Özdemir İnce

Ne olacak şimdi?..

10 Mayıs 2022 Salı

Devlet ve dinin ortakyaşarlığı (simbiyotik) nasıl devleti boğarsa (1 Mayıs tarihli yazımı anımsayın) parti başkanlığı ve cumhurbaşkanlığı ortakyaşarlığında da parti başkanlığı cumhurbaşkanlığını boğmakta. Bu olgunun komik ve trajik hallerine tanık olmaktayız. 

R.T. Erdoğan, Suudi Arabistan’a giderken, yanlış anımsamıyorsam, düşmanlığa varan gerginliği yorumlarken “Aynı evde yaşayan kardeşler arasında olur böyle şeyler ama küslük olmaz” demişti. Aynı soydan, aynı dinden olsalar da (hiçbir) iki devlet arasında aile ilişkisine indirgenen bir laubalilik olamaz. Uluslararası siyasette din ve kan bağı diye kopmaz bir bağ yoktur, olamaz. İslamcıların pek meraklı olduğu “Ümmet”in birlik ve dayanışması da bir safsatadır. “Mevaliler”in (Arap kökenli olmayan Müslüman halklar) kurduğu bilmem kaç devleti es geçelim, Maşrık’tan (Doğu, aslında Ortadoğu) Mağrip’e (Batı, Kuzey Afrika) kaç tane Müslüman devlet? Nâsır zamanında Mısır ve Suriye ortak bir Arap Cumhuriyeti kurmuştu, emeklemeden öldü.

Mısır ve Suriye, Araplaşmış halkların kurduğu iki ulus devlettir. Arap Yarımadası’nda bile kaç devlet ve devletçik var? Suudi Arabistan ile Yemen yıllardır neden savaşmakta? Sünniler ile Şiiler karşılıklı olarak neden nefretleşmekte? İkisi de Türk devleti olan Osmanlı ile Safevi (İran) neden yıllarca savaştı? Yavuz Sultan Selim zahmete girip neden Mısır’ı fethe çıktı ve halifeliği başımıza bela etti. Müslüman bir devlete karşı sefer yapılmasına kim fetva verdi? Memlûk devleti Köle Türkler (Kölemenler) tarafından yönetilen bir İslam ülkesi değil miydi? Osmanlı’nın Fas hariç Kuzey Afrika’da ne işi vardı? 

Orta Asya Türklerin anavatanı değil mi? Oysa beş devlet (Özbekistan, Tacikistan, Türkmenistan, Kırgızistan ve kısmen Kazakistan) var. Demek ki ümmet de soy da fasarya… 

Siz büyük iddialarla, umutlarla, gösterişle bir yere gidersiniz, orada çok iyi karşılandığınızı sanıp bir verip üç aldığınızı iddia edersiniz, oysa üç verip bir bile almamışsınızdır. Siz daha evinize varmadan arkanızdan teneke çalıp zort çekerler. Kal neymiş, aynı ümmetmiş... Ağam, Arap’ın gözünde sen hâlâ Mevalisin! Herkes yutsa, yutmayan da vardır “idraksiz Türkler” arasında. İstanbul’un işgalinde, işgal ordularında Müslüman asker yok muydu?

“Tek millet iki devlet” de yoktur, hayaldir. Sıkıysa Azerinin ayağına bas da dünya kaç bucak gör! Ama devletlerarası ilişkiyi kız alıp vermeye indirgemediklerine şükredelim. 

Erdoğan’ın Suudi Arabistan seferi konusunda basından bir alıntı yapacağım:

“Hafta içinde Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suudi Arabistan’a giderek temaslarda bulunurken bugün Suudi Arabistan devlet televizyonundan çarpıcı bir yorum geldi. Yayımlanan haberde, Ankara’nın açıkladığı gibi Suudi Arabistan yönetiminin bir daveti olmadığı öne sürüldü...”

“Gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın Suudi Arabistan’ın İstanbul Başkonsolosluğu’nda hunharca katledilmesi nedeniyle açılan davanın fail ülkeye devrinden üç hafta sonra Erdoğan’ın Riyad’a yaptığı ziyaret dikkat çekti. Guardian’a konuşan Suudi bir yetkili, ‘Bizim ona ihtiyaç duyduğumuzdan çok, onun bize ihtiyacı var’ dedi.”

Gelelim  Erdoğan’ın dönüş yolunda uçak söyleşisine: “Aziz kardeşim Kral Selman’ın davetine icabetle Suudi Arabistan’a gerçekleştirdiğimiz resmi ziyaretimizi başarıyla tamamladık. Önümüzdeki dönemde ilişkilerimizin geliştirilmesi için atabileceğimiz ortak adımlar üzerinde durduk. Ticaretimizin hızla toparlanması, gümrüklerdeki sıkıntıların giderilmesi, yatırımlarımızın teşviki, müteahhitlerimizin üstlenebileceği yeni projeler, ikili açıdan ana konularımızı teşkil etti.”

Bu açıklama 20 yıl önce yapılsaydı belki bir anlamı olurdu… Ama bu kadar sabıkalı vukuattan sonra…



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları


Günün Köşe Yazıları