Özdemir İnce

Dr. Abdullah Cevdet

01 Ocak 2021 Cuma

Kader” ya da “yazgı” sözcüklerini şiirimde kullanmışımdır ama yazılarımda ve gündelik hayatımda kullanmaktan hoşlanmam. “Rastlantı ve zorunluluk”u kullanırım. Dr. Abdullah Cevdet için yazı yazmam da “rastlantı ve zorunluluk” içinde yer alır.

Hatırlarsınız 18 Aralık 2020 günlü “Özgürlüğün En Güzel Tarihi” adlı yazımda rahmetli dostum şair, filozof ve üniversite öğretim üyesi Abdelwahab Meddep, ortak yazarlarından olduğu La Plus Belle Histoire de la Liberté (Özgürlüğün En Güzel Tarihi) adlı kitabın “Özgürlük Karşısında İslamcılık” bölümünden söz etmiştim.

İşte o bölümde (s.132) “As-Sayyid, Aydınlanma yolunda ikili bir savaşıma girişir: Batı karşıtlığına düşmeksizin sömürgeciliğe ve yerel despotluğa karşı. İşte o dönemde Vittorio Alfrei’nin Della Tiranide (İstibdad Üzerine) adlı yapıtının önce Türkçeye sonra da Arapçaya tercüme edilmesi bomba etkisi yaratmıştı” diye yazar.

***

Elbette kitabı Türkçeye çevirenin kim olduğunu merak ettim: Dr. Abdullah Cevdet (1869-1932) İstibdad adıyla çevirmiş ve 1908 yılında Mısır’da yayımlamıştı (Tab’a-i Sâniye, Matbaa-i İctihat). Basında ve internette Dr. Abdullah Cevdet hakkında araştırma yapanlar, onun Türk toplumunu medenileştirmek için İtalya’dan damızlık erkek getirilmesini önerdiği iftirasını öğrenirler.

Ama ilk kez işin aslını-astarını anlatan bir yazıyla karşılaştım (Hürriyet, Sefa Kaplan, 17.08.2005):

***

Avrupa’dan damızlık erkek getirtelim” dediği gerekçesiyle adı Ankara’daki bir sokaktan silinen Abdullah Cevdet’in sırrı çözüldü.

Abdullah Cevdet, Mustafa Kemal’le yaptığı bir görüşmede, verimi artırmak için tarımla uğraşan göçmenlerin Türkiye’ye getirilmesinin fayda sağlayacağını söylüyor. Ama haber ertesi gün Tasvir-i Efkâr’da, “Avrupa’dan damızlık celbini isteyen var” manşetiyle yer alıyor. Abdullah Cevdet gazeteye tekzip gönderiyor, kendi dergisi İçtihat’ta böyle bir şey söylemediğini yazıyor ama dedikoduları engelleyemiyor. Öyle ki cenaze namazı bile büyük tartışmalara sebep oluyor.

Avrupa’dan damızlık erkek getirelim” dediği gerekçesiyle Ankara Çankaya’da bir sokağa verilen ismi değiştirilen Dr. Abdullah Cevdet’in, böyle bir söz etmediğine dair ifadeler netleşiyor. Mustafa Kemal tarafından 1925 seçimlerinde Elazığ (Elaziz) milletvekili olması istenen Abdullah Cevdet, Çankaya’ya çıkarak Cumhurbaşkanı ile görüşüyor. Görüşme sırasında, Mütareke Dönemi’nden beri üzerinde ısrarla durduğu tarımda verimlilik bahsine değiniyor Abdullah Cevdet. Daha sonra da Mustafa Kemal’e, “Avrupa ülkelerinin özellikle tarımla uğraşanlarından getirilecek göçmenlerle ülkede nüfus artışı ve tarımsal gelişme sağlanması konusu”ndaki görüşlerini anlatıyor. Bu konuda tek nitelikli çalışmayı yapan ve halen Princeton Üniversitesi’nde öğretim üyesi olan Prof. Şükrü Hanioğlu’na göre, “Artık son faaliyetlerini sürdürmekte olan dinci çevreler bu beyanatı saptırarak kendisinin Avrupa’dan damızlık erkek getirmeyi arzuladığını” iddia ediyorlar. (Kaynak: Bir Siyasal Düşünür Olarak Doktor Abdullah Cevdet ve Dönemi, Üçdal Neşriyat, Ankara, 1981, s.387)

Bu nedenle, Abdullah Cevdet’in sözleri, dönemin muhafazakâr gazetelerinden Tevhid-i Efkâr’da çarpıtılan bir başlık ve yorumla yer alıyor. “Avrupa’dan damızlık adam celbini isteyen de var” manşetiyle okuyucuya duyurulan haber-yorum şöyledir:

“...Abdullah Cevdet Bey’in, bu sözlerini işittikten sonra, Elaziz de bu adama rey değil, selam bile verecek Türk ve Müslüman çıkmayacağına şüphe etmiyoruz (...) Fakat damızlık Alman ve İtalyan erkekleri getirip Türk kadınlarıyla izdivaç ettirmek ve onların kanını kanımıza karıştırmak isteyebileceğini doğrusu hatırımıza bile getirmezdik... Liberallik ve laiklik yapacağım diye her gün hezeyan kusan bu adamı Millet Meclisi’ne sokmak değil, Toptaşı’na tıkmak lazım gelir...”

Haber-yorumun yayımlanmasından sonra Abdullah Cevdet, Tevhid-i Efkâr’a tekzip gönderir, Akşam ve İçtihad’da meselenin aslını anlatır ama dedikoduları engellemesi mümkün değildir artık. Öyle ki 1932 yılında kalp krizinden öldüğünde yapılan ilk tartışma, cenaze namazının kılınıp kılınmayacağına ilişkindir. Bazıları, dinsiz olduğu için cenaze namazının kılınmamasını, bazıları da Hıristiyan mezarlığına gömülmesini ister. Uzun tartışmalardan sonra, Müslüman bir anadan doğduğu için cenaze namazı kılınacak ve cenazesi Müslüman mezarlığına defnedilecektir.

***

Bu konu bitmedi. Bitmemeli!



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları


Günün Köşe Yazıları