Tiranlar, virüsler, yıldızlar

19 Nisan 2020 Pazar

Şatafat ve gösteriş, çağlar boyunca tiranların gizleyemedikleri hırslarının göstergesi oldu. Roma imparatorları da yeterince görkemli yollar yaparlarsa, yönetmek istedikleri topraklara ulaşmanın ve savaşları kazanmanın kolaylaşacağını düşünmüşlerdi.

Hatta bugün pek çok kişinin varlığının bile farkında olmadığı, Ayasofya’nın karşısındaki işaret taşı Milion, “bütün yollar Roma’ya çıkar” sözüne dayanak olarak dikilmiş taşlardan biriydi.

Tarihteki benzerlerinin çoğu gibi, onların da yanılgısı büyüklük ve ihtişama gereğinden fazla değer vermekti. Daha geniş toprakları, daha çok insanı yönetme hırslarıyla bu yolları açarken, küçük ve dolayısıyla da önemsiz görünen detayları hesaba katmayı unutmuşlardı.

Yollar çoğalıp ihtiraslarınıza ulaşmak ne kadar kolaylaşırsa, istemediklerinizin sizi bulması da o kadar mümkün oluyor. O dönemin vebası ya da kolerası gibi… Dolayısıyla o zaman da salgınlar pek çoklarını yıktı geçti.

Çağımız hız çağı. Eskiden bir yerden diğerine atlaması yıllar alan salgınlar, bugün biz fark etmeden kapımıza kadar geliyor. İletişimin çok daha yoğun ve el altında olduğunu düşündüğümüz halde, internet bile salgını hızla kavramamıza yetmedi.

Varlığını öğrendikten sonra bu hızlı gelişmenin şaşırttığı bazı liderler olup biteni küçümsediler. Çoğu virüse ilk fırsatta “düşman”, halk sağlığını koruma adına yapılması gereken göreve “savaş” dedi.

Böyle söyleyince zaten görev olarak yapılanı “sefer”, elde edilen her kazanımı da “zafer” olarak kodlamak mümkün oluyor, ondan olsa gerek.

Ancak kimse küçük düşmanları küçümsememeli. Zira bu virüs pek çoğunun ezberini bozdu, kimi ne diyeceğini şaşırdı, kimileri de günlerce kameraların karşısına çıkamadı. Biri sürüye salalım ölen ölür kalan sağlar bizim olur dedi. Diğeri, bu virüs Çinli deyip sürdürdüğü ticari savaşta puana çevirmek istedi. Giderek tırmanan süreçlerde yapılan yanlışları yazan basına “virüs” diyen bile çıktı.

Bugünlerde özellikle de Amerika neredeyse “kim ölecekse ölse de artık dükkanları açsak” diyenlerin sokak gösterilerine sahne oluyor. Bizde ekonomik sebepler yüzünden sistemi tümüyle kapatmak seçenek bile olmadı.

Olan biten buysa hikâyemizin özetini çatışma noktasında aramalıyız. Salgının bize seçim yapmamız için sunduğu çelişen iki kavram var; insan hayatı ve para. Böylelikle bu ikisi arasında kalan liderlerin seçimleri bize savaşın kahramanı kim, sefer nereye, zafer kimin gösterecek.

Bu virüs, ancak mikroskop altında görülebiliyor, boyu ufak ama belli ki aklı büyük, bizi boyutlarının çok ötesindeki gelişmelerin sinyallerini veriyor. Gerçi değişmeyecek bazı şeyler de olacaktır. Mesela insanlığın çağlar boyunca uğraşa didine tiranların elinden aldığı ve anayasalara yazdığı hakları, tebaasına verdiği lütufmuş gibi sunanlar.

Bir de kendisini itaat ilişkisiyle yönetmek isteyenleri, hiçbir koşulda efendisi olarak görmeyecek olanlar.

Kolay bir dönem değil, sarsılıyor, sendeliyoruz ama ara sıra kafamızı camdan uzatıp gökyüzünde buluşalım, çünkü "Hepimiz bir çukurdayızdır fakat bazılarımız yıldızlara bakar."




Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları


Günün Köşe Yazıları