Özdemir İnce

Demokratik olmayan rejimler

22 Aralık 2020 Salı

Demokratik olmayan rejimlere “illiberal demokrasi” diyorlar. Bu konuyu 30 Nisan 2006 tarihli Hürriyet gazetesinde ele almıştım. Şimdi, izninizle, bu yazıyı yardıma çağıracağım:

***

Batı için demokrasi demek “özgürlükçü demokrasi” demektir: Yalnızca özgür ve adil seçimlere değil, aynı zamanda hukukun egemenliğine, güçler ayrılığına ve ifade, toplanma, din ve mülk edinme temel özgürlüklerinin korunmasına dayanır. Bu özgürlüklere “anayasal özgürlükçülük” diyorlar.

Demokrasinin demokrasi olması için hem özgür ve adil genel seçimleri hem de anayasal özgürlükleri içermesi gerekmektedir.

Adolf Hitler özgür seçimlerle iktidara gelmişti. Batı’da son elli yılda demokrasi ile özgürlükler birbirinin içinde eridi. Ama bugün, Batı’nın politik kumaşında birbirine dolanıp sarmal oluşturmuş özgür demokrasinin içinde bir çelişkiyi barındırdığına tanık olmaktayız: Bazı ülkelerde bir şeyler oluyor ama özgürlükler gelişmiyor. Türkiye benzeri bazı ülkelerde de demokrasi ve özgürlükler her gün geriye gidiyor.

***

Önce “Siyasal Demokrasi” ne demektir ona bakalım. Herodot zamanından beri demokrasi, her şeyden önce halk yönetimi olarak tanımlanır. Yaygın olarak kullanılan demokrasi tanımı budur.

Bir ülkede çok partili rekabete dayalı seçim yapılıyorsa biz o ülkeye “demokratik” diyoruz. Kuşkusuz seçimlerin serbest ve adil olması gerekir, çünkü bu, ifade ve toplanma özgürlüklerinin bir oranda korunmasını zorunlu kılar. Ama bu asgari koşullardan başka yalnızca belli toplumsal, siyasal, ekonomik ve dinsel haklar toplamının güvenceye alınması bir yönetime “demokrat” etiketini yapıştırmak için yeterli değildir. İsveç’te bazı kimselerin, bireysel mülk edinme haklarının kısıtlandığını ileri sürebilecekleri bir ekonomik sistem var. Fransa’da yakın zamanlara kadar televizyonda devlet tekeli vardı, İngiltere’nin bir resmi dini var. Ama bunlar gerçek demokrasi karşısında engel oluşturmuyor.

***

Anayasal özgürlüklere gelince, bu, hükümetlerin seçimle işbaşına gelmesiyle ilgili bir şey değildir. Batı tarihinde kökleri derin bir geleneğe bağlıdır, bireyin özerkliğini ve onurunu, kaynağı (devlet, kilise, toplum) ne olursa olsun her türlü zorlamaya karşı korumayı içerir.

Anayasal özgürlükçülük Batı’da ve ABD’de bireyin hayat ve mülkiyet hakkını, din ve ifade özgürlüğünü savunmak için geliştirilmiştir. Bu ise özgürlükleri güvenceye almak için iktidarın gücünün sınırlandırılmasını, yasa karşısında eşitliği, tarafsız yargı ve mahkemeleri, devlet ve kilisenin ayrılığını öngörür.

***

İlleberal rejimlerde, gerçek demokratik rejimlerin tersine, ifade özgürlüğü yoktur, muhalefetin iktidara giden yolları mevcut yönetim tarafından tıkanmıştır; toplum iktidarın olanaklarıyla kör, sağır ve dilsiz hale getirilmiştir.

İlke ve kural olarak, demokratik rejimin varlığının tartışılmaz koşulları vardır:

1- Kuvvetler (yasama, yürütme, yargı) ayrılığı.

2- Halk adil seçimlerde temsilcilerini seçmekte ve egemenlik, gerçekten ulusundur.

3- Siyasal partilerin varlığı tehdit altında değildir.

4- Haklar ve özgürlükler güvence altındadır.

5- Muhalefetin dokunulmazlığı güvence altındadır.

6- İktidar, devlet kurum ve kuruluşlarına karşı yasadışı işlemler yaptırmamalıdır.

7- İktidar ekonomiye siyasal baskı yapmamalı, yandaşlarını kayırmamalıdır.

8- İktidar muhalefete karşı yasal sınırların içinde kalmalıdır.

9- İktidar yasal ve akçeli işlerinde şefaf olmalı ve hesap vermekten kaçınmamalıdır.

10- İktidar, asla yalan söylememelidir.

11- Yürütme, yasama ve yargıya saygı göstermeli ve baskı yapmamalıdır.

12- İktidar, devlet aygıtını işlemez hale getirmemelidir.

13- Kuvvetler ayrılığı ilkesine göre yargı, yasama ve yürütmeyi denetlerse rejimin adı demokrasidir. Yürütmenin yasamayı işlevsizleştirdiği, Yargı’yı baskı altında tuttuğu rejime diktatorya denir.

***

13. madde için yakında özel bir yazı yazacağım.



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları


Günün Köşe Yazıları