Olaylar Ve Görüşler

Harekâtın 48. yılında Kıbrıs - Onur ÖYMEN

03 Ağustos 2022 Çarşamba

Kıbrıs sorununun büyük devletlerin istediği gibi çözümlenmesi için uzun yıllardan beri yürütülen ve Kofi Annan planı ile neredeyse sonuçlanma aşamasına gelen projelere bir yenisinin eklenmesi yolunda adımlar atıldığı basın haberlerinden anlaşılıyor. Şimdi çok sayıda Kıbrıslı soydaşımızın adanın güneyinde çalıştırılarak Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin şemsiyesi altında tabanda bir bütünleşmenin sağlanması hedefi güdüldüğü görülüyor. 

Büyük devletlerin Kıbrıs’a yönelik politikalarını anlayabilmek için Başkan Johnson’ın, Başbakan İsmet İnönü’ye gönderdiği mektubu hatırlamakta yarar var. Bu mektupta “Eğer Türkiye adaya müdahale ederse ve bunun üzerine Sovyetler Türkiye’ye saldırırsa NATO Türkiye’yi korumak için antlaşmanın 5. maddesini uygulamayabilir” deniliyor. İnönü buna karşı “Böyle bir durumda yeni bir dünya kurulur ve Türkiye de o dünyada yerini alır” demişti.

Türkiye’nin 1974 yılında, Yunan cuntasının adadaki darbe girişimi üzerine Ecevit hükümetinin barış harekâtında bulunmasını da büyük devletler içlerine sindiremedi. ABD, Dışişleri Bakan Yardımcısı Joseph Sisco’yu Ankara’ya göndererek baskı yapmaya çalıştı. Ecevit hükümeti baskılara direndi ve adaya müdahale ederek soydaşlarımızı güvenliğe ve özgürlüğe kavuşturdu.

RUMLARIN KATLİAMI

Cenevre Konferansı’nda Rumların Türk ordusunun etrafındaki kuşatmasının kaldırılması kararlaştırılmışken Rumlar buna yanaşmadı. Benim de katıldığım ikinci konferansta Denktaş konuşurken bir İngiliz diplomat Dışişleri Bakanı Callaghan’ın kulağına bir şeyler söyledi. Callaghan, “Şimdi aldığım bir bilgiye göre Türkler ikinci bir harekâta başlamak üzeredir, Kıbrıs şu anda Türk ordusunun esiridir. Ama yarın Türk ordusu Kıbrıs’ın esiri olacaktır” dedi.

Denktaş

Türk ordusu Mağusa’ya yaklaşırken Rumlar o civardaki Muratağa, Atlılar ve Sandallar köylerine saldırarak o köylerdeki iki aylık bebeklerden 90 yaşındaki ihtiyarlara kadar bütün Türkleri katlettiler. Bu katliamı yapanlardan bir kişi bile yakalanmadı ve cezalandırılmadı.

Bu gerçeklere rağmen, büyük devletler en haksız oldukları durumlarda bile Rumların yanında oldular. Callaghan üslere yaklaşan Türk ordusuna savaş açmayı bile düşündüğünü söyledi.

Kıbrıs devletini kuran anlaşmaya göre Kıbrıs, Türkiye ve Yunanistan’ın üye olmadığı uluslararası bir örgüte katılamazdı. Buna rağmen Yunanistan, “Siz Rumları üye yapmazsanız biz de Orta Avrupa ülkelerinin AB’ye üyeliğini veto ederiz” diyerek AB’ye şantaj yaparak Rumların AB’ye üye olmasını sağladı.

KKTC’NİN TANINMASI

2017 Temmuz ayındaki Crans Montana görüşmelerinde Rumlar anlaşma için bütün Türk askerlerinin çekilmesini ve Türkiye’nin garantörlük hakkının kaldırılmasını şart koştular. 

Bu toplantıdan sonra İngiltere’nin eski Dışişleri Bakanı Jack Straw Independence gazetesine yazdığı bir makalede “Artık iki kesimli, iki toplumlu federasyon saçmalığından vazgeçmek lazımdır. Kuzey Kıbrıs Cumhuriyeti’ni dünya tanımalıdır” dedi. Türk hükümeti iki devlet çözümünü benimsediğini açıkladı ancak henüz hiçbir hükümetin KKTC’yi tanıması sağlanamadı. 

Kıbrıs Türklerine dünyada bu kadar haksızlık ve baskı yapılmasını içimize sindiremiyoruz. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin egemenliğinin ve bağımsızlığının bütün devletler tarafından tanınması için elbirliğiyle mücadele etmek milletçe ortak hedefimiz olmalıdır.

ONUR ÖYMEN

EMEKLİ BÜYÜKELÇİ



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları


Günün Köşe Yazıları