

- İç savaş giderek derinleşiyor. ABD net bir tavır takınmadı. Ölü sayısı 300 bini geçti. ABD buna kayıtsız kalabilir mi? 300 bin insan öldü..

Clinton’ın karşılığı şu oluyor:

- Ölü sayısı o kadar yükselmiş olabilir ama CNN henüz haberleştirmedi...

Ruanda’da ölü sayısı 800 bini geçtikten sonra içinde ABD’nin de olduğu “uluslararası camia” harekete geçti.

CNN’in ABD’deki kurucularının iddiası şuydu:

“Amazon Ormanlarında bir kuş öterken, CNN bunu görüntülemediyse, o kuş ötmemiş demektir!”

***

Çağımız iletişim çağı. 20. yüzyılın ikinci yarısı boyunca içinde yaşanan döneme ne ad verileceği sürekli tartışıldı. 

Ay’dan sonra Mars’a gidilince, uzay çağı dendi...

Elektrikten sonra daha ileri teknolojiye ulaşılınca, elektronik çağı dendi...

Devamında dijital çağ öne çıktı...

Sonuçta üzerinde birleşilen çağın adı şu oldu:

İletişim çağı...

Şimdi bu tanım üzerinden yeni kavramlar üretiliyor. Bunlardan biri de şu:

Kitleşim...

Yani, iletişimin karşılıklı hale gelmesi. Sadece insanlara bilgi vermek yerine, o bilgiyi alanların karşı tepkisini gösterebilmesi...

Sosyal medya, bunun herkesi kapsayan boyutunu oluşturuyor. Bir yandan medya güçlerini elinde bulunduran yönetimler bunu bir “diktatörlük” sopası haline getiriyor... Bir yandan da sosyal medya aracılığıyla insanlar, tek taraflı “bilgilendirmeye” karşı çıkıyor.

Çağın en önemli ikilemlerden biri...

Genel olarak altını çizmek gerekirse şu tanımı ortaya atmak uygun olur:

Medya gücü yok, güçlerin medyası var!

Sadece ülkemizde değil, gelişmiş - gelişmemiş tüm coğrafyalarda geçerli olan bir kavram bu.

Daha geniş ölçekli anlatmak gerekirse, örneğin ABD, hedef ülkelere askeri birlikten çok, “medya birlikleri” ile “giriyor”!

 Bu yanı başka bir yazı konusu...

***

CHP’nin aldığı boykot kararının bizde çağrıştırdıklarından küçük bir kesit aktardık.

Medya, iletişim çağının en önemli unsuru. Bu anlamda medya araç mı, amaç mı?

Bir yazı konusu daha!

Yazının başlığında altını çizdiğimiz gerçek ışığında bugün her kurum, bir medya planı yapmak durumunda, hatta zorunda!

Elbette CHP de buna dahil...

İletişimin kitleşimle iç içe geçtiği bir ortamda tek başına boykot “medya planı” olarak yetmez.

Atatürk’ün şu sözünü unutmadan:

Basın özgürlüğünden doğacak sakıncaları gidermenin çaresi, yine basın özgürlüğüdür.


Yazarın Son Yazıları

Tıp bilimi... 29 Mart 2020
Hem ABD hem Rusya! 11 Mart 2020