Olayların Ardındaki Gerçek

İdlib savaşı ve akılcı davranmak

22 Şubat 2020 Cumartesi

Bugün İdlib’de Türkiye ile Suriye merkez güçleri arasında bir savaş sürüyor. Bu savaşta Rusya, Esad yönetimi ve Suriye Devleti’nin askeri güçlerini destekliyor.

Bölgeden şehit haberleri geliyor. “Tehlike”nin giderek tırmandığını bütün dünya görüyor. Türkiye şu anda İdlib’de galibi olmayan çok karmaşık bir savaşın içindedir. Türkiye, daha önce Fırat’ın doğusunda bir harekât yaptı. Bu savaş ulusal çıkarlarımıza uygundu, çünkü Türkiye kendi topraklarını ve sınırlarını koruma savaşı veriyordu. Bu bölgede ABD’nin desteği ile ayrılıkçı PKK/PYD Kürt özerk bölgesi yaratılıyordu. Türkiye de bütün dünyaya “sınırlarımı koruyorum” diye ilan ederek meşru bir savaş verdiğini belirtiyordu.

Bu durumun evrensel hukuk içindeki tanımı ve dayanağı, Türkiye’nin sınırlarının ve vatan bütünlüğünün korunması savaşı olmasıydı. İdlib’de Türkiye’nin vatan bütünlüğünü bozan, milli çıkarlarını sakatlayan bir durum söz konusu mudur? İşte tüm dünyada tartışmalı olan nokta budur.

Esad’a bağlı Suriye güçleri de daha doğrusu Suriye Merkez Hükümeti, “Benim vatan bütünlüğüm ihlal ediliyor, onun için evrensel hukuka dayanarak vatan topraklarını koruyorum” diyor. Orada kimi köktendinci unsurlar vardır, kimi cihatçı unsurlar vardır. Kara savaşı çok zor Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bir gece ansızın gelebiliriz”, “İdlib’de gerekirse karşı çıkan herkesle savaşırız” dedi.

Putin’in sözcüsü Peskov  ise “Bu senaryo en kötü senaryodur” diye yanıt verdi. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin İdlib’deki kara savaşında başarılı olması için hava desteğine gereksinim vardır. Oysa İdlib bölgesinin hava sahası Rusya tarafından denetleniyor. Bu durumda Rusya ile bir hava savaşına mı girilecektir? 

Rusya’nın durumu

Rusya, Doğu Akdeniz’de yüzlerce yıl sonra tarihsel olarak büyük bir stratejik güç elde etti. Rusya’nın Doğu Akdeniz’de bir Tartus Limanı ve Hmeymim Hava Üssü vardır. Bu iki stratejik nokta, Rusya için yaşamsal önemdedir. Bu noktada, Türkiye - Rusya arasında çıkacak silahlı bir çatışmada Washington’ın taraf olacağını sanmak ise en büyük aymazlıktır. ABD, Türkiye - Rusya - Esad çatışmasının sürmesini ister. Bu sürtüşme sürerken de Fırat’ın doğusundaki petrol yatakları bölgesini daha güçlü olarak elinde tutmak olanağını bulur. Oradaki PKK/PYD unsurlarını destekler. Bu nedenle ABD’nin Rusya ile savaşa girmesini beklemek gerçeklere ters düşüyor. 

Bu noktada, İdlib harekâtı uluslararası arenada Türkiye’nin Fırat’ın doğusunda ve Güneydoğu Anadolu’da PKK’ye karşı verdiği haklı mücadeleyi de zayıflatıyor.  Türkiye, gereksiz bir savaşa girerek aynı zamanda ekonomik yönden de giderek zayıflıyor. ABD ve Türkiye’nin düşmanları ekonomik yönden zayıf bir Türkiye görmeyi her zaman isterler.

Son durum şöyledir: Erdoğan, şubat ayı sonrasına kadar bir ateşkes istedi. Rusya, TSK’nin Suriye’de teröristlere destek verdiğini açıkladı. Türkiye ile Rusya’nın Suriye krizinde farklı tutumları olduğu çok açık olarak görünüyor. 

İdlib’de, Türkiye’nin 15’e yakın gözlem ve kontrol noktasından en az 10 tanesinin Suriye merkez güçlerinin kontrol ettiği topraklarda kaldığı, Suriye’nin M-4 ve M-5 adı verilen karayolunun büyük bölümünü denetlediği belirtiliyor. Bu hususlar önemlidir. 

Ankara’nın ABD’den iki Patriot hava savunma bataryası istediği açıklandı. Bu istek gerçekleşir ve Patriot’lar Hatay’a yerleştirilirse, Suriye ordusuna karşı İdlib’de F-16’ların kullanılabileceği belirtiliyor. 

Milli Savunma Bakanı Akar, CNN Türk’e yaptığı açıklamalarda daha ılımlı mesajlar vererek “Rusya’ya karşı bir eylem ve tavır içinde olunmadığını” söyledi. “Ne niyetimiz ne de maksadımız asla söz konusu değildir” dedi. 

Bu yazı kaleme alındığı saatlerde Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Rusya Devlet Başkanı Putin bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Görüşmeye ilişkin detaylar henüz kamuoyuyla paylaşılmamıştı. Önümüzdeki günlerde Türkiye - Rusya - İran’ın Tahran’da bir araya gelmesi de bekleniyor. Ankara’daki siyasal iktidarın “aklıselim”e yani aklı kullanmaya geresinimi var. Kazanılamayacak bir savaş, sadece devlet ve ulusun zararına olmakla kalmaz, AKP iktidarının halk nezdinde itibarının zedelenmesine de yol açar. Akılcı olmak, sakin olmak ve geniş (makro) düşünmek gerekiyor.


Yazarın Son Yazıları

Rekor işsizlik oranı 12 Mart 2020
Çözüm diplomaside 1 Mart 2020
TÜSİAD ve Demokrasi 8 Aralık 2019