Olayların Ardındaki Gerçek

Ortadoğu Politikasında Artılar ve Eksiler

19 Ocak 2020 Pazar

Amaç, ateşkesin sağlanması, barış için silahların susmasıydı.

Ancak, taraflardan birisi olan Hafter, ateşkes metnini imzalamadan ülkesine döndü. Hafter’in, taslak metnindeki Türkiye ile ilgili maddelere itiraz ettiği ileri sürülüyor. Hafter yanlısı Tobruk merkezli Meclis Başkanı Atik Salih, Libya’da savaşın devam edeceğini açıkladı.

Ateşkes için General Hafter’in Moskova’ya gelmesini sağlayan Rus yetkililer, Hafter’in iki gün süre istediğini açıkladı.

Türkiye’nin desteklediği Ulusal Uzlaşma Hükümeti lideri Saraj ise, Moskova’dan doğru İstanbul’a geldi ve burada ABD Büyükelçisi Satterfield ile görüştü.

Bu arada, Türkiye ile Suriye arasında ilk kez resmi olarak üst düzey temas kuruldu. MİT Müsteşarı Hakan Fidan ile Suriye Ulusal Güvenlik Başkanı General Ali Memlük Moskova’da görüştü.

Giderek önem kazanan Libya konusunda Almanya’da bugün başlayacak olan görüşmelerden nasıl bir sonuç alınacağı tam kestirilemiyor.

Almanya toplantısı önemli çünkü bu görüşmelere Saraj ve Hafter’in yanı sıra; ABD, Rusya, Çin, İngiltere, Birleşik Arap Emirlikleri, Türkiye, Fransa, İtalya, Kongo Cumhuriyeti, Mısır, Cezayir, BM, AB, Afrika Birliği ve Arap Birliği temsilcileri davet edildi.

Makro Düzey

Ortadoğu’da gelişen olaylar, Suriye, Doğu Akdeniz, Kıbrıs, Libya konularında bu sütunda yayımlanan değerlendirmeler yapılmış, okuyucuya gazetemizin görüşleri de aktarılmıştır. Ayrıca, Türkiye’de hiçbir gazetede olmadığı bir biçimde, Ankara büromuz ve dış haberler servisimiz günü gününe gelişmeleri okuyucumuza gerçeklerden kopmadan en doğru biçimde aktarmaktadır.

Artılar-Eksiler

Türkiye, Ortadoğu’nun kalbindedir. Ortadoğu’daki her gelişme ülkemizin ulusal çıkarlarını birinci derecede ilgilendiriyor. Bu nedenle, tüm bu konulardaki gelişmelerin objektif ve yansız değerlendirmesini makro düzeyde yeniden yapmakta yarar var:

1. Siyasal iktidar, Suriye konusunda başlangıçta çok hatalı bir politika izledi. ABD’nin o günkü politika yönlendirmesine ayak uydurarak Suriye’de iktidarın değişmesini ve Devlet Başkanı Esad’ın bir an önce devrilmesini istedi. Bir hafta içinde Emevi Camii’nde namaz kılacağız söyleminin gerçeklerden uzak ve ne kadar hatalı olduğu 8 yıldır süren Suriye savaşı nedeniyle artık herkes tarafından kabul edilmektedir.

2. Türkiye, Mısır’daki iktidar değişikliğini de yanlış değerlendirmiş, konuya mezhepsel referanslardan yaklaşmış, “Müslüman Kardeşler Hareketi”ne destek veren bir politika izlemiştir. Devlet Başkanı Sisi’ye ağır ithamlarda bulunulmuştur. Sonunda Mısır’daki Sisi yönetimi Ortadoğu’da Türkiye’nin tam karşıtı blokta yer almış, İsrail ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) ile birlikte hareket etme yoluna gitmiştir.

Nitekim Mısır, Yunanistan, Kıbrıs Rum Kesimi, İsrail, İtalya, Ürdün ve Filistin’in aralarında bulunduğu yedi ülke Doğu Akdeniz Gaz Forumu’nun oluşturulması için geçen perşembe günü Kahire’de bir araya geldi. Ama bu oluşuma Türkiye, Suriye, Lübnan, Libya ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) davet edilmediler. Oysa Doğu Akdeniz’in istikrarı için o masada tüm tarafların yer alması gerekiyordu.

