Özdemir İnce

Cehalet bilimi cehaletin bilimi (7)

17 Kasım 2020 Salı

Bundan önceki altı yazımızda ele aldığımız konu ve eleştirilerimiz, T.C. Anayasası’nın 10., 42. ve 130. maddelerinin varlığını hatırlamamızı zorunlu kılmakta:

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası Madde 10: Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.

(Ek: 7.5.2004-5170/1 md.) Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet, bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür.

Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz.

DEVLET organları ve idare makamları, bütün işlemlerinde ve her türlü kamu hizmetlerinden yararlanılmasında kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadır.

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası Madde 42: Eğitim ve Öğrenim Hakkı ve Ödevi: Kimse, eğitim ve öğrenim hakkından yoksun bırakılamaz. Öğrenim hakkının kapsamı kanunla tespit edilir ve düzenlenir. Eğitim ve öğretim, Atatürk ilkeleri ve inkılapları doğrultusunda, çağdaş bilim ve eğitim esaslarına göre, devletin gözetim ve denetimi altında yapılır. Bu esaslara aykırı eğitim ve öğretim yerleri açılamaz. Eğitim ve öğretim hürriyeti, anayasaya sadakat borcunu ortadan kaldırmaz.

İlköğretim, kız ve erkek bütün vatandaşlar için zorunludur ve devlet okullarında parasızdır. Özel ilk ve orta dereceli okulların bağlı olduğu esaslar, devlet okulları ile erişilmek istenen seviyeye uygun olarak, kanunla düzenlenir. Devlet, maddi imkânlardan yoksun başarılı öğrencilerin, öğrenimlerini sürdürebilmeleri amacı ile burslar ve başka yollarla gerekli yardımları yapar. Devlet, durumları sebebiyle özel eğitime ihtiyacı olanları topluma yararlı kılacak tedbirleri alır. Eğitim ve öğretim kurumlarında sadece eğitim, öğretim, araştırma ve inceleme ile ilgili faaliyetler yürütülür. Bu faaliyetler her ne suretle olursa olsun engellenemez. Türkçeden başka hiçbir dil, eğitim ve öğretim kurumlarında Türk vatandaşlarına anadilleri olarak okutulamaz ve öğretilemez. Eğitim ve öğretim kurumlarında okutulacak yabancı diller ile yabancı dille eğitim ve öğretim yapan okulların tabi olacağı esaslar kanunla düzenlenir. Milletler arası antlaşma hükümleri saklıdır.

Anayasa değişikliği sonrası 42. maddeye ek: Kanunda açıkça yazılı olmayan herhangi bir sebeple kimse yükseköğrenim hakkını kullanmaktan mahrum edilemez. Bu hakkın kullanımının sınırları kanunla belirlenir.

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası Madde 130: Çağdaş eğitim-öğretim esaslarına dayanan bir düzen içinde milletin ve ülkenin ihtiyaçlarına uygun insan gücü yetiştirmek amacı ile ortaöğretime dayalı çeşitli düzeylerde eğitim-öğretim, bilimsel araştırma, yayın ve danışmanlık yapmak, ülkeye ve insanlığa hizmet etmek üzere çeşitli birimlerden oluşan kamu tüzelkişiliğine ve bilimsel özerkliğe sahip üniversiteler devlet tarafından kurulur.

***

Bütün anayasa maddelerine olduğu gibi yukarıda andığımız 10., 42. ve 130. maddelere de Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları, bütün devlet kurum ve kuruluşları uymak zorundadır. Bu bağlamda hükümet ve Cumhurbaşkanlığı kurumları da saygı göstermek, uymak ve uygulamak zorundadır.

Ancak Türkiye Cumhuriyeti’ni yöneten ve anayasayı uygulamak zorunda olan kurumların anayasaya ve onun kuvvetler ayrılığı ilkesine uymadığı görülmektedir.

***

Anayasamızın okullarda uygulanması zorunlu ilkesini bir kez daha okuyalım:“Eğitim ve öğretim, Atatürk ilkeleri ve inkılapları doğrultusunda, çağdaş bilim ve eğitim esaslarına göre devletin gözetim ve denetimi altında yapılır. Bu esaslara aykırı eğitim ve öğretim yerleri açılamaz. Eğitim ve öğretim hürriyeti, anayasaya sadakat borcunu ortadan kaldırmaz.”

***

Ne var ki özellikle ilk ve ortaöğretimde, Milli Eğitim Bakanlığı görevlerini Diyanet İşleri Başkanlığı ve tarikat vakıflarıyla paylaşmakta ve bu paylaşmayı ihale yöntemiyle yürütmektedir. Bu durum anayasanın başlangıç ilkelerine ve anayasanın konuyla ilgili maddelerine aykırıdır. Cumhuriyetin, eğitim ve öğretimin laik ilkesini her gün biraz daha kemiren bu girişim AKP iktidarının koruyucu kanatları altında her gün biraz daha semirmekte, Cumhuriyet Devleti’nin varlığını tehdit etmektedir.



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları


Günün Köşe Yazıları