Olaylar Ve Görüşler

Aydınlara düşen görev

18 Şubat 2020 Salı

Prof. Dr. Coşkun Özdemir

Benim kuşağım oldukça şanslı sayılabilir. Cumhuriyetin Atatürk’lü altın çağını hiç olmazsa çocukluğumuzda yaşadık. Halkevinde tiyatro izledik, Offenbach, Chopin dinledik. Daha sonra üniversitede gerçek bilim insanları hocalarımız oldu. Fakat çok partili hayata geçiş sonrası çağdaş, laik eğitime vurulan büyük darbe ile ilk büyük düş kırıklığını yaşadık. Amerika’nın desteği ve isteğiyle biçimlenen düzenden; aydınlanmadan, bilinçlenmeden uzak bırakılan milyonlarla, sağlıklı bir demokrasi beklenmezdi. Bu eksende çok olaylı, çok kaygılı yıllar geçirdik. Bunun bir sonucu olarak 2000’li yıllarda, İslamcı siyaseti benimseyen, Cumhuriyete, laik devlete, bilime aydınlanmaya karşı bir iktidar tarafından yönetilme talihsizliğine uğradık.

Nereye gidiyoruz?

Bugün geldiğimiz yere bakın. Laik devlet çökertiliyor, yargı tarafsızlığını yitirdi. Atatürk’e ve devrimlerine nefret kusan, onu kapatılacak bir parantez gibi gören yöneticilerimiz var. Keşke Yunan kazansaydı diyen bir meczup, ülkeyi yönetenler tarafından itibar görüyor, cenazesi Atatürk düşmanlığının etkinliğine dönüşüyor. Osmanlı’ya en çok toprak kaybettiren, özgürlüğe karşı, saray düzenini ve panislamizmi amaçlayan Abdülhamit baş köşelerde. Diyanet İşleri Başkanı, Kuran kurslarına bir tuğla koyarsanız cennette eviniz var diyebiliyor, dehşet verici, cehaletten de öte bir şey bu! Aynı Diyanet, nişanlıların el ele olmasını günah ilan ediyor. Bir üniversite profesörü çocuk yaşındaki kızların evliliğini önlüyorsunuz, deprem ondan oluyor diyor. Peki, sormaz mısınız, bu cehalet o kürsüye nasıl yükseliyor ve bu açıklamalardan sonra o profesör nasıl yerinde kalabiliyor? Profesörün açıklamaları sonrası öğrencilerinin onu protesto edip dersini terk etmeleri takdir edilesi bir davranıştır. 

Şehitler, afetler ve işsizlik…

Aralıksız şehit haberleri geliyor. Anadolu’nun yiğit çocuklarının İdlib’de ne için şehit oldukları belirsiz. Ekonomi de berbat bir durumda. Birbiri ardı sıra yeni saraylar yapılırken halk yoksulluk, açlık çekiyor. 28 milyon icra dosyası var, halk borçla yaşamaya çalışıyor. Aylık geliri ve emekli maaşı bin liranın altında milyonlar var. 4.5 milyon insanımız işsiz. Doğal afetler birbirini izliyor. Yolsuzluktan, akılsızlıktan, cehaletten çok sayıda insan yitiriyoruz. Bir anayasa profesörünün yaptığına bakın, iddialara göre uyuşturucu baronu Zindaşti’ye yardımcı olmuş. Öte yandan da milliyetçi olma iddiasında bir parti lideri böyle bir ortamda iktidarın ve reisin övgüsünü yapıp muhalefete çatıyor ve Suriye çıkmazının çözümü için Şam’a girmeyi tavsiye ediyor. Kaygı verici olduğu kadar utanç verici durumlarla baş başayız. Yurtseverlerin bir araya gelip bir dayanışma içinde çare araması lazım. Çok geç olmadan...


Yazarın Son Yazıları

Acının çocukları 6 Nisan 2020
Nasıl olmalı? 2 Nisan 2020
Sermayenin paniği 1 Nisan 2020