3. Türkiye’nin gerek PKK/PYD terör unsurları ve gerekse Suriye kuzeyinde oluşturulmaya çalışılan “İsrail Koridoru”na karşı çıkması, milli çıkarlarımız açısından çok doğrudur.

4. Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de, Münhasır Ekonomik Bölge (MEB) ilan etmesi isteniyordu, bu konuda geç kalındığı belirtiliyordu. 

5. Doğu Akdeniz’de GKRY, İsrail, Yunanistan, Mısır, Filistin ve Suudi Arabistan’ın oluşturduğu petrol ve doğalgaza dayalı çıkar koalisyonunun etkinliğinin bir noktada kırılması gerekiyordu. Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’nın yıllardır hazırlığını yaptığı “Türkiye-Libya MEB” projesinin ilanı, geç kalınmış ancak ulusal çıkarlarımız açısından gerçekçi ve önemli bir karardır.

6. KKTC’de 2004 tarihinde yapılan “Evet be annem” sloganıyla yürütülen halkoylamasında “yetmez ama evet”çilerle kol kola giren AKP siyasal iktidarının bu tutumu hatalıydı. Ancak Rumlar bu halkoylamasında “hayır” oyu kullanarak istemeden de olsa Türkiye’nin ulusal çıkarlarına yardımcı oldular. 

7. Doğu Akdeniz’deki çıkar çatışması AKP iktidarının gözünü açtı ve şimdi Türkiye, yakın bir süre önce KKTC’de Deniz Kuvvetleri için bir liman, ayrıca hava sahasının kontrolü için bir üs kurma yoluna gitmektedir. Geç kalınmakla birlikte, bu da Türkiye için olumlu bir adımdır. 

8. 6 Ocak’ta, Rusya Devlet Başkanı Putin, Türkiye’ye geldi. Erdoğan-Putin görüşmesinde, Libya konusunda Moskova’da ateşkes için girişimler ve bu konuda arabuluculuk yapılmasına karar verilmişti. Oysa Erdoğan, bu tarihten iki gün önce “Libya’da asla arabuluculuk yapmayız” demişti. Görüş değiştirmek, milli çıkarlar doğrultusunda olduysa ve özellikle Libya’da ateşkes sağlanacaksa, konunun olumlu yönden de ele alınması gerekir. 

Libya’da barışcıl girişimler desteklenmeli, Türk askerinin Libya iç savaşına müdahil olarak katılması çok büyük hatadır. Bunun sakıncaları her vesile ile belirtilmelidir.

9. Moskova’da MİT Müsteşarı Fidan’ın Suriye Ulusal Güvenlik Bürosu Başkanı Ali Memlük ile görüşmesi, önemli bir gelişmedir ve desteklenmelidir. Öteden beri haklı olarak Suriye Merkez Hükümeti ile resmi ilişki kurulmalıdır tezi daima ileriye sürülmüştür. Bu yönde bir adım atıldığına göre, konu olumlu olarak değerlendirilmelidir.

10. Türkiye’nin sadece Suriye ile değil, Mısır’la da Doğu Akdeniz politikaları konusunda ortak hareket etmesi gerekiyor. Bu konuda AKP Genel Başkan Danışmanı Yasin Aktay ve AKP Sözcüsü Ömer Çelik olumlu yönde açıklamalar yaptılar. Bu girişimler desteklenmelidir ve cesaretlendirilmelidir.

11. Ortadoğu’da “İhvancı”, “mezhepçi” bir politika yürütülmesi hatalıdır. Bu nedenle, mezhep ağırlıklı dış politikadan kesinlikle uzaklaşılmalıdır. Mısır ve İsrail’de büyükelçimiz yoktur. Bu hatalı yoldan dönülmeli ve süratle Tel Aviv ve Kahire’ye yetenekli büyükelçiler gönderilmelidir.


Yazarın Son Yazıları

Rekor işsizlik oranı 12 Mart 2020
Çözüm diplomaside 1 Mart 2020
TÜSİAD ve Demokrasi 8 Aralık 2019