Örsan K. Öymen

İslam ve emperyalizm

06 Ocak 2020 Pazartesi


Dünyadaki emperyalizm tehlikesine ilk dikkat çeken kişilerden birisi, Rusya’da sosyalist devrimi gerçekleştiren Vladimir Lenin’dir. O nedenle, Lenin’in esin kaynağı olan Karl Marx’ı ve Friedrich Engels’i ve onların kapitalizme yönelik geliştirdikleri eleştirileri anlamadan, dünyadaki emperyalizm sorununu anlamak olanaklı değildir.

Emperyalizm eleştirisiyle kapitalizm eleştirisi paralel bir biçimde ele alınmalıdır. Emperyalizm, belli başlı devletlerin ve sermaye odaklarının, kapitalist bir düzen içinde kendi vatandaşlarını sömürmekle yetinmeyip, başka devletlerin vatandaşlarını da sömürme aşamasına geçtiği anda ortaya çıkan, küresel bir sömürü düzenidir. Emperyalizm, kapitalizmin küreselleşmiş bir aşamasıdır.

Bu nedenle, kapitalizmin temelini oluşturan özelleştirmeci ve serbest piyasacı ilkeleri savunan siyasetçilerin antiemperyalist olması olanaklı değildir. Örneğin, AKP’nin ve MHP’nin ve onların genel başkanları Recep Tayyip Erdoğan’ın ve Devlet Bahçeli’nin antiemperyalist olmaları, bundan dolayı da kategorik olarak olanaksızdır. Emperyalizme karşı etkin bir mücadele verebilmek sosyalist politikalarla olanaklıdır. Erdoğan’ın yaptığı gibi, “dünya beşten büyüktür” demekle, emperyalizme karşı mücadele verilmez.

Vladimir Lenin, Mao Zedong, Ho Chi Minh, Fidel Castro, Che Guevara gibi liderler emperyalizme karşı etkin ve samimi bir mücadele vermişlerdir. Sosyalizmin komünizm kanadını temsil etmemekle birlikte, halkçı, devletçi, sosyal demokrat ve demokratik sol politikalar izleyen Mustafa Kemal Atatürk, İsmet İnönü, Mahatma Gandhi, Olof Palme, Salvador Allende gibi siyasetçiler de emperyalizme karşı çok önemli ve samimi bir mücadele vermişlerdir.

Dini ve teokratik yapılanmaların emperyalizme karşı mücadele vermesi kategorik olarak olanaksızdır. Çünkü din ve teokrasi, metafizik kurgular üzerine inşa edilmiş, olgusal gerçekliklerden kopuk yapılanmalardır. Din ve teokrasi, ekonomik temelin üstyapıyı nasıl belirlediğini kavrayamadığı için, feodal üretim biçimlerinin veya kapitalist üretim biçimlerinin neden olduğu sömürü düzenini çözümleyecek ve ortadan kaldırabilecek bir potansiyele sahip değildir. “Komşunu sev”, “zulüm yapma”, “merhametli ol”, “hırsızlık yapma”, “öldürme”, “fakire yardım et, zekât ver”, “yalan söyleme”, “iftira atma” gibi genel ve soyut sözlerle, yeryüzünde var olan sömürü düzenini ortadan kaldırmak olanaksızdır.

Oxfam” adlı uluslararası araştırma kurumunun raporuna göre, günümüzde dünyadaki refahın yüzde 82’sini, dünyadaki en zengin yüzde 1 elinde tutmaktadır. Gelir dağılımındaki dengesizlik, işsizlik, sınıflar arası uçurum, ekonomik ve sosyal adaletsizlik konularında din ve teokrasi hangi çözümleri ortaya koymaktadır? Bugüne kadar din ve teokrasi bu konularda bir çözüm geliştirmiş midir? Din ve teokrasi, sözde öte dünyada sözde bir cennet vaat etmek dışında, insanlığın karşı karşıya olduğu sorunlar konusunda somut ve etkili bir çözüm önerisi sunmuş mudur?

Müslümanların çoğunlukta olduğu ülkelerdeki en büyük sorun, dini ve teokratik yapılanmalardan hâ kurtulamamış olmalarıdır. Ortaçağda, Avrupa da bu yapılanmaların esiri haline gelmişti. Ancak Avrupa daha sonra, dinde reform, Rönesans ve aydınlanma devrimleri sayesinde, din fetişizmini aştı, laiklik ilkesini benimsedi. Laiklik ilkesini benimsemek, başka bir deyişle dine bir sınır çekmek, yani dinin, devlet, siyaset, hukuk ve eğitim işlerine müdahale etmesini önlemek, kapitalizme ve emperyalizme karşı mücadele vermek için tek başına yeterli olmasa da, insanlık tarihinde çok büyük bir ilerlemeye neden olmuştur.

Türkiye’nin, imam hatip okulu, Kuran kursu ve ilahiyat fakültesi enflasyonuyla, “4+4+4” eğitim modeliyle, zorunlu din dersiyle, dinselleşmiş siyasetle ve bürokrasiyle, emperyalizme karşı mücadele vermesi olanaksızdır.

Dincilik ve mezhepçilik, emperyalizmin sömürmek istediği ülkeleri zayıflatmak için sık sık kullandığı bir araçtır. İnsanlar, dincilik ve mezhepçilik özgürlüğünü elde ettiklerinde değil, dincilikten ve mezhepçilikten özgürleştikleri anda, emperyalizme karşı mücadelede çok önemli bir adım atmış olurlar.






Yazarın Son Yazıları

Post-virüs 6 Nisan 2020
Virüs 23 Mart 2020
OdaTV 9 Mart 2020
İdlib faciası 2 Mart 2020
Siyasi ayak 17 Şubat 2020
Kişilik 10 Şubat 2020
Aydınlanma ve Anadolu 3 Şubat 2020
İslam ve emperyalizm 6 Ocak 2020
İslamcı faşizm 30 Aralık 2019