Olayların Ardındaki Gerçek

Kanal İstanbul’un bilinmeyen arka planı

05 Ocak 2020 Pazar

Son bir ayda Kanal İstanbul en çok konuşulan konulardan birisi oldu. Ancak, iki gün önce de Kanal İstanbul’un bilinmeyen arka planı açıklığa kavuştu. Konuyu özetleyelim:


Kanal İstanbul’un çevreye vereceği tahribatlar, olası İstanbul depremini tetiklemesi yönünden, toplumsal ve ekonomik yönlerden analiz edildi. Ayrıca Kanal İstanbul’un Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nin kurallarını deleceği, bunun ulusal çıkarlarımız yönünden sakıncaları üzerinde duruldu.


Bu son düşünceye karşı, Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nin bir bütün olduğu, buna Çanakkale Boğazı’nın da dahil olduğu, bu nedenle sözleşmenin delinmesinin söz konusu olamayacağı belirtildi.


Ancak Kanal İstanbul’un ÇED raporu incelenince işin içyüzü açık olarak anlaşıldı. Raporda “Zincirbozan-Gelibolu üzerinden Saros Körfezi’ne bir kanal daha” öneriliyor.


Buna göre Ege Denizi’nden geçecek bir askeri gemi, Çanakkale Boğazı ve İstanbul Boğazı’nı kullanmadan Karadeniz’e çıkma olanağını elde etmiş olacaktır.


Bu konuya ilk kez dış politika yazarımız Mehmet Ali Güller dikkat çekti. Bu konu gazetemizde 2 Ocak 2020 Perşembe günü “Uzmanlar ve çevrecilerin karşı çıktığı projenin ÇED raporu, Kanal Çanakkale’yi de öneriyor” denilerek “Kanal doğurdu” başlığı ile manşetten okuyucuya duyuruldu.


Konuyu ayrıntılarıyla inceleyen yazarımız Mehmet Ali Güller, “Kanal Çanakkale: Karadeniz’e NATO Yolu” başlığını taşıyan yazısında özellikle bir de “Çanakkale Kanalı açılması önermesi”ne dikkat çekti. (2 Ocak 2020)


Güller, “Kanal İstanbul”un ulusal güvenliğimizi ve Karadeniz’i bir barış denizi olarak korumaya karşı açık bir tehdit olduğunu yazdı.


Savlar ortadan kalktı


Çanakkale’de bir kanal açılması, Kanal İstanbul adı verilen projenin çok kapsamlı bir plan olduğunu göstermektedir. Kanal İstanbul’un açılmasıyla Montrö Boğazlar Sözleşmesi delinmez savları havada kalmış oluyor. Böylece Kanal İstanbul’un bugüne kadar bilinmeyen arka planı açıklığa kavuşmuş oluyor.


Türkiye Ege’de Yunanistan, ABD; Doğu Akdeniz’de Yunanistan, ABD, İsrail, Mısır devletlerinin ulusal çıkarlarıyla kuşatılmış durumdadır. Kanal İstanbul’un Kanal Çanakkale ile yeni bir proje haline dönüşmesi, ortaya Türkiye’nin Karadeniz’den de kuşatma içine alınacağı bir durum yaratacaktır.


Kanal İstanbul’un, Kanal Çanakkale ile birlikte değerlendirildiğinde bu projenin sadece bir rant projesi değil, Türkiye’nin ulusal çıkarlarını birinci derecede ilgilendiren stratejik bir proje olduğu ortaya çıkıyor.


Yazarın Son Yazıları

Rekor işsizlik oranı 12 Mart 2020
Çözüm diplomaside 1 Mart 2020
TÜSİAD ve Demokrasi 8 Aralık 2019