Prof. Aksoy... Atatürkçü Düşünce Derneği...

30 Ocak 2020 Perşembe

23 Ocak günü bu köşede “1990’lı yıllar karanlığı”nı kaleme alırken, o acılı sürecin 31 Ocak 1990’da başladığını vurgulamıştık. 10 yıl boyunca yaşanan kimi olayları sıralayarak fotoğrafın tümünü aktarmaya çalışmıştık.

Kimi okurlar, 1995’teki Gazi olaylarından 2001’deki Gaffar Okkan cinayetine kadar pek olayın da eklenmesi gerektiğine ilişkin mesajlar iletti. 

1990’lı yılları, birbirinden çok farklı gibi görünen olayların birlikte okunması halinde, Türkiye üzerine, Türkiye’nin ortak paydaları üzerine oynanan oyunları daha iyi anlayabiliriz.

90’lı yıllardan günümüze iktidarlar, bu karanlığı yırtmak için söz verseler de tutamadılar.

AKP, iktidar döneminin çoğunu “kandırılarak” geçirdiği için kendi dönemindeki karanlıklardan öncekilere fırsat bulamadı!

***

Prof. Muammer Aksoy, Türkiye’nin yetiştirdiği en önemli “bilim ve vatan” insanlarındandı.

Bilim ve vatan insanı olma tanımı Falih Rıfkı Atay’ın. Atay, bir kişinin sadece bilim ya da sadece vatan insanı olmasının yetmeyeceğini, ikisini birleştirmek gerektiğini vurguluyor.

Prof. Aksoy tanıma en iyi uyanlardan. Yaşamını Türkiye Cumhuriyeti’nin tam bağımsızlığına, tüm zenginliklerinin ülke yararı için kullanılmasına, Atatürkçü düşüncenin yeni kuşaklara aktarılmasına adadı. 

Onun önemli eserlerinin başında Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) geliyor.

31 Ocak 1990’da katledildiğinde ADD kurulalı henüz yedi ay olmuştu. Başı Prof. Aksoy çekmişti. O dönemin tüm duyarlı bilim insanları, aydınları Atatürk’le düşünceyi birleştirme hedefli bu adımın etrafında yer almıştı.

Bu, tam bağımsızlıktan korkanlar için “korkunç” bir şeydi.

Atatürkçülük “gardıroptan” çıkıyordu...

Atatürk’ü sadece anmak değil aynı zamanda anlamak için ülkenin en değerli beyinleri bir araya geliyordu.

Buradan doğacak enerji Anadolu’nun dört bir yanına yayılacaktı.

Derneğin binası için de fazla uğraşılmadı. Prof. Aksoy’un bürosu ne güne duruyordu.

Prof. Aksoy katledildiğinde ADD’nin dört şubesi vardı. Zaten ana hedef düşünce üretmekti.

Prof. Aksoy’un başı karlı bir dağ gibi Cumhuriyet’in Ankara bürosuna gelişi, yazısını bırakıp bir yere yetişecekmiş gibi ayrılışı hâlâ gözümün önündedir.

ADD, Prof. Aksoy’dan sonra susturulamadı. Şube sayısı hızla arttı. Üye sayısı da kısa sürede yüz bini geçti.

Ondan sonra sorumluluk alanlar da bayrağı hep yükseklerde tuttular. 21 Ekim 1999’da katledilen Prof. Dr. Ahmet Taner Kışlalı’nın pek çok kimliğinden biri de ADD Genel Başkan Yardımcılığı idi. ADD için bir metin hazırlamıştı. Başlığı şöyleydi:

Kemalizm sadece geçmişin bekçiliği değil, aynı zamanda geleceğin kuruculuğudur!

ADD, Ergenekon sürecinde uğradığı ağır saldırının yaralarını sardı, temel işlevini yürütmeye devam ediyor.

Bu yıl da 22 Ocak’ta Karadeniz Ereğli ADD’den Aydın ADD’ye kadar pek çok şubenin çağrısına yetişmeye çalıştık. Zamansızlık nedeniyle ulaşamadıklarımızdan özür diliyoruz.

ADD, başta bu yılki TBMM’nin 100. yılı başta olmak üzere Atatürk’ü ve Cumhuriyet değerlerini 21. yüzyıla taşıyacak en önemli güçtür. Bunun sorumluluğundadır.

***

31 Ocak 1990’da 19.00 sıralarında Bahçelievler’de evine girmek üzereyken tabanca ile vurularak öldürülen Prof. Aksoy’un yanına ilk gelenlerin başında Uğur Mumcu vardı. Öyle hızla gelmiş, aracı park edip el frenini çekmişti ki, el freni elinde kalmıştı.

Prof. Aksoy’un cenaze töreni sırasında fotoğrafını en önde taşıyan kişi Uğur Mumcu’ydu.

Kuvayi Milliye şehidi aydınlarımız...

Anınız, mücadeleniz, örnek kişiliğiniz önünde saygıyla eğiliyoruz.


Yazarın Son Yazıları

Tıp bilimi... 29 Mart 2020
Hem ABD hem Rusya! 11 Mart 2020