Olaylar Ve Görüşler

Rusya ile Türkiye arasında Suriye - Muhammed NUREDDİN

13 Ekim 2021 Çarşamba

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad'ın Moskova'daki görüşmesi önemliydi. Putin, şu konulara değindi:

Birincisi, Suriye devletinin, topraklarının yüzde 90'ından fazlasını kontrol ettiğini söyledi. Ama herkes bunun doğru olmadığını, yanlış olduğunu biliyor. Suriye topraklarının yüzde 30’dan fazlası, Suriye rejiminin denetiminde değil.

İkincisi, Putin, Suriye devletinin daveti üzerine gelmeyen güçlerin Suriye'nin yeniden birleşmesini engellediğini söyledi.

Şam'ın davet etmediği güçler: Türkiye ve onunla bağlantılı gruplar, PYD-YPG terör örgütü ve arkasındaki ABD. Ancak mevcut fiili durum, sorunların ulaştığı noktada tüm iç ve dış taraflara sorumluluk yüklüyor. Sıralayalım...

MÜSLÜMAN KARDEŞLER’İN SON KALESİ

- Suriye: Şüphesiz Fırat'ın doğusundaki “Kürt oluşumu”, Suriye'nin birleşmesi yolunda, Şam'ın önündeki en büyük iç sorun. Savaşın koşulları Kürtleri, ABD desteğinden yararlanmaya yöneltse de Kürtlerin tüm zorluklara rağmen Suriye'nin iç dokusunun bir parçası olmaları gerekiyor. O nedenle, hem Şam'ı hem komşu ülkeleri korkutan federalizm, özerklik gibi taleplerden vazgeçilmeliler. Öte yandan Suriye devleti de Kürtlerin birçok kaygısını anlamalı, onlara Suriye toplumunun saygın bir parçası olduklarını hissettirmeli. Şam’ın Kürtlerle anlaşması, çözümün anahtarıdır.

- Rusya: Akdeniz'de elindeki tek yerin, Ortadoğu’daki tek müttefikinin Suriye olduğunu biliyor. Bu nedenle rejimi savunmak, Rusya'nın stratejik çıkarına. Çünkü rejim çökerse Rusya'nın Ortadoğu'da ve dünyadaki çok stratejik kazanımları zarar görür. Aşırılıkçı dinci teröristler Rusya'nın içine ulaşır. İranlı General Kasım Süleymani'nin tavsiyesi üzerine Rusya 2015'te askeri ağırlığını koydu. 2016'da Moskova'daki Putin-Erdoğan görüşmesinden bugüne dek, Türkiye’yle anlaşmak için çabaladı. Türkiye’nin askeri harekâtlarına yeşil ışık yaktı. Siyasi ve iktisadi kazanımlar elde etti. 

Aynı zamanda Rusya, Türkiye'nin Atlantik bağlarını zayıflatmak istiyor. Ama Türkiye de Suriye'de, Irak'ta, Libya'da, Doğu Akdeniz'de, Güney Kafkasya'da kendi nüfuzunu genişletmeye çalışıyor. Türkiye'nin Atlantik bağlarından kopamayacağı da biliniyor. 

- ABD: Ortadoğu'da her taşın altında eli var. Tarihsel olarak Suriye, ABD etkisi dışındaki tek ülkeydi. ABD 2011 krizinde altın bir fırsat buldu. Suriye'ye ilk kez nüfuz etmek ve önemli bir oyuncu olmak istedi. Suriye'nin kuzeyindeki Kürtlerin hoşnutsuzluğunu kullandı, Kürtleri destekledi. Bunu ABD, Rusya'ya, Şam'a, gerektiğinde de Türkiye'ye karşı kullanıyor. Emperyalist rolü çok açık. Suriye'de çözümü engelliyor. 

- Türkiye: Başından beri Suriye’nin iç krizine taraf. Muhalifleri destekliyor. Suriye'de istikrarsızlığın alevlenmesinde önemli rolü var. Muhaliflere topraklarını açtı, para verdi, eğitti, donattı. 

Türkiye'nin Suriye dahil tüm ülkelerle sınırlarında güvenlik kaygıları olduğunu biliyoruz. Ancak 1998'deki Adana Mutabakatı bu sorunu çözmüştü. Fakat Türkiye, 2011'de Suriye karışınca bunu bir fırsat sandı. Bu fırsatın Suriye, Mısır, Yemen, Tunus, Fas dahil geniş bir bölgede hegemonya fırsatı sunduğunu düşündü. Bu, AKP’nin en büyük hatalarından biriydi. Türkiye'nin bölge gerçeklerini bilmediğini gösterdi. 

Türkiye, sorunu çözmek istiyorsa Suriye'den çekilmeli, Suriye’yle yeni ve adil bir güvenlik anlaşması imzalamak için görüşmelere başlamalıdır. Ankara'nın Şam’a yönelik mevcut yanlış politikalarının sürmesi, Türkiye'ye yarar sağlamaz. Arap dünyasındaki imajını da iyileştirmez. Mısır, Tunus ve Fas'ta Müslüman Kardeşler çöktü. Bu akımın son kalesi, Türkiye'deki AKP’dir. 

MUHAMMED NUREDDİN

LÜBNANLI AKADEMİSYEN



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları


Günün Köşe Yazıları