Tıpta evrensellik... Prof. Haberal örneği!

22 Mart 2020 Pazar

Dileriz en kısa sürede yaşam normale döner, yine hepimiz birbirimize kavuşuruz. O günün geleceğine inanarak bugünlere katlanmak, sorumluluklarımızı yerine getirmek durumundayız. Kendimize, ailemize, tüm insanlara karşı buna mecburuz. 

Son katıldığımız konferans Başkent Üniversitesi’nde 13 Mart günü oldu. Dünya Organ Nakli Derneği Başkanı Prof. Dr. Mehmet Haberal, çok önceden, “Ölen İnsanlarının Organlarının Kullanımı ve Bu Konuya Dini Bakış” konulu uluslararası sempozyum planlamıştı. 12-13 Mart’taki sempozyuma 16 ülkeden bilim insanları geldi. Bize düşen görev ikinci gün öğleden sonra organ bağışı bilincinin yerleşmesinde medyanın rolü üzerine konuşmaktı. Sanatçı Pınar Ayhan ve Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu Üyesi Halil Kılıç’la birlikteydik. Pınar Hanım, güzelim sesi ve insansever düşünceleriyle yabancıları da etkiledi. Kılıç, dinin insan sağlığına katkı yapan bilimsel çalışmaların yanında olduğunu örneklerle anlattı. 

***

Prof. Haberal, ülkesini çok seven evrensel bir insan. 13 Mart günü sona eren sempozyum da bunun örneklerinden biriydi. 3 Kasım 1975’te başlayıp, o günden beri (Silivri’deki mahpusluk dahil) hiç ara vermeksizin sürdürdüğü çalışma bilim, bilgi, enerji, inanç, disiplin, kararlılık, inat ister. 

Önce organ naklinde Türkiye’nin de başarılı olabileceğine çalışma arkadaşlarınızı, mesai büyüklerinizi inandıracaksınız...

Bütün kısıtlı olanaklara karşın yola çıkıp mesafe aldıktan sonra bakacaksınız ki, bunun yasal zemini yok.

Kolları sıvayıp, iktidar-muhalefet tüm siyasi parti temsilcilerine organ naklinin önemini tek tek anlatacaksınız. 

Meclis’ten yasayı çıkardıktan sonra uygulanması ve toplumda kabul görmesi için çaba harcayacaksınız, organ bağışı kavramını yerleştirmeye çalışacaksınız. 

Toplumun yapısını dikkate alarak Diyanet İşleri Başkanlığı’na gidip, bunun dinen bir sakıncası olmadığı, aksine insanlığa hizmet olduğunu topluma söylemelerini sağlayacaksınız. Her Diyanet İşleri Başkanı değişiminde yenisine gidip durumu tekrarlayacaksınız.

Dünyadaki bilim insanlarına Türkiye’nin bu alanda varlığını kabul ettireceksiniz. Türkiye Organ Nakli Derneği’nin ardından Ortadoğu Organ Nakli Derneği’ni kuracaksınız. Dünya Organ Nakli Derneği’nin kurucuları arasında yer alacaksınız. İş bu aşamaya gelmişken “terörist” kumpasıyla tutuklanıp Silivri’ye konacaksınız. Oradan da uluslararası konferanslar düzenleyeceksiniz. 

Özgürlükle beraber elinize neşteri alıp ameliyathaneye gireceksiniz.

Bütün bunları yaparken bilginin üniversitesini kurup büyüteceksiniz...

***

Prof. Haberal’ın tıp bilimine yaptığı katkıların en çok bilindiği ve takdir edildiği ülke Türkiye olmayabilir! Ama biz bu cümleyi yazarsak da Haberal Hoca bize kızar, “Bu söz Türkiye’yi dünyada küçük düşürebilir Balbay” der!

İçinden geçtiğimiz günler, tıp biliminin önemini yaşayarak görmemizi sağladı. Tarihteki ciddi salgınların insanlığı nasıl etkilediği anımsandı, güncellendi. Koleradan kuduza o öldürücü hastalıkların gündemden düşmesini Prof. Haberal gibi bilime ömrünü veren bilim insanları sağladı.

Bilgi çağındayız. Dünyadaki bütün bilgiler 6 yılda bir 2’ye katlanıyor. Tıpta ise 4-5 yılda bir... 

Nasıl ki insan yedikleri kadar değil, yediklerini sindirebildiği kadar beslenir; bilgi de insanlık bundan gerçek anlamda yararlanılabildiği kadar vardır. 

Günümüzde küreselleşme deyince akla ilk sermaye geliyor. Zira en büyük özgürlük ona. İşte gördük ki, paranın küreselleşmesi yetmiyor, başta tıp olmak üzere bilimin evrenselleşmesi insanlığın devamı için şart.

Prof. Haberal’la sempozyum sonrası bu konuları konuşurken geçmişten örnekler verdi. 1984 yılında Ortadoğu Organ Nakli Konferansları sırasında İran-Irak savaşı sürerken bu iki ülkeden bilim insanları aynı masanın etrafında buluşmuşlar. 

Haberal şöyle dedi:

“Bizim için düşman diye bir şey yoktur. Karşımıza gelen herkes insandır!”

İşte böyle bakabildiğimiz gün...


Yazarın Son Yazıları

Tıp bilimi... 29 Mart 2